mustafa kemal atatürklü  bankası reklamı   

 sayfa  / 3
adana çık aradan

  1. (bkz: http://www.youtube.com/...)
    (manha de carnival, 10.11.2007 00:03)
  2. haddinden biraz tıknaz olsa da, çok kıyak bir mustafa kemal atatürk olmuştur haluk bilginer. hala kevin costner diyene yuhlar olsun.

    çocuğun doğallığı ve çekim kalitesi de ilkokul hayat bilgisi derslerindeki öykülerin mutlak iyimser, siyah içi pembe atmosferine hoş bir yolculuk yaptırmıştır şahsıma. çekenlerin emeğine, haluk bilginer'in sesine sağlık.
    (garion, 10.11.2007 00:16)
  3. güzel reklamdır, günün anlam ve önemine uygundur. verdiği mesajlar, oyunculuk harikadır. atatürk vardır içinde... ama, evet ama diğer şirketler reklamlarında istiklal marşı, türk bayrağı kullanınca verdiğim tepkinin aynısını almaktadır iş bankası benden. gönül isterdi ki o yaklaşık 2 dakikalık reklam yerine atamıza daha yakışan, işbankası isminin sadece film sonunda "iş bankasına verdiği destekten ötürü teşekkürler" şeklinde göründüğü bir film çekilseydi. atamız ticari bir şirketin reklamına alet olmasaydı.

    evet bana da yaramıyor bir şey.
    (sycrone one, 10.11.2007 00:24)
  4. ilk gördüğümde video efektleri kullanılmış bir yapım zannettim.ardından haluk bilginer'in sesinin duyulması ve onun haluk bilginer olduğunu görünce dumura uğramama neden olan reklamdır.iş bankası reklamda son noktaya ulaşmıştır.
    ayrıca kanaatimce haluk bilginer için de en onur duyduğu rollerden biri olmuştur.
    (ceyus, 10.11.2007 00:26)
  5. gözlerim dolu dolu izlediğim reklam. sanki ben de ordaymışım sanki ben o çocukmuşum, paşa dedemle konuşuyormuşum gibi hissettim. şanslı hissettim kendimi, engin gözlerine bakıyor ondan nasihat dinliyormuşum gibi hissettim.. yüreğim burkuldu, boğazıma bi yumru oturdu hemen.. atam, aziz kumandanım karşımdaydı işte dimdik, herzamankinden daha özlem dolu yaşadım o kısacık zamanı.. kimin emeği varsa bu reklamda ellerine sağlık.

    not:
    haluk bilginerin, rutkay aziz'den daha çok atama benzediği bir gerçek. hatta onun gibi manasız uzatarak da konuşmuyor.yalnız haluk bilginer önden çekimde paşa dedeme benzemiyor olacak ki, hep yandan çekmişler..
    (kitiara uth matar, 10.11.2007 00:56)
  6. harikulade reklamdır. haluk bilginer'in oyunculuğuna bir kez daha hayran kaldım. abidik gubidik insanlara zorla nazla tuzla sanki pek bir matahlarmış gibi yalvar yakar gelin atatürk'ü oynayın diyenler de utansınlar diyorum. neymiş efendim cüce antonio banderas oynayacakmış, neymiş su dünyasının spak kulaklısı kevin costner oynayacakmış. oynasan nolur oynamasan nolur sanki çok başarılı oyuncular da. gerçi onlar değil de asıl onlara ağız açan utanmazlar düşünmeli yaptıkları hataları. sanki bizim içimizden bir kişi çıkmaz atatürk'ü oynayacak. bir rolü oynamak için önce hissetmek gerekir elin banderas'ı, costner'ı ne anlayacak ki nesini oynayacak atamızın?
    (florianus, 10.11.2007 01:08)
  7. hayatımda gördüğüm en mükemmel atatürk canladırmasını içeren reklam.gerçi reklam amacına ulaştımı orasını bilemem.herkes haluk bilginer'in kusursuz oyunculuğunu izlemekte reklamı izleyemiyor sanırım.
    (betatron, 10.11.2007 01:14)
  8. atatürk sömürüsünün alası.
    (easy company, 10.11.2007 01:25)
  9. izlediğimden beri kendime gelemediğim reklam... bir an insan koşup o bahçeyi bulsa sanki atatürk'ü o bankta otururken bulacak gibi geliyor...

