ses rengiyle düş sokağı sakinlerinin nefret edilmesine sebep olduğunu düşündüğüm müzik adamı.ilginç ama keyifli bir müzik anlayışı vardır,sürüyle müzik aleti çalar,zamanında devlet konservatuarı kontrbas bölümüne girmiş fakat kendisine göre olmadığını düşündüğünden bırakmıştır.konser performanslarında havaya davul atıp tutması ilginçtir.
tolga çebi ile yürüttüğü düş sokağı konsepti
murat çelikle müzikal anlamdaki birlikteliğine oranla yaratıcı fakat vasıfsız işler ortaya sürmekte kanımca.eski lirikler aranır oldu artık şarkılarında.
yine de dinleriz o ayrı mesele.
ilk dinleyenler için ne lan bu böyle tepkisi verilen zamanla alışılan şahsiyet.solo kasetlerinde ilginç enstrumanlar kullanır.göbek,ıslık,su sesi vs. ayrıca baya da enstruman çalar.(bkz. oldum ben)
adaşıyla ayrı ayrı albümler çıkarmaya devam etmektedir. henüz müzik marketlere inmeyen ama demoları muhtelif otoritelere dağıtılmaya başlayan yeni albümü hazırdır ve bir kaç güne kalmadan çıkacaktır.(hatta çıkmış da olabliri şu an bakmadım)
murat çelik, seyyah adlı albümle devam ediyor zaten.
bir şarkının ismi de "bedenler arası gayrı resmi ilişkiler" imiş.
(bkz. http://www.dussokagisakinleri.net/)
bir de ilgimi çektiği için baktım:
(bkz. boğa burcu erkeği)
kara aşka beyaz göndermeler adlı son albümünde enstrümantellere çok yer veren, iyi de etmiş olan sanatçı. konserlerinde kendisini yerden yere atmasıyla seyircileri coşturur, eğer final sonrası uykulu halde gitmediyseniz. geleceğin cahit berkayı olacak böyle giderse, son albümüne bakılırsa.
ses renginin çoğu insandan farklı olduğunu gördüğümüz, kiminin aşırı derecede önyargı ile yaklaştığı zaat-ı muterem, mükkemmel besteleri ve sesi ile beni daima cezbetmiştir...
devamlı takip etmesem de birkaç kez şahit olduğum canlı performanslarının tümünde mızmızlanan, devamlı bir şeylerden yakınan müzik adamı. bana bu hareketleriyle konserlerde kafası önde mızır mızır sızlanan ezik katatonia vokalistini hatırlatıyor.
kara aşka beyaz göndermeler adlı albümünde, her şarkısının başında tek bir kelime söylüyor şarkıyla alakasız gibi görünen. bu sözcükleri bulundukları şarkının albümdeki sıralamasına göre yazdığımız zaman ortaya aşağıdaki gizli dörtlük ortaya çıkıyor. işte size albümdeki gizli şiir:
karanlıklar ateşinden ayrıldım
yorgun bedenim yeni doğan bir bebeğinki kadar acıdan uzak artık
ak bir ışık anaforuna yakalandım
dünyadaki düş gezegenleri aşkına
yelken cumhuriyetlerine çıkıyor kanayan yollarım
evde arkadaşımla son albümünü dinlerken ilk cd nin ortalarında
arkadaşım bu adam yılmaz yıldırır diyerek beni komaya sokmuştu,
severim aslında yaptığı müziği ama bu espriyede gülerim o ayrı.
maçka'nın arka bahçesinde verdiği ufak konserde ikimiz kendisini tam karşısında dinlemiştik dün gece. hüzün kovan kuşunda bize bakarak şarkıyı söyleyip, uygun yerlerinde de ikimize göz kırpıp durduğu için ayrı bir zevk vermiştir kendisini dinlemek.(ikimiz sözcüğüne takılmayın işte)
dinlenen ilk birkaç gün farklı tarzı nedeniyle ön yargıyla yaklaşılmasının muhtemel olduğu, fakat sonradan cevherinin kendisini gözlerimizin önüne serdiği insan. şarkıları sanki sizin içinizden gelmiş gibidir, sıcaktır, sevilesidir.
nedense içinde yer aldığı tüm organizasyonlarda haksızlıklarla, beceriksizliklerle, saygısızlıklarla karşılaşıp durmaktadır. en son kadıköy halk eğitim merkezinde 27 ekim 2005 20:00'da(bilette öyle yazıyordu, 21:30'da belki daha da geç sahne aldı) verdiği konserde de kendisi ve hayranları bir nevi dolandırılmıştır. konser bileti aldım sanan bir yığın insan, sözümona konserden önce bir sürü alakasız kişiyi izlemek zorunda bırakıldıktan sonra, nihayet bekledikleri kişi sahneye çıkıp birkaç şarkı söylediğinde salondaki tatsız olaylar konserin bitmesine sebep olmuştur. sokak çocukları için düzenlendiği söylenen bu etkinlikte hem onca zahmetle oraya gelen sanatçı ve ekibine hem de hayranlarına büyük ayıp yapılmıştır. murat yılmazyıldırım'a konser için ricada bulunulmuş, biletler düş sokağı konseri diye satılmış fakat olay birkaç şarkıyla noktalanmıştır. çok sabırlı insandır kendileri, e ne de olsa boğa burcu. ama korkarım böyle saçma etkinlikler devam ederse bir gün kötü patlayacaktır. müziği, gerçekten bu kadar hissederek ve gerçekten müzik için yapan, birilerine kendini beğendirme veya popüler olma çabalarında bulunmayan, şarkı söylerken ya da çalarken kendisinden geçen bu müzik adamı da, onu dinlemekten ve izlemekten büyük zevk alan hayranları da yapılan haksızlıkları hak etmemektedir..
ses tonu ilk dinleyişte garip gelir insana ama dinleye dinleye ve de doğru şarkıları seçtiğiniz takdirde baya sarar.(bkz: seni tanımayan yok bu şehirde)
sevgilimin bana kazandırdığı güzel kişilerden biri.myy ve dss nin anlamını ilk zamanlar çok düşünmüştüm.hoşçakal dünya şarkısını tamda bunalımlı hallerimde keşfetmiş ve heran 10.kattan aşağı atlayacak duruma gelmiştim..
kendisi düşlerin ressamlığına terfi edilmiştir. ya da kendi kendi terfi etmiştir.
(bkz: http://www.muratyilmazyildirim.com) (inatla ileri butonunu tıklayın, okunmaz valla onca şey, bu adam deli midir nedir*)
az buçuk kafayı sıyırdığına inanıyorum. ama hangi akıllıdan bir medet umduk da işimize yaradı efenim... bize böyle deliler lazım galiba...
15 nisan 2006 kemancı konserinde saat 22'de başlaması gereken programa 24'te başlamış, başladıktan sonrada kasıntılıklarıyla can sıkmıştır. o kadar bekledikten sonra ilk şarkısı bitmeden çıkmaya sebebiyet veren bir enerji yaymıştır.
*düşlerin ressamı.
*duyguları en iyi notalara dökebilen adam.
*leziz şarkıları olan adam.
*intihar sebebi adam.
*ömrü kısaltan adam.
*eski sevgiliyi hatırlatan adam.
*agladıkça şarkısıyla ağlatan adam.
*iç karartan adam. ama için kararmasıyla mutlu eden adam.
*garip adam.
*müzisyen adam.
*düş sokağı sakini olan adam...