itü rektörlüğü de yapmış bilim adamı. itü mustafa inan merkez kütüphanesi girişinde büstü ve
www.library.itu.edu.tr adresinde de mustafa inan sayfası görülebilir.
(chete, 16.03.2004 00:41)
(chete, 16.03.2004 00:41)
itü inşaat fakültesi mekanik anabilim dalı'nın kurucusu, duayen öğretim üyesi, yüce insan. hayatı yine itü inşaat fakültesi mezunlarından yazar oğuz atay tarafından "bir bilim adamının romanı" adlı kitapta kaleme alınmıştır. her üniversite öğrencisinin bu kitabı okumasını şiddetle tavsiye ederim.
hastanede yatarken koluna takılan serumun damla damla boşalma hızından serumun sabaha kadar yetmeyeceğini hesap eden ve bu yüzden hemşireye fırça atan müstesna insan.
ömer belik der ki: "her mühendisin rafında mustafa inan'ın kitabı bulunmalıdır."
türkiye'de ilk kez doktora yapan bilim adamı.
adanada doğan hayatı hastalıklarla geçen çok değerli bir profesörümüz.
(mavio, 16.07.2004 16:42)
(skuba, 26.07.2004 22:50)
merkez kütüphane
* girişinde büstü bulunan insan.
kendi dediklerine göre:
(bkz:
http://www.mason.org.tr/...) sitesinden...
ünlü masonlar:
mustafa inan (1911-1697) i.t.ü. rektörü
yine (bkz:
http://www.mason-mahfili.org.tr)'den:
büyük üstat: mustafa inan (1911-1697) i.t.ü. rektörü
(bkz:
aramaya inanmak)
(bkz:
okumaktan gözleri bozulmak)(şerefsizler, 40 küsür sayfa yazmışlar gözlerim gitti be!!)
bu bir suçlama değildir, büyük şahsiyet ve bilim adamımız mustafa hocamız'a bir kötüleme de değildir. hatta masonlara eğer mustafa inan bir dönem gerçekten 33. dereceye gelip büyük üstat olduysa onlar gurur duymalı, masonları o yönetti diye içimize su serpilmeli...
masonluğa ilgi duyduğu doğru olan , ve de saygıda kusur edilmeyecek büyük insan.aldığımız eğitimi borçlu olduğumuz kişi.
(skuba, 19.11.2004 23:21)
itü nün medarı iftiharı. türkiye cumhuriyetinin yetiştirdiği en büyük bilim adamı.
hayat hikayesi incelendiği zaman
memleketimizde bilime ve bilimadamına
verilen önem de ortaya çıkar
hayatında kendisine değer verilmemiş
zorluklar ve acılar içinde öldükten sonra
ismi viyadüklere köprülere sağa sola verilmiştir
maalesef memleket gerçeği budur
teknik üniversite'nin medar-ı iftarı.
peyami safa'nın çilekeşliğine benzettiğim büyük şahsiyet. riyaziyeci mustafa
(bkz:
bir bilim adamının romanı)
(bkz:
oğuz atay)
(necmettin, 08.01.2006 22:26 ~ 27.08.2007 14:43)
haftasonu hasta yatağımda okuyup bitirdiğim
bir bilim adamının romanı sayesinde hakkında bilgi sahibi olduğum, hayatıyla ilgili öğrendiğim pek çok ayrıntıda gözlerimin dolduğu ve artık adının verildiği merkez kütüphaneye her girişimde hatırlayacağım değerli hoca, efsanevi şahıs.
"pazartesi'ye kadar bekletiyoruz" diyen adam.
(bkz:
necefli maşrapa)
sözlük pazar günü açılınca fake attığı
* anlaşılan adam.
