rivayet olunur ki, zamanın birinde, kalemi, kelamı yüreğine denk bir yazar yaşarmış,
istanbul nam şehrinde. bu yazarın efsunlu bir dili varmış ki okumayı bilmeyene okuma zevkini doyunca yaşatırmış. okumayı öğretirmiş eni konu. ergenlik çağındaki çağıl çağıl gençler onun efsunundan pay alıp ilim irfan ve en çok da edep kapmak istermiş.
okumak onunla bir başka güzelmiş. geceler uzadıkça uzasın istermiş sayfaların arasındaki seyyah. harflerin ritmine tutunan kitap cinleri çok sevinirmiş üstündeki çifter çifter gözleri görünce.
derken bir zaman gelmiş, bu yazar susmuş. kalemi kelamı bırakmış. okuru uyumuş bir zaman. uyumayanlar dolaşmış avare, belki yazarım döner diye. ama gel gör ki, ne gelen varmış ne giden. susku olmuş sanki yazar.
efsunu, harfleri tanıyışından gelen bu yazar, murathan munganmış. okurunu yalnız bırakmış. özletmiş kendini.
bu masal o dönene kadar da bitmeyecekmiş.