belki ilginizi çeker
  1. · depresifliği gülümseyerek bastırmak
  2. · palyaço
  3. · madde 97: bir ünlü şahsiyeti seninle mcdonald's a gitmeye ikna et (reklam)
gündem
  1. · thierry henry
  2. · 29 şubat 1453 galatasaray fenerbahçe maçı
  3. · 22 kasım 2009 galatasaray manisaspor maçı
  4. · kız arkadaşı behlül ve sawyer la yatakta basmak
  5. · zongul ducks
  6. · colin kazım richards
  7. · ezel
  8. · iğrenç sesli şarkıcılar
  9. · tim hardin

mutsuzken mutlu görünmek  

 sayfa  / 3
  1. yapılması en zor olandır.
    (tuana, 30.05.2009 01:26)
  2. sahte mutluluğun arkasında kendinizi daha mutsuz hissetmenize sebep olur.
    (ya herşeyim ya hiçim, 30.05.2009 01:27)
  3. çok kötü bir alışkanlıktır.
    mutlu olunan zamanların da farkına varılmaz böylece.
    bir de herkes sizi hep mutlu sandığı için insanların dertlerinden bunalabilirsiniz. ama ondan da mutsuz olduğunuzu çaktırmadığınız için dert babası olursunuz.
    yani kısaca orgazm olmadan sürekli orgazm taklidi yapmak gibi bir şey. alışkanlık tabi kötü bir şey. her şeyin gerçeği olsun bizim olsun.
    (despinaa, 30.05.2009 01:28)
  4. mutsuzluğunuzdan mutlu olacakların mutluyken mutsuz görünme çabalarını engellemek içindir.
    (hı hı evet, 30.05.2009 01:28)
  5. palyaço deyince aklınıza ne gelir?
    düşünün ne gelir meselâ?
    enine çizgili uzun çoraplar...
    renkli koca bir şapka...
    burunda domatese benzeyen bir mandal...
    yüze hünerlice çizilmiş, hüznü örtmesi için epey uğraşılmış, neredeyse tabaka denilecebilecek ağdalı makyaj...
    pantalonu görev aşkıyla yukarıya çeken kalın bir askı...
    puantiyeli gömleğin düğmelerini neredeyse patlatacak kadar kocaman yapay bir göbek...
    paçası kısa, bol bir pantalon...
    sandviç ekmeğini anımsatan pabuçlar...
    yani oldukça komik,
    yani oldukça eğlendiren,
    yani...yani...
    ben palyaçoları sevmem!
    belki onlarda beni sevmedi...sevemezlerdi.
    gözlerindeki hüznü görmüştüm çünki...hemde her seferinde...
    her el çırpışta daha ürkek,
    her seferinde daha korkak,
    daha ağlamaklı,
    daha hassas,
    daha kaçamak bakan palyaço gözleri...
    farkedilmişliğin mahcubiyetiyle, koca eldivenleriyle, kendilerine ait olmayan elleri ile gözlerini gizleyişleri...
    ağlıyordu palyaço...
    ağlamak sana yasak! ağlama...
    ağlarken güldürmeye çalışmak!
    etraf gülerken, gizli saklı ağlamak.hatta ağlayamamak!
    işin bitti.sıra aynanın karşısına geçip o kalın tabakadan kurtulmada...
    “merhaba.işte ben!”
    labirentler, labirentler...”tamam” dediğim anda, adına labirent dedikleri, toslamaktan yorulduğum ama karşıma çıkmaktan yorulmayan duvarlar...nasılda yosun tutmuşlar...tıpkı ben...acı bir tat, acı bir koku, korkunç bir yığın...
    içimi çekiyorum.her çekişte bir alev yükseliyor bedenimden göğe doğru...
    dokunmayın yakarım!
    her defasında aynı melodi...saçlarımı yoluyorum, kafamı duvarlara vuruyorum ama nafile!
    kulaklarımı da tıkasam, çığlık çığlığa da bağırsam olmuyor...yok! yok! yok!
    ne ben benden kurtulabiliyorum nede ben senden nede sen benden...
    söyle kim kime tutsak?
    duvarlar sen, sesler sen...peki sen kimsin? sen mi ben? ben mi sen?
    neredesin bilemedim? yoksa nerede miyim?
    ama yok!
    ben ki uslanmaz bir palyaço!
    kaybolmaktı derdim.al işte kayboldum...
    gülmeyin!
    güldürmek istedim fakat ağlayabileceğimi hesap edemedim.
    gülmeyin!
    sönsün balonlarınız. herşey sizin içindi.hiçbir şeyse benim!
    gülmeyin!
    sökün süsleri duvarlarınızdan. süsleriniz gözleriniz olsun...
    acıkın!
    insan olmaya acıkın!
    ne o ağlamaklı oldunuz birden!
    maskemi çıkartınca buyum ben!
    hayat uçsuz bucaksız bir serüven madem,
    yolcuysak hepimiz ezelden...
    bakma bana!
    gerçekten bakarsan gülemezsin ki...
    çünkü ben palyaçoyum!
    bakılmak için olsam da...
    gözlerini kamaştırsam da...
    uslanmaz bir palyaçoyum.
    işte yeni bir iş daha...
    “merhaba.işte palyaço!”
    gülmeye hazırsanız başlayalım!... *
    (esasiyah, 30.05.2009 01:32 ~ 01:54)
  6. mutsuzluğunuzun kimsenin zerre umrunda olmayacağını bildiğiniz zaman yapılması gereken şey.

