an itibarı ile elazığ kaya karakaya fen lisesi'nde tarih öğretmenliği yapmakta olan eski hocam. kendisi bi dönem izci liderliği ve dağcılık da yapmıştır. tarih derslerini hikaye anlatır gibi işlemekteydi ve zaten tarihe ilgi duyan bünyeyi iyice bağımlı yapmıştı.. kendisini genelde sakin bir insan olmasına rağmen elazığ anadolu lisesi'nde öğretmenlik yaptığı bir günde şöyle bi olayın kahramanı olmuştu:
yer:tarih sınavı, sınıf
olaya karışanlar: mb:mustafa balaban, s:salmiakki, a:arkadaş salmiakki sınavı erken bitirmiş ve hoca tarafından millete kopya vermesin diye sınıf dışına alınmıştır. ümidini salmiakki'ye bağlayan arkadaşlar yusuf yusuflardadırlar. ne durumda olduklarını görmek için salmiakki çıkarken kapıyı hafif aralık bırakır, ordan içeriyi seyreder. derken balaban'ın arkadaşın yanına gittiği görülür, arkadaş kopya çekerken yakalanmıştır.
m.b: oğlum çık dışarı
a: hocamm.. (hala etraftan kopya çekmeye çalışıyordur)
m.b:evladım çık dışarı
a: hocam lütfen (faaliyete devam)
m.b:çık ulan dışarı
bu sırada hocanın kapıya doğru geldiği görülür, salmiakki farkedildiğini düşünüp geriler, iyi de yapar çünkü bikaç saniye içinde önünden tanımlayan bi nesne uçarak geçer ve karşı duvara yapışır. beyinin algılama yeteneği yerine geldiğinde görülürki uçan aslında bizim arkadaşmış. olay hiç unutulmaz ve ne zaman eski günlerden yad edilse ne kadar şanslı olunduğu düşünülüp allaha şükredilir.. mazallah pozisyonu değiştirip kapıdan uzaklaşmasam arkadaş kapıyla birlikte suratımda patlayacaktı..