    atam, yetiştirdiğin gülleri koparıp attığını sananlar var ama bilmiyorlar ki gül budandıkça daha gür çıkar...
    (kedikara, 10.11.2007 01:29 ~ 01:32)
  10. "..eğer çok istiyorsan, ne eline batan diken; ne de söylenenler umurunda olmayacak"

    bu kadar hoş bir reklam; buna mukabil bir türlü algılanamayan "ne.. ne.." kuralı.. metin yazarlarının yaratıcılıklarının denetlenmesi için borat seviyesinde bir dilbilgisi kapasitesine haiz olması; yahut "allah yok" gibi marjinal ve dikkat çekecek sert cümleler mi kurması gerekir illa?

    diyorum ya, arz etmeden son kez "bir bilen"e danışılırsa ben gibi zıpırlar metin [text] kusurunu saptayıp fırlamaz..

    reklam? reklam süper..

    [dipnot: laf aramızda başlık da hatalı.. doğru ahmet gibi hissediyorum şu an..]
    [edit: artık değil..]
    (hepinizin ağzına kırmızı biber sürerim, 10.11.2007 01:32 ~ 13:25)
  11. ulusal değerleri kendi çıkarları adına kullanmanın mükemmel örneği.

    (bkz: mezarda kemikleri sızlamak)
    (kremberiz, 10.11.2007 04:45)
  12. haluk bilginerin seslendirmelerden çoook alıştığımız ve zaten yeteri kadar karakteristik (benim ağzıma çatallı demek geliyor, nasıl tanımlarsanız) olan sesini atatürkle bağdaştıramadığım reklam. bildiğimiz üzre atatürk'ün sesi biraz daha ince ve tiz (yine ağzıma geldiği şekilde tanımladım), üstelik seslendiren insan da tatlı hayat'ın ihsan bey'i, moliere'in cimri'si, reklamların arkaplan sesi olunca biraz yabancılaştırıcı oluyor.
    (labarba, 10.11.2007 09:36)
  13. "hedefine kilitlen, kimsenin etkisi altında kalma ve kendini herkese göster" öğüdü veren "reklam".
    pek tabii -putlaştırdığımız diyemeyeceğim- olarak "kahramanlara edilmesi gereken muamele"yi ettiğimiz atamızdan, yani büyük yol çizicimizden başkasından duysak asla bize bir şeylerin nasıl kazanıldığını hatırlatmayacak olduğundan atatürk' ün kullanıldığı böylece, hedefin pek çok kalpte yer etmesini sağlayan "reklam" olmuş ki aslında kendisi reklamdan ziyade bir anma görüntüsüdür, görüldüğü üzre iş bankası kendini pazarlamaya çalışmamıştır, 10 kasım mesajını vermiştir!

    not: atatürk' ü her gördüğünde "putlaştırdınız" onu diyenler için; milletler kahramanlarına böyle davranır, bu putlaştırmak değildir karıştırıp bok atmayalım hemen. putlaştırılmış olsa ettiğimiz duayı gerçekleştirmesini falan bekleriz...tek yapılan öğütlerinin ve sözlerinin hatırlatılması* çünkü hala yanlışı bulunabilmiş değil, geçerli ve elzem. nesi batıyor hala onu çözmek güç!
    (agnodice, 10.11.2007 09:38)
  14. bence reklamda önemli olan ne haluk bilginer'in oyunculuğu ne de ses tonudur ki haluk bilginer belki de bu reklamda en güzel sonucu çıkaracak isimdir. bana kalırsa isim doğru seçimdir. reklamı izleyenlerin içinde biraz kıpırtı, beyninde biraz düşünce ve reklamın sonunda dediği gibi atatürk'ü özlemle anıp gözlerimiz dolduysa reklam amacına ulaşmıştır.
    (absinthe, 10.11.2007 10:09 ~ 10:13)
  15. özellikle gençlerin bundan önceki 10 kasım'lardan daha farklı duygular hissetmesine vesile olabilecek güzellikte yapılmış reklam filmi.

    gerçi türkiye iş bankası'nı sevmem. nefret ederim. bankacılık işlemi adı altına türkiye'nin en yüksek haracını çeken bankalar arasında olmasından değil, internet bankacılığında yapılacak her hareket öncesi sorumluluk almadığını belirtir yazılar koymasından değil, bir soğukluk var aramızda 'ben bu ilişkide gelecek göremiyorum.' dedirten...

    reklam benim için amacına hizmet eder mi? sanırım hayır...

