görseller
mustafa akyol 
  
belki ilginizi çeker
  1. · akıllı tasarım
  2. · sözün erdemi
  3. · kürt sorununu yeniden düşünmek
  4. · evrim teorisi
  5. · yiğit bulut
  6. · erol yarar
  7. · yüz yüze
  8. · madde 98: hiç olmayacak birine dünyanın en inanılmaz konuşmasını yap (reklam)
gündem
  1. · sevgilinin söylediği unutulmayan sözler
  2. · erkekte ses tonu
  3. · aklidengegorecelibikavramdir
  4. · uludağ sözlük
  5. · 100 opera
  6. · öğretmenler günü
  7. · gece yarısını geçtiği halde sözlükte dolaşan kız
  8. · asl
  9. · ramazanda önümde yemek yeme diyen insan

mustafa akyol  

  1. gazeteci taha akyol'un oğlu, araştırmacı yazar.

    siyasi ve ideolojik görüşlerini bir yana bırakırsak, ben hayatımda bu kadar efendi, konuşmasını bilen ve saygılı bir adam görmedim.
    (balta, 09.07.2005 11:18)
  2. (bkz: kürt sorununu yeniden düşünmek)
    (aglaures, 21.04.2006 00:53)
  3. güzel tasarımlı bir blog sitesine sahip, yazılarında din, popüler bilim, siyaset gibi konuları işleyen genç yazar.

    (bkz: http://www.mustafaakyol.org)
    (bkz: http://www.thewhitepath.com)
    (lockman, 18.02.2007 22:17)
  4. (bkz: akıllı tasarım)
    (gibigibi, 18.02.2007 22:20)
  5. star gazetesi tmsf'nin tornasına girmezden önce böyle bir yazara sahip değildi. ne zaman ki gazete tmsf'nin tornasına girdi, çıkışta böyle bir yazarının da olduğunu gördük.

    "din olmazsa ahlaksız olursunuz!" der kendileri.

    http://www.stargazete.com/...
    (selenge, 24.06.2008 04:49)
  6. kraldan çok kralcı olmayı bilen akpli yazardır. sözü dönüp dolaşıp türbana getirmek de ustadır.
    (wildboy, 15.02.2009 23:32)
  7. bu zat ile ilgili ileride daha etraflı yazacağım. ama bugün okuduğum bir yazısına değinip başlangıç yapmak istedim.

    bir zamanlar akıllı tasarımı savunup, adnan hoca'cıların çarşaf çarşaf rezil olmasının ardından* fikrini değiştiren ancak öğrendiğimize göre şimdi, doğa kanunlarının bir tasarım olduğunu iddia eden, yakışıklı, düzgün ve etkileyici konuşan, özetle tipik bir adnan hoca müritidir.

    bir yazısında şöyle buyurmuş;

    ‘doğal’ olan ile ‘ilahi’ olan arasında bir çelişki yoktur. ikisi zaten aynı şeydir!

    eğer meseleye böyle bakarsak, tabiat olaylarının bilimsel analizleri ile ahlaki/felsefi yorumlarını birlikte anlamamız mümkün. böyle yaparsak, ‘deprem dede’den ve diğer bilim adamlarından yer sarsıntılarının sebeplerini ve bu konuda alınması gereken tedbirleri öğrenir, dindar düşünürlerden de bu gibi felaketlerden çıkarılabilecek ahlaki dersleri dinleyebiliriz.

    http://www.stargazete.com/gazete/yazar/mustafa-akyol/depremler-allah-tan-mi-tabiattan-mi-haber-187989.htm

    bak değerli beybifeys kardeşim. doğa olaylarından ahlâkî dersler çıkarılmaz, teknik dersler çıkarılır. her deprem olduğunda evler yıkılıyorsa, burada senin çıkardığın ders "büyük günahlar işledik o yüzden 30000 kişi çoluk çocuk genç yaşlı günahlı günahsız enkaz altında acılar içinde, can çekişerek öldü", değil, "biz binalarımızı daha güçlü inşa edemedik, daha iyi denetlemeler yapamadık, bu yüzden bu insanların ölümünden biz sorumluyuz" olmalıdır. daha ders çıkarmaktan acizsin be mustafa'm ne yapacağız biz seninle? adım gibi biliyorum bunun üstüne şunu diyecektir; "evet doğru, zaten kaliteli bina yapmak bir ahlâkî meseledir". öf bıktım sizin bu omurgasız çıkarımlarınızdan. bunlarla uğraşılmaz zaten, ne ele gelir ne avuca, zırt pırt oradan buradan sıvışmaya çalışırlar.

