bazı çok bilmişlere göre galatasaray'da oynayacak kapasiteye sahip olmayan futbolcu. kime göre, neye göre. zaten bizim memlekette herkes futbolu çok iyi bilir, kafa patlatır, iki maçını izlediği bir oyuncu için ahkam keser, yere göğe komaz, yeri gelir yerlere çalar.
bu kardeşimiz sanıyorum 27 yaşlarında. erciyes ve bursa maceralarını biliyorum sadece. ancak süper lig de iken mücadele gücü yüksek erciyes'in ve geçtiğimiz sezonun ikinci yarısını lider tamamlayan bursaspor'un ortasaha da yükünü çeken isimlerin başında geliyordu. bir iki maç alıcı gözüyle izleyebildiğim bir oyuncu olarak yapabileceğim tanım; mücadeleden kaçmayan, topu çabuk ayağından çıkartıp basit ve ayağa oynayan, topla derinlemesine sürpriz çıkışları olan ve arada rakip kaleyi sert, isabetli şutlarla yoklayan bir günümüz orta alan oyuncusu. demiyorum ki dünya klasmanında bir potansiyeli mevcut. ancak en azından futbola dair birçok şeyi bir kenarından tutarak azimle yapmaya çalışan bir karaktere sahip. mehmet güven'in daha dengeli, tecrübeli ve hücuma destek çıkan versiyonu. mehmet topal'ın biraz daha tempolu ve rakip yarı sahaya daha sık giren hali. her şeyden önce "sıfır" bonservis bedeli ile takıma kazandırılmış. yani bu takımın çok daha düz bir ön libero olan bülent akın'a 7 milyon dolar verdiği günler çok da geri de kalmadı. ligin kalbürüstü takımının demirbaşını sıfır bonservisle alıyorsan o vakitten sonrası ortaya koyacağı her olumlu hareket kar haznesine yazılacaktır. risk yok çünkü. ama görüyorum, okuyorum; çok top kaybediyor, yerini bilmiyor, büyük maçlarda ne yapar belli olmaz.. zaten bu genel anlamda galatasaray için söyleniyor, ciddi bir rakiple oynamadı diye. türkiye liginden ciddi rakip say desen 5'e, 6'ya antep ve kayseri'yi koyarsın ama ne galatasaray ne de sarp bu takımlara karşı oynamamış gibi. ligimizde sanki bir atletico madrid, fiorentina var da ciddi rakip bekliyorlar bir de.
daha geçtiğimiz gün, futbol bilgisine her zaman inandığım güntekin onay bile rıdvan dilmen'le olan sohbetinde beşiktaş için ideal orta saha oyuncusunu şu sözlerle açıklıyordu; basan, koşan, mücadele eden, top ayağına yakışan, şut atan, duran top kullanan, takımını hücuma kaldıran ve gol yollarında etkili olan. ee çüşş yani. acaba dünya üzerinde bu takıma uyan bir oyuncu mevcut mu şu an da? belki eskilerden lotthar mattheaus. eğer futboldan anlayan, yön veren adamlar bile oyunculardan beklentilerini bu derecede uçuk noktalarda açıklarlarsa futbolla aslında çok da haşır neşir olmayan insanlar her futbolcudan, terry savunması, xavi yaratıcılığı ve messi bitiriciliği bekleyecekler, sahada gerçek manada "görevini" yapan oyuncular bile onları tatmin etmeyecektir. sağ beki sağ kanattan bozma sabri, sol beki başı yerde koşan ibrahim üzülmez olan koca türkiye milli takımına bakınca mustafa sarp harbi harbi futbolcudur kardeşim daha ne bekliyorsunuz ki. sarp'ın bir üst kademesini de real madrid 35 milyon euro'yu basarak alıyor zaten.
*