    ben zaten atatürk'ü çok seviyorum....
    (hansvoralberg, 10.11.2007 10:23 ~ 10:28)
  16. gül bahçesi hikayesini dinlerken gözlerimin dolmasına sebebiyet veren reklam. haluk bilginer döktürmüş hakikaten. ve reklamın sonunda, atatürk hikayeyi anlatıp anladın mı diye sorduktan sonra, "hadi bakalım, devam..." diyerek çocuğu bahçeye yollayarak bize bir şeyler anlatmak istemiş sanki.

    anlayana...
    (evilmaddox, 10.11.2007 11:09)
  17. her ne kadar atatürk'ü suistimal eden kolpacı bir reklam olsa da makyaj güzeldi. ilerde atatürk ile ilgili bir film, dizi, vs. çekilirse emsal olabilecek nitelikte.
    (azwepsa, 10.11.2007 11:20)
  18. her izleyişimde gözlerimi dolu dolu yapan,atatürk özlemimi daha da perçinleyen,reklamdaki çocuğun yerinde omak istediğim izlenesi ağlanası reklamdır!
    (willy wonka, 10.11.2007 11:47)
  19. ata dan birkez daha özür dilettiren reklam..

    gülü yetiştirirken canımız yanınca kaçtık hemen, direnemedik yada güneş terletince savaşamadık düşüncelerimiz uğruna..

    ve hep akıl verdiler bize. hangi bahçe hangi gül dediler. vazgeçtik. tırnaklarımızla kazmadık en verimsiz toprağımızı tek bir gül uğruna..

    kabul ettik onların güllerini ,yetiştirme yöntemlerini..

    ama aslında sorsaydık kendimize "ben burayı gül bahçesi yapmak istiyor muyum?" diye yetiştirmezmiydik atanın çocukları torunları olarak dünyanın en güzel gülünü bahçemizde..

    ve bunu gerçekten isteseydik yürekli olabilseydik düşüncelerimizi savunabilseydik umrumuzda olur muydu elimize batan diken, yada söylenenler..

    ve o zaman tek istediğimiz o gülün kokusunu duymak olurdu belki..

    oysa şimdi onların gülleriyle ne kadar mutluyuz!
    o gülün kokusunda sarhoşuz.
    ve artık diken başka yerlerde,
    kör de olduk sanırım göremiyoruz..

    yine tek yaptığımız özür dilemek olucak..

    özür dileriz atam biz senin kadar inançlıı olamadık,yapamadık,sahip çıkamadık..

    ve hergün seni aradık..
    (ernesto guevara de la serna, 10.11.2007 11:55)
  20. milli mücadele döneminde bile bu milleti yazılarıyla, romanlarıyla, şiirleriyle ateşeleyenler halide edip gibi, mehmet akif gibi edebiyatçilar olmuştur. bugün de memleketin hali herkesçe daha bir malumken içimizde birşeylerin kıpraşması için atatürk filmlerine ihtiyaç duyuyorsak pek değişmediğimizi gösterir.

    olsun. keşke bu şekilde uyanabilsek.

    ammaaa, hem atatürk'ün mirasını taşıdığını iddia edip gözümüze sokmaya çalışan, hem cumhuriyetin ilk bankası olduğunu her fırsatta vurgulayan, hem de genel başkanı (bkz: ersin özince) "türk bankacılık sektörünün yabancı sermaye'ye muhtaç olduğunu" savunan bir bankadan gelince böyle bir film... ne diyem bilemedim.
    (easy company, 10.11.2007 11:57 ~ 12:01)
  21. içerisinde geçen gül muhabbeti mustafa kemal'in gerçek bir diyaloğundan ya da konuşmasından alıntı değilse tehlikeli olabilecek bir reklam. okuduğum, dinlediğim, konuştuğum yerlerde reklamdan haluk bilginer'in atatürk'e benzerliği ve kimseyi dinlemeden yola devam et - durmak yok yola devam sloganını fena hatırlattı - mesajı üzerinden bahsediliyor. verilen bu mesaj eğer mustafa kemal'e ait değilse reklamı yapan ajans hangi akla hizmet böyle bir senaryo yazıp bunları ülkenin kurtarıcısı / kurucusu söylemiş gibi sunabiliyor? yarın bir başkası buna benzer bir reklam çekip kendi kafasına göre bir mesaj verse, sonra bir başkası, sonra ve daha sonra herkes yazsa birşeyler ve atatürk'e söyletse ne olur?