    içini açarsın, yaranı gösterirsin bakıp yorum yaparlar iki saniye. sonra konu değişir, içkiler tazelenir, espri yapar biri. unutulur gider yaranız o kadar açık kalmışken. üstelik siz, tüm çabanızı yaranızla yüzleşmek için harcamışsınızdır, onu tekrar saklayacak haliniz kalmamıştır bile. bakarsınız yanınızdakilerin gözlerine sizi hatırlayıp yardım edecekler mi diye. ama süreniz geçmiştir, acınızın ilginçliği bitmiştir, magazin programlarının hızlı gece turlarında büyük bir skandalı ortaya atılıp hemencecik geçilmiş 2. sınıf dizi oyuncuları gibi kalakalmışsınızdır. ne gerek var ki ?

    maskenize makyajınızı yapıp, gülen bir ağız çizdiniz mi halbuki, var mı sizden iyisi . oh mis.
    (yaz öyküsü, 30.05.2009 01:33)
  7. (bkz: palyaço)
    (özellikle nick konusunda çok hassas olan yazar, 30.05.2009 01:35)
  8. sayısız tecrübe varsa anlaşılmamaya dair, bazen tarifi yoksa mutsuzluğun, surat asmak hatta ağlamak tarifi olamayacaksa içindekilerin, anlatsana diye boş gözlerle bakan, ama anlamak hakkında en ufak bir fikri olmayan gözlere sunmaktansa mutsuzluğundan seçme bir yüz şekli, nötr olmaktır bazen, hıçkırarak gülmektir, acıdan çığlık atmak yerine kahkaha atmaktır. nasıl olsa anlatamazdım, ne doğru sözcüklerim, ne de doğru mimiklerim vardı demektir. mutsuzluğunu anlatamamayı kabullenip, kendi içinde yaşayabilmek için kabul görecek bir rol seçmektir.
    (pseudo, 30.05.2009 01:44)
  9. ne büyük bir şaklabanlıktır. insanlara mutlu görüneceksin diye maymun gibi tipten tipe girer insan. bazen mutsuzluğunu da görmeli insan.

    (bkz: kimse senden daha değerli değil)
    (castiel, 30.05.2009 01:52)
  10. insanı en çok yalnızlaştıran şeydir. kalabalık bir ortamda gülüp eğlenirken mi yoksa bomboş evde, tek başına oturup somurturken mi daha çok mutlu oluyor insan, bir türlü emin olmazsınız.
    (böğürtlenli reçel, 30.05.2009 01:56 ~ 01:56)
  11. belkide başarabildiğim en iyi replik.
    (taştozu, 30.05.2009 02:38)
  12. gözlerin kalbin aynası olduğunu çürütebilmişdir. bence çürütememiştir.
    (kanes, 30.05.2009 14:46)
  13. (bacanga, 30.05.2009 14:48)
  14. başlarda iyi yaptığımı düşündüm hem insanların sorgular bakışlarından kaçış hem de acınası görüntüden dedim kendime.zaman geçtikçe dudaklarımdaki her kıvrım biraz daha acıtmaya başladı canımı.sanki her yalancı gülümseme öc aldı benden. insanlar ddestiny senin ne derdin var ki dedi dinleyeni buldu anlattı da anlattı.herkes yahşi ben yaman herkes buğday ben saman kaldım ortada...bir bakmışım mutlu görünüyorum.artık istemesemde mutlu bir tablo var suratımda.iyi rol yapmışım inandırmışım herkesi ama bir ben inanamadım aynadaki yalancıya
    (ddestiny, 30.05.2009 14:55 ~ 20:33)
  15. gerekli olandır bazen. ya anlayamayacaktır kimse sizi ya da siz anlatamayacaksıznızdır. kimi zaman öyle bir noktaya gelirki insan, bildiği tüm kelimeleri kullansa buna mimiklerini de eklese yetersiz kalır herşey. olmaz bir türlü, siz çırpınıp dururken karşınızdakilerin ya anlamayan ya boş bakan ya da yargılayan gözlerini görürsünüz, sözlerini saymıyorum bile. bu durumda en iyisi susup hafifçe gülümsemektir.
    mutsuzken mutlu görünmeye çalışmak kendi içine dönmektir, kendi içinde halletmeye çalışmaktır, ne riyadır ne şaklabanlık. kendine kalma istediğidir.
    (kaptanınteknesinebendebinecem, 30.05.2009 14:57)
  16. oyun bu. kendini avutmaya çalışırken anıra anıra ağladığın bir oyun.
    boşver diyemiyorum. hala çekemiyorum siktiri. ve ne üzücü ki bir çok şeye.

    rüzgarın yönü hala değişmedi. bekliyorum, bekliyorum.
    değişsin da artık.