    sözün aslına gelince; ahlak ile doğa olayları arasında uzaktan yakından hiçbir ilişki yoktur. yağmur yağacağını bile bile şemsiyeni yanına almazsan ıslanırsın. bu örnekte ahlâkın yeri ne ise, diğer tüm doğa olaylarındaki yeri de odur. sen ahlâk ve doğa olaylarını böyle birbirine bağlamaya çalışırsan, dünyanın en kalabalık müslüman ülkesi endonezya'da 2004'teki tsunamide ölen 167000 kişiyi de açıklayamazsın, nüfusun tamamına yakına şintoist ve budist olan, bir kısmı da hıristiyan olan, her allah'ın günü deprem olmasına rağmen, korkudan kalp krizi geçiren yaşlı teyzeler dışında burnu bile kanamayan japonya'yı da açıklayamazsın.

    örneklerin seviyesini biraz daha düşürsem, "cebimde 5 lira var" hikayelerine gidecek mevzu. biz o seviyede de anlatırız mesele değil ama ilkokul seviyesindeki tiplere yazar diye maaş veriyorlar, ben ona yanıyorum.
    (dr conners, 19.05.2009 18:24)
  8. adnan oktar'ın kitaplarını yazan heyetin başındaki kişidir.
    (tatar, 20.05.2009 18:12)
  9. (bkz: hoppala paşam malkara keşan)

    daha iki üstteki yazının mürekkebi kurumadan, güzel insan, yakışıklı übermensch, sözlerimizi kanıtlar nitelikte ikinci yazısını patlatmıştır.

    "öf bıktım sizin bu omurgasız çıkarımlarınızdan. bunlarla uğraşılmaz zaten, ne ele gelir ne avuca, zırt pırt oradan buradan sıvışmaya çalışırlar." demiştik, şimdi yazısına bakalım;

    hatırlayalım, "depremler, allah'tan mı, tabiattan mı?" başlıklı yazısında şöyle buyurmuştu:" ‘deprem dede’den ve diğer bilim adamlarından yer sarsıntılarının sebeplerini ve bu konuda alınması gereken tedbirleri öğrenir, dindar düşünürlerden de bu gibi felaketlerden çıkarılabilecek ahlaki dersleri dinleyebiliriz. "

    biz de demiştik ki, doğa olaylarının ahlak ile hiçbir alakası yoktur.

    türker alkan konu ile ilgili bir cevap yazınca hemen zargana gibi kıvrılıp sıvışmasını bilmiştir;

    "depremler, allah'tan mı, tabiattan mı?" başlıklı yazısında şöyle diyor: "burada kritik olan soru, islam ilahiyatı açısından doğa olaylarının nasıl yorumlanması gerektiğidir. sayın alkan’ı asıl tedirgin eden nokta da bu sanırım. ‘allah’ın niyetini bildiklerini iddia eden birtakım insanlar’ın ortaya çıkıp, ‘eyy ahali, kadınlar çıplak olduğu için ve bir de askeri tesis bulunduğundan gölcük’te deprem oldu!’ diyeceğinden endişe ettiğini yazmış.

    iyi ama benim savunduğum görüş, tam da buna elvermeyen bir görüş. depremlerin tabiat kanunları çerçevesinde geliştiğini söylemek, bunların ‘ahlaksızlığa ceza’ olarak gelişmediğini de söylemektir çünkü. "

    (...)

    "ancak bu durum, depremlere ve diğer doğa olaylarına islami bir yorum getirilemeyeceği anlamına gelmez. aksine, dini bir gözle doğal felaketlerden çıkarılacak pek çok ders vardır. bu olaylar bize dünya hayatının geçiciliğini öğretir. dahası, insanoğluna aczini hatırlatırlar."


    hey benim aslanıma be, bir yazısında "ahlak" diye yazıyı bağlayıp, bir sonraki yazısında, "ya ben ahlak demedim, hayat geçici, bulutlar filan ne acayip demek istedim" diyerek bizi de aptal yerine koymaya çalışmıştır.

    sözlerimizi, bunların ağa babası, kendine oy vermeyenleri patates dinin'e mensup olduğunu ilân eden necmettin erbakan'ın veciz sözüyle noktalayalım;

    hadi ordan
    (dr conners, 22.05.2009 12:06)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil