mutluluk bazı çocukların yeni bir oyuncağa kavuşması, bazılarının ise yiyecek bir lokma ekmeği bulmasıdır. değişir insana göre, mutludur herkes kendi çapında ama... hep ama'lar vardır işte! ama ile başlayan istek cümleleri. eğer gelirsen, eğer seversenli cümleler gibi şartları vardır insanın.
mutluluk şart ekleri kaldırılmış cümlelerde güzel galiba.
haber vermeden gelir ve gider; olsun bize kendini gösterdi ya! yaşadığının haberini aldık ya!
ya hiç olmasaydı, ya hissetmeseydik mululuğu? o vakit şükredebilir miydik en ufak mutsuzluklara?
huzurla birlikte gelen muhteşem histir ancak hiç güvenmemek lazımdır kendisine. "ne güzel lan mutlu uyanıyorum her sabah" derken bir bakmışsınız sap gibi duruyorsunuz odada. gelen giden yok, sallayan yok, hayatta bir değişiklik yok, herşey aynı b.k. böyle hissedince ilk başta geçici birşey olduğunu düşünürsünüz bunun, bu esnada çevreye gene de mutlu görünmeye çalışırsınız. bir süre sonra bakarsınız ki geçici falan değil gayet kamp kurmuş bünyeye. o zaman mutlak olanın mutsuzluk mu mutluluk mu olduğunu düşünmeye başlarsınız? bir boka ulaşamaz, olduğunuz yerde kalırsınız.
bu enteresan his çoğu zaman anlık olarak yer eder insanın hayatında. herhangi bir filmin karesinde, kahvaltıda annenin hazırladığı kızarmış ekmekleri gördüğünde, birinden küçük bir hediye geldiğinde, yaz gelince markette karpuzun çıktığını gördüğünde, bütün çamaşırların kirliyken tam en arkada temiz bi t-shirt bulduğunda, yatağa girince yastık kılıfının yumuşatıcı kokusunu hissettiğinde, eve dönmek için bindiğin otobüs terminale yaklaşınca karşıdan anneni babanı gördüğünde, rüyanda ablanın öldüğünü görüp deli gibi ağlarken birden uykudan uyanıp gerçek hayatın sıcak bir battaniyenin altında sessizce devam ettiğini anlayıp pis pis sırıtmaya başladığında, aşuredeki bakla sana çıktığında, sipariş verdiğin pizzanın yanında haberin olmadan bi pizza daha geldiğinde, "deniz dalgalı ulan gitsem de giremicem" diye düşünüp zorla gittiğin sahilde denizin çarşaf gibi olduğunu görüp denize atladığında, alakasız bir günün akşamında eve döndüğün zaman salonda ailenin rakı-balık sofrası için seni beklediğini gördüğünde, duş alırken su kesildiğinde ve 5 sn sonra geri geldiğinde, istiklal'de yürürken ilkokula giden küçük bi kızçocuğu durup "abla saçların ne güzelmiş" dediğinde hissedilen şeydir mutluluk. çok güzel birşeydir ama kısacık sürer. kısacık sürer ve tadı insanın damağında kalır. insan bekler bir diğeri gelsin diye ama bu iki mutluluk arasına tonla huzursuzluk, sıkıntı girer. bu huzursuzluk yaşanılan mutlulukları aşarsa, insanın yaşamı oldukça kötü bir hal alır. ama gene de vaz geçemez yaşamaktan çünkü ipin ucunda anlık denilerek küçümsenilen mutlulukların bir daha asla yaşanmayacak olması vardır.