itiraf edelim.
boards of canada bu albümle hiç bir şeyi icad etmedi. onlar da tıpkı
aphex twin'in,
brian eno'nun,
autechre'ın (ilk zamanları),
the orb'un yaptığı şeyleri yaptılar bu albümde.
drum machine kullandılar, bolca analog ve dijital
synth vardı, ritmler tipik
downtempo ritmleriydi ve tür olarak da
warp records kataloğunda bir çok örneği olan bir yapımdı bu albüm. peki öyleyse neden music has the right to children gelmiş geçmiş en iyi albümlerden biri olarak kabul ediliyor?
basitçe tanımlamak gerekirse; yukarıda saydığım şeyler asla bu şekilde bir araya gelmemişti. sandison kardeşlerin uzmanlık alanı detaylarda ve basitlikte gizli. mesela
bocuma'daki o kısa melodi, mesela
an eagle in your mind'daki o yavaş açılış, mesela
turqouise hexagon sun'daki müthiş piyano sesi. her idm/downtempo sanatçısı bu albümden sonra içerdiği seslere benzer sesler yaratmaya çalıştı kayıtlarında.
devam edelim. music has the right to children'ın her dakikasında boards of canada içinize işliyor -albümde masumiyeti ve gizemi hissediyorsunuz. kullandıkları eski sample'lar ve küçük çocuk sesleriyle size ufaklık halinizi hatırlatıyor her seste. aklınıza albüm kapağındaki insanları getiriyor. o yılları yaşıyorsunuz tamamen. ruhsuz, akımla çalışan makinalardan duyguları en iyi şekilde çıkartıyor sandison kardeşler.
sanırım bir albümden efsane olması için daha fazla bir şey bekleyemezsiniz.
not: favorimin
roygbiv olduğunu söylemeden de geçemeyeceğim.