görseller
murat belgemurat belge
  
belki ilginizi çeker
  1. · bülent somay
  2. · ayaklarının altı öpülesi hoca
  3. · ikinci cumhuriyetçilik
  4. · ayşe ece
  5. · yeni bir sol tahayyül için
  6. · türk edebiyatının oyunbozan ı oğuz atay sempozyumu
  7. · dubliners
  8. · geçiş sürecinde türkiye
  9. · medyatik hocalar
  10. · hikmet kıvılcımlı
gündem
  1. · hagi dünyanın en iyilerindendi yalanı
  2. · itü sözlük hiçbirimiz komiklik yapmıyoruz günü
  3. · 21 kasım 2009 beşiktaş fenerbahçe maçı
  4. · yeşim salkım
  5. · metrobüse para vermeyen tkp li öğrenciler
  6. · aklidengegorecelibikavramdir
  7. · zongul ducks
  8. · popüler olana muhalefet olma isteği
  9. · derse geç gelen öğrenci diyalogları

murat belge  

 sayfa  / 3
  1. istanbul'u yemis bitirmis bir tarihçi, istanbul gezi rehberi kitabını istanbul'u gerçekten hissetmek isteyen herkese öneririm, biraz tuzlu olmakla birlikte galata, pera,fener,balat, boğaz ve yalılar şeklinde günlük istanbul içi turlar düzenlemektedir.
    (mezun, 29.04.2004 14:09)
  2. istanbul bilgi üniversitesi karşılaştırmalı edebiyat bölümü bölüm başkanı. lisans, yüksek lisans ve doktora eğitimini istanbul üniversitesi ingiliz dili ve edebiyatında yapmış, batı kültürünü çok iyi bilen (kendi kültürü yerine batıya hayran olduğu için böyle olduğu iddia edilir.) can yücel ile bir dergi çıkartmış, radikal gazetesi yazarı prof.
    (makaveli, 11.11.2004 18:54)
  3. ermenistan'da şaraplı saldırıya uğramış tarihçi. saldırgan diğer ermenilere tarafından etkisiz hale getirilmiş, murat belge'den özür dilenmiştir.
    (stocky2001, 24.04.2005 19:08)
  4. istanbul seyyahı,yazar,prof...kalemi kuvvetli,hitebeti ise bi o kadar güçsüz
    (manni, 27.04.2005 20:26)
  5. batı hayranı aydın proflarımızdan.
    (croniker, 31.12.2005 05:40)
  6. bilgi üniversitesi karşılaştırmalı edebiyat bölümü başkanı. son derece sıcak kanlı, samimi insan. duyarlı olduğu su götürmez bir gerçektir ve türkiyedeki eleştiri metinlerinin en başarılılarında imzası vardır. ancak enis batur, murat belge için, edebiyattan uzakta yaşayan edebiyatçı tabirini kullanmıştır, yanıldığını sanmıyorum. murat belge, berna moranın öğrencisiydi gerçekten prof olana kadar. ama artık edebiyat adına pek bir numarası kaldığını sanmıyorum.
    (betty blue, 05.01.2006 19:19)
  7. bir hocamın deyimiyle "eskinin marksisti şimdinin postmoderncisi"
    (yoköylebirseykandırmıslarseni, 09.04.2006 00:52)
  8. ezberci, dangalak ortaöğretim sisteminin tomurcukları olan öğrencilerine sormayı, sorgulamayı, en azından şüphe etmeyi aşılamaya çalışan yegane üniversite hocalarından biridir kendisi. batı hayranı gibi görünmesi de belki burdan gelir. batı medeniyet tarihi dersini alanlar, aslında batıya nasıl da alttan alta giydirdiğini fark edebilirler. "bir kaç salak herif çıkmış bi şeyler yazmış, bu enayiler de inanmıştır zamanında.... defoe düzenbaz, yalancı boktan herifin tekidir. " cümleleriyle bahseder batı kültüründen yeri geldiğinde.
    genç dimağların zihnini açmayı misyon edinmiştir.

    ayrıca eski marksistliğinden kopmakla ve şimdilerde elitist olmakla suçlanır.
    (lazarushadow, 09.04.2006 01:19)
  9. (bkz: entellektüalite ulusalcılığı bozar)
    (bkz: vurun kahpeye)
    (bkz: ya sev ya terket)
    (alexandrian, 16.04.2006 01:49)
  10. aydın olma yolunun kendi milletini(!), kendi ülkeni aşağılamaktan geçtiğine inanan, anti türk insan.
    (karışan, 20.02.2007 11:52 ~ 11:52)
  11. edebiyatçı olduğu halde ermeni sorunu gibi bir tarihi meselenin konu olduğu konferansa başkanlık etmiş yüce prof. , bilge insan.
    (hplovecraft, 20.02.2007 12:04)
  12. bazı askeri listelerde (mesela andaç gibi) fişlenmişlerdendir.
    (adsız, 20.02.2007 13:45)
  13. incelediğim çeşitli dinler arasında; inanç ihtiyacı duyan bir adam olsam, muhtemelen hıristiyanlığı seçerdim veya uzakdoğu dinlerinden birini seçerdim. ama herhalde en son seçeceğim müslümanlık olurdu. yahudilik de istemem; hikâyesi çok güzel, ama o da korkunç bir şey.

    diye tercihini ortaya koyan entellektüle batı özenticisi..

    http://www.milliyet.com.tr/...
    (crous, 07.03.2007 08:40 ~ 08:40)
  14. geçen yıldı galiba, mevsim ilkbahar,gümüşsuyundan aşağı iniyordum beleş tepeden inecektim dolmabahçeye oydu plan -program.otobüs durağının ordayken ve geçen beşiktaş otobüsüne binip binmeme arasında arafta kalmışken gördüm onu.
    hafif kırçıllı sakalı,dağınık saçlarının rüzgarla valsi akabinde göz göze gelişimiz eşlik etti. ne de olsa tanıdık ,herşeyden ötesi okuduk bi yüