itü rektörlüğü de yapmış bilim adamı. itü mustafa inan merkez kütüphanesi girişinde büstü ve www.library.itu.edu.tr adresinde de mustafa inan sayfası görülebilir.
itü inşaat fakültesi mekanik anabilim dalı'nın kurucusu, duayen öğretim üyesi, yüce insan. hayatı yine itü inşaat fakültesi mezunlarından yazar oğuz atay tarafından "bir bilim adamının romanı" adlı kitapta kaleme alınmıştır. her üniversite öğrencisinin bu kitabı okumasını şiddetle tavsiye ederim.
hastanede yatarken koluna takılan serumun damla damla boşalma hızından serumun sabaha kadar yetmeyeceğini hesap eden ve bu yüzden hemşireye fırça atan müstesna insan.
bu bir suçlama değildir, büyük şahsiyet ve bilim adamımız mustafa hocamız'a bir kötüleme de değildir. hatta masonlara eğer mustafa inan bir dönem gerçekten 33. dereceye gelip büyük üstat olduysa onlar gurur duymalı, masonları o yönetti diye içimize su serpilmeli...
haftasonu hasta yatağımda okuyup bitirdiğim bir bilim adamının romanı sayesinde hakkında bilgi sahibi olduğum, hayatıyla ilgili öğrendiğim pek çok ayrıntıda gözlerimin dolduğu ve artık adının verildiği merkez kütüphaneye her girişimde hatırlayacağım değerli hoca, efsanevi şahıs.
"biliyorum bir çok zorluk yaşayacaksın. hepsini şimdiden görür gibi oluyorum. talihli olarak küçük bir burs bulsan bile yurt köşelerinde sürünebilirsin. binbir güçlükle soğuk bir banyoda yıkandıktan sonra, arkadaşlarından utanarak havlular içinde büzülerek, yurdun tek sıcak yeri olan okuma salonunda çalışan arkadaşlarının arasında kurumak zorunda kalabilirsin. her sabah insanlarımızın balık istifi olduğu bir otobüste kendine ve resim tahtana bir yer bulabilmek için, sabah karanlığında yollara düşmek zorunda kalabilirsin. hatta ısınmak için okul yerine kahveye gitmeyi bile isteyebilirsin. işte bu durum ve şartlar altında bile her zaman amacının olduğunu gözden kaçırmamalısın. insanları etkilemek, insanlara söz geçirmek, sesini duyurmak istiyorsan, bütün bunları yapabilecek yetenekte olduğunu göstermelisin. yoksa sonunda sıradan bir insan durumuna gelirsen, kimse senin kötü şartlar altında bu duruma düştüğünü düşünmez, kimse sana gençliğinde iyi beslenemedin diye, sırf bu yüzden itibar etmez. bir gün gelir de kendini gösterebilirsen, sen bütün bu zorlukları yaşamış olduğun için, bu zorluklara çare bulmak için herkesten daha gerçekçi davranabilirsin. yok, eğer sen de 'acı çekme sıramı savdım, artık öğrecilerim üzülsün, asistanlarım çanta taşısın, doçentlerim olduğu yerde saysın' diye hissedersen sana da herkese de yazık olur. hissedersen diyorum, böyle acıklı bir duruma 'düşünme' adını veremiyorum çünkü..."
büyük insan.. hayatını öğretmeye, öğretmek için de öğrenmeye ve araştırmaya adamış büyük kişilik.. mukavemetin babası.. oğuz atay ın hocası.. bir bilim adamının romanı adlı eserde oğuz atay ın anlattığı ender ruh.. tutunamayanlardaki selim in hayali olan son nokta
tarafımca inan soyadına oğlu eklenerek büyük bir ayıp işlediğim yüce insan.. tarih beni affetsin.. bu hatamı daima hatırlayacağım ama dolu ve karışık bir kafa ile yazdığım için affedilir olduğunu umuyorum..
adını kütüphanemize verenlere teşekkürler, bu adı verenlere bu fırsatı sunan bir yaşam sürdüğü için de bu büyük hocaya teşekkürler.yol parası çıkışmadığı için yürümek zorunda kaldığı yollar sebebiyle sürekli hasta olması bile ne kadar gereksiz kalıplara bürünüp üretkenliğimizin, şevkimizin dağıtıldığnı hatırlatıp yürek burkar..