    umarım ortada eşi ölmüş annenin çocuğuna ''yaşasaydı baban da senin doktor olmanı isterdi'' diyerek kendi isteğini çocuğunun duygularını sömürerek söylemesi gibi bir durum yoktur. tabii diyalog gerçek bir hikayeden alıntıysa reklam oldukça başarılıdır.
    (damda deli var, 10.11.2007 12:07 ~ 12:08)
  22. "atatürk'ün reklam malzemesi yapılması" gibi bir noktada birtakım etiğe aykırı iddialarını bir kenara bırakırsak, güzel bir çalışma olduğu muhakkak. ama bu ve benzeri bir reklamı rakının yanında beyaz leblebi yiyen bir ata reklamı sonrası "çorum leblebicisi mustafa mecit efendi" diye bir kapanışla gördüğümüz vakit ne denilecek merak ediyorum. bir yerde güzel birşey yapılmış aslında. çocuğun "senin elin kanar mı? ama sen atatürk'sün" gibi safiyane yaklaşımı gerek reklam metnindeki atatürk'ün verdiği cevap gerekse diğer tüm görsel unsurlarla desteklenen samimi hava onun üst düzey bir canlı türünden ziyade bizim gibi kanlı canlı, babacan bir insan; içimizden biri olduğu hissini kuvvetlendiriyor ata'nın. bu noktada ufak bir ayrıntıya dikkat çekmek gerekirse atatürk'le ilgili hatıratlardan öğrendiğimiz kadarıyla günlük yaşamında sıkça kullandığı "aferin çocuk, değil mi çocuk, evet çocuk" gibi cümleleri esasında "çucuk" olarak telaffuz ettiği gerçeği. reklam yazarları muhtemelen ya bilmiyorlar ya da o samimiyet içinde atatürk'ü o şekilde seslendirmenin "ama o atatürk"le başlayan tepkiler doğuracağından çekinmiş olabilirler.
    (aksamustune dogru kis vakti, 10.11.2007 12:37 ~ 13:32)
  23. denilecek çok fazla bir şey yok. duygu yüklü, güzel bir reklam olmuş fakat amaç ticaridir, şirket reklamını yapmaktır. atamız yine kullanılmıştır.

    oturduğum yerden bulduğum "ne...ne..." kalıbı hatasını bulamayan reklamcılara da selam ederim.
    (damned, 10.11.2007 13:17 ~ 13:19)
  24. -aa
    + ne oldu çocuk
    - senin eline diken batar mı?
    + batmaz mı?
    - senin elin kanar mı?
    + kanamaz mı?
    - ama sen atatürk değil misin?
    + öyleyim çocuk
    - ama ...
    + sen şimdi bırak benim kim olduğumu, bu gülü yetiştireceksen canın yanacak, elin kanayacak, güneş seni terletecek, bu bahçede gül bitmez diyenler olacak, gül öyle yetiştirilmez böyle yetiştirilir diyenler olacak, sen kendine şunu soracaksın, ben burayı gül bahçesi yapmak istiyor muyum? ben burada dünyanın en güzel güllerini yetiştirmek istiyor muyum? eğer çok istiyorsan ne eline batan diken ne de söylenenler umurunda olmayacak, kim olursan ol tek istediğin -etraftaki kokuyu içine çeker- şu kokuyu duymak olacak anladın mı?
    - anladım.
    + aferin sana , hadi bakalım devam...
    (bucurukh, 10.11.2007 13:49 ~ 14:12)
  25. gözlerimi dolduran bir reklam oldu.

    her ay hesabımdan acımadan çekilen faizler, atatürk'ü önüne siper edip göz doldurma faaliyetlerine aktarılıyor. yitip giden paracıklarım bir ticari suistimal çalışmasında çar çur ediliyor. nasıl gözüm dolmasın?

    efendiler,

    "iş bankası ön planda değil" imiş. hadi ordan. madem ön planda değil, sabah sabah aklıma son gelecek şey iş bankası iken niye birden o banka hakkında yazmaya başlıyorum? başlıyorsunuz? ön planda olması için illa atatürk'e iş bankası t-shirt'ü mü giydirmek gerekiyordu. reklamcılık, anladığınızdan daha kurnazdır kuzum.
    (wondrous, 10.11.2007 14:04)
 sayfa  / 3