"biliyorum bir çok zorluk yaşayacaksın. hepsini şimdiden görür gibi oluyorum. talihli olarak küçük bir burs bulsan bile yurt köşelerinde sürünebilirsin. binbir güçlükle soğuk bir banyoda yıkandıktan sonra, arkadaşlarından utanarak havlular içinde büzülerek, yurdun tek sıcak yeri olan okuma salonunda çalışan arkadaşlarının arasında kurumak zorunda kalabilirsin. her sabah insanlarımızın balık istifi olduğu bir otobüste kendine ve resim tahtana bir yer bulabilmek için, sabah karanlığında yollara düşmek zorunda kalabilirsin. hatta ısınmak için okul yerine kahveye gitmeyi bile isteyebilirsin. işte bu durum ve şartlar altında bile her zaman amacının olduğunu gözden kaçırmamalısın. insanları etkilemek, insanlara söz geçirmek, sesini duyurmak istiyorsan, bütün bunları yapabilecek yetenekte olduğunu göstermelisin. yoksa sonunda sıradan bir insan durumuna gelirsen, kimse senin kötü şartlar altında bu duruma düştüğünü düşünmez, kimse sana gençliğinde iyi beslenemedin diye, sırf bu yüzden itibar etmez. bir gün gelir de kendini gösterebilirsen, sen bütün bu zorlukları yaşamış olduğun için, bu zorluklara çare bulmak için herkesten daha gerçekçi davranabilirsin. yok, eğer sen de 'acı çekme sıramı savdım, artık öğrecilerim üzülsün, asistanlarım çanta taşısın, doçentlerim olduğu yerde saysın' diye hissedersen sana da herkese de yazık olur. hissedersen diyorum, böyle acıklı bir duruma 'düşünme' adını veremiyorum çünkü..."
büyük insan.. hayatını öğretmeye, öğretmek için de öğrenmeye ve araştırmaya adamış büyük kişilik.. mukavemetin babası.. oğuz atay ın hocası.. bir bilim adamının romanı adlı eserde oğuz atay ın anlattığı ender ruh.. tutunamayanlardaki selim in hayali olan son nokta
tarafımca inan soyadına oğlu eklenerek büyük bir ayıp işlediğim yüce insan.. tarih beni affetsin.. bu hatamı daima hatırlayacağım ama dolu ve karışık bir kafa ile yazdığım için affedilir olduğunu umuyorum..
hayranlık uyandıran efsanevi kişilik, mekanik virtüözü
adını kütüphanemize verenlere teşekkürler, bu adı verenlere bu fırsatı sunan bir yaşam sürdüğü için de bu büyük hocaya teşekkürler.yol parası çıkışmadığı için yürümek zorunda kaldığı yollar sebebiyle sürekli hasta olması bile ne kadar gereksiz kalıplara bürünüp üretkenliğimizin, şevkimizin dağıtıldığnı hatırlatıp yürek burkar..
türkçe'yi anlambilimsel olarak ilk değerlendiren kişilerden biridir. hatta ilk odur bunu yapan. yeterli değildir tabii ki biraz amatörcedir ama yapmıştır bunu. bir de adanalıdır.
(aytok, 27.10.2007 14:21)
"istanbul teknik üniversitesi profesörlerinden". "
cisimlerin mukavemeti" isimli kitabının kapağında böyle yazar mustafa inan'ın. cumhuriyet'in ilk devirlerindeki altın kuşağın muhtemelen en başarılılarındandır, sadece mekaniğe değil şiire ve müziğe de meraklıdır, hinduizmden linguistiğe bir çok konuda makaleleri vardır. bizim rahmetli hocamız, mustafa inan'ın son öğrencilerinden
vural cinemre'nin naklettiği (ve kendisinin de devam ettirdiği) geleneğe göre derslere sadece tebeşirle gelirmiş kendisi, kitap falan taşımazmış.
kendi döneminde yapılan 1961 darbesinden sonra milli eğitim bakanlığı, bayındırlık bakanlığı gibi görevler teklif edilmesine rağmen bunları kabul etmediği söylenir. daha önce de müteahhit olmak istememiş, aynı idealizmden ötürü. olsaymış o gün daha zengin olabilirmiş belki, ama muhtemelen bugün kimse hakkında sözlüklerde yazı yazmazdı ve sıradan biri olarak kalırdı.