çok meşgul olduğun, dünyevi işler için oradan oraya koşturduğun zamanlarda farkına varmadığın, dikkatini bile çekmeyen bu küçük detaylar farkına varabildiğin zaman gülümsemeni sağlar, rahatlatır, dünya daha güzel bir yer olur
bir mekandan ayrılırken sandalyenin arkasından alınan ceketin giyilirken verdiği o hafif serinlik, kollardan kayarak akan kumaşın sırta sıkıca oturması. sanki kendine güveni arttırıyor. tuhaf bir endorfin duygusu. dışarı çıkıldığında dikilen yakalar. sanırım ceketimi biraz fazla seviyorum.
yıllar sonra gelen ek: biraz enteresan bir giri olsa da allegro marka bu ceketimi halâ giyiyorum, halâ hastasıyım.
sabah sabah arayan sevgilinin "aşkım günaydın seni seviyorum ama bugün gelemiycem" şeklinde sıyırma planları yapması sırasında baştaki "aşkım günaydın seni seviyorum" cümlesi.
tam da artık sinirlerin gerilmeye başlamışken ve ayrıca gurur nedeniyle bir türlü aramayı kendine yediremediğin bir anda sevgiliden gelen bir arama veya bir mesaj hatta ve hatta en azından bir çağrı.
küçük güneş ışığı hüzmelerinin odanın içini aydınlatması ile uyanmak,muhteşem hazırlamış bir kahvaltıyla güne başlamak,uyandığında yanında sevdiğin insanı bulmak..