    mayıs sıkıntısı dedik, bak mayıs bitiyor, geçmiyor.
    haziran da ölmek zor, peki napıcaz?
    illa kasımımı bekleyeceğiz? -kasımda aşk başkadır-
    o lanet mutluluk imajı çizilsin artık.

    biraz güçsüzlüğü kabullenmek gerekmiyor mu? ayıplanma korkusu değil lakin.
    eğer güçsüzlüğü kabullenilirse, ayakta tutacak hiçbir şey kalmıyor.
    ayakta durmak isteyen kim ki bu sıkışık otobüste?

    bir bar taburesinde daha kaç yıl geçer? düşün bir.
    bir insanın ağırlığını ne zaman taşıyacaksın?
    yük olarak görmekten ne zaman vazgeçeceksin?
    acıdan kaçmak nereye kadar?
    acıdan kaçayım derken o es geçtiğin, kaçırdığın ve belki de bir daha asla tesadüf edemeyecek gülümsemeler ne olacak?

    inan sen de bilmiyorsun cevabını bunların.

    öyle çok güldüm ki dün.
    çok ağlarım diye öyle çok güldüm ki..
    sıyırmaya çok az kaldı.

    eserindir, gururuna.
    böyle görmek istediğinden emin misin?
    buna bakmak istediğinden?
    değilsin.
    bir umur hali.
    umursama - umursamaz- lık.

    ey iç ses sus artık. topla o düşmüş çeneni, rahat bırak bi'.
    mutsuzsan kal öyle de o ağır maske çantasını taşımaktan eğilmesin sırtın, göçmesin omuzun.
    omzun..

    ah çekmek bir keşkedir.
    keşkesiz bir ah!
    öyle tutsun ki o ah, gideme.
    (eni, 30.05.2009 15:12 ~ 15:16)
  17. bazen karşındakileride üzmemek içindir, hatta iyide gelir kaptırıp kendinizi unutabilirsiniz mutsuzluğunuzun nedenini.
    bazende hiç canınızı sıkmaması gerektiği halde olayların sıkıldığınızı farkettiğinizde kendinize inat mutlu olmaya çalışırsınız mantık duyguları bastırmaya çalışır, genelde de başarılı olur sanırım.
    (iett, 30.05.2009 15:16)
  18. (suskungeveze, 30.05.2009 15:35)
  19. mutluluk maskesini takmaktır. gülmek, güldürmektir en güzelinden. gece iste baş yastığa değdiğinde gözden damlayan iki damlayla kalmayan yaştır.
    (idiot, 30.05.2009 15:37)
  20. güçlü insanların işidir. genel olarak etrafında bir çok insan olsa da, bu insanlarla mutsuzluğunu paylaşmak niyetinde olmayanların işidir..
    (dis, 30.05.2009 15:46)
  21. (bkz: kale)
    (xanobachewsky, 30.05.2009 15:54)
  22. bir duyguyu adam akıllı yaşayamamaktır. mutsuzken mutlu görünmek güçlülük göstergesi değildir, sahtekarlıktır. asıl o mutsuzluğu yaşayıp tüketmek güçtür, başa çıkabilmek, üstesinden gelebilmek... bu kaçışlar yüzünden artık hiçbir duygu tanımlanamaz ve hiçbir insan anlaşılamaz oldu. sevgiliye, dosta şikayetlerimizin çoğu aslında başka bir şey hissederken aksi davranışları göstermelirinden oldu. sevmezken sever gibi görünmek, önemsemezken önemser gibi görünmek, sürünürken mutluymuş gibi görünmek, dinler gibi görünmek, acır gibi görünmek, dost gibi görünmek...... insan gibi görünmenin nesi kötü anlamıyorum? kime karşı bu kaleler kurulur, kime ispat etme çabasıdır bilemedim. hayatta her şey güzel olamaz, bunu kabullenmek lazım, yoksa karmaşanın arasında kaybolacağız....
    (merlot, 30.05.2009 16:09 ~ 16:18)
  23. bugün ağlamamak zorundaydım, her kötülüğe rağmen dayanamaz durumda olduğum halde mutlu göründüm ben .zorunda olmak...mutluy"muş"gibi yapmak...ama en acısı kendinle baş başa kalmak tüm bunlardan sonra!
    (bencillik değil bu sadece aşk, 30.05.2009 16:17)
  24. sahip olduğum en iyi yetenektir.
    (slethron, 30.05.2009 16:19)
  25. mutsuzken mutlu görünmek bir çeşit savunma mekanizmasıdır. mutsuz olduğunuzu bilen ne kadar çok insan olursa mutsuzluğunuzu o kadar pekiştirmiş olursunuz. tabii bu durum bünyeye zarardır. mutlu görünmek adına yapılan abidik kubidik şeyler size kişilik bölünmesi olarak geri döner. eğer bu kandırmacaya inanacak kadar aptalsanız siz bile mutlu olduğunuza inabilirsiniz. bu kadar aptalsanız zaten mutsuz da olmazsınız.

    (bkz: çelişen sözler)
    (eski dostum kertenkele, 30.05.2009 16:25)
 sayfa  / 3

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil