genelde beraber olduğu hatun kişilere filmlerinde rol veren, beyaz saçlı, kimilerine göre ayrı bir karizması olan bununla birlikte çektiği filmlerde stabil bir başarı sergileyemeyen ve sinüs eğrisinde görülebilecek inişli ve çıkışlı performanslar yakalayan türk yönetmen.
cahilliğin bildiğim kadarıyla henüz bir birimi bulunamadı ancak ben bundan sonra cahilliğin birimini mustafa altıoklar olarak kullanmaya karar verdim.yaptığı 8. sınıf filmler yüzünden değil bunu söyleme sebebim,cnn türk te kendisiyle sadece gereksiz elektrik kullanımı dışında hiçbir işe yaramayan bir söyleşi yapılırken kullandığı yüzlerce saçma cümle içinde şu cümle beni buna sevketti :"... son filmim tüm filmlerden farklı olacak öyle ışık görüntü falan değil bambaşka birşey yaptım,ben öyle üçleme beşleme gibi saçmalıklarla uğraşamam" dedi modern zaman cahili mustafa altıoklar.
kendisi hala önemli bir yapıta imza atamamış olmanın ezikliğindenmidir yoksa gündem yaratmak istediğindenmidir bilemiyorum sinema tarihinin en önemli filmlerinin bu saçma sapan üçlemeler ve beşlemeler olduğunu unutmuş olmalı ama oda haklı büyük usatalar bu saçmalıklarla uğraşırken o büyük eserleri çınar altı ve lise defterini çekmekle meşguldü.
türk sinemasının en kötü yönetmeni.
mühendisler olasılık konusunda az çok bilgi sahibidir:
sokaktan rastgele 10 kişi çevirin. her birine bir film çevirtin.
yaptıkları filmin bir altıoklar filminden daha iyi olma olasılığı 0.99 değerinin üstündedir.
1958 ünye ordu doğumlu yönetmen, 1976 yılında ankara koleji'ni bitirdi, 1984'de cerrahpaşa tıp fakültesi'nden mezun oldu, 1991'de fizik tedavi ve rehabilitasyon uzmanı olarak çalıştı, istanbul kanatlarımın altında, ağır roman ve o şimdi asker gişe başarısı elde eden filmleri.
karikatürist bahadır boysal'ın mustafa altıyoklar, mustafa altıpatlar gibi benzer soyadlar yakıştırdığ, biraz doktor biraz yönetmen biraz da beyaz saçlı entel adam.
kendisine sanki biraz haksızlık yapılan,film iyi ya da kötü olsun, türk sinema tarihinin dönüm noktalarından biri olan "istanbul kanatlarımın altında" yı çeken yönetmen
istanbul kanatlarımın altında filmi güzeldi ,ağır roman pek çok sinemasal hatayla dolu olmasına
rağmen o da güzeldi,o şimdi asker iğrenç ötesiydi boş yere alt taraflara güzedi diye yazmayın 1000 tane aynı şekilde tasarlanmış ve çekilmiş hollwood filmlerinin dandik bir türk versiyonu sadece bknz veya izleyiniz sam amcanın erleri,beyzanın kadınlarını çok övüyolar izlemek nasib olmadı daha sonuçta ağır romandan başka bana göre ağır bir filmi yok ve olacak gibi görünmüyor popüler kültürün populer yönetmeni bakmayınız ve sinema severseniz hiç bi filmini izlemeyiniz sinan çetin
3 kasım 2002 erken genel seçimleri akşamı katıldığı bir televizyon programında ak partinin köy ve varoş semtlerde yoğun oy alması nedeniyle 3-5 köylü oyunun 1 şehirli oyuna eşit sayılması gerektiğini buyurmuş aydın demokrat kişi!
yıllar önce cem özer'in laf lafı açıyor'unda görmüştüm ilk kez kendisini. böyle bi havalar bi havalar. gözler yeni uykudan uyanmış ya da hiç uyumamış ayrımına varamayacağınız kadar şiş, yüzde orta yaşın getirdiği hafif kırışıklıklar ve uzun aynı zamanda kirli saçlar. vuuuu diyerek tüm programı izlemiştim, hayranı mı oldum sonra ne. arzu yanardağ ile çıkınca 'ah bu beni ne yapsın' diyerek üzüntüyle vazgeçişim vardır ki hala ağlarım hatırladıkça.*
arzu yanardağ , selin demiratar, nehir erdoğan v.s gibi sinema,dizi gibi projelerinde yer verdiği çıtır mankenlerle aşk yaşayan zat-ı şahane. nedendir bilinmez ama kendisini yapımlarından çok yaşadığı aşklarla hatırlar insanlar, tamam belki ağır roman'da kendini aştı ama sonrası için aynı şeyleri söylemeyiz, sinema eleştirmeni değilim ama iyi bir izleyici olduğumu varsayarak kendisine birçok konuda eleştiri yöneltebilirim.
bu işler bebek kahve'de oturup piyasa yapmakla olmuyor mustafacım, birde türkmax'ta sinemacı diye bir program yapmaya başlamışsın, izledim, inan daral geldi, bez bebek daha çok sarıyor.
ağzı süper laf yapan, ama filmleri konuşmaları kadar etkili olmayan, pek hoşlanmadığım yönetmen.siyaset meydanında sinema konusunun işlendiği programda aldı eline mikrofonu ve türk sineması hakkında o kadar güzel şeyler söyledi o kadar yerinde tespitler yaptı ki ağzım açık kalmıştı.sonra banyo ve asansör filmlerini tekrar düşündüm en sonunda da mustafa altıokların ağzı iyi laf yapan, akıllı bir insan olduğuna fakat filmlerinin pek o kadar iyi olmadığına karar verdim.
''bir konuda ne kadar az iş yapacaksan o konuda o kadar fazla konuşmalısın'' mantığını şiar edindiğini düşündüğüm yönetmen.
elle tutulur tek bir filmi bile yok neredeyse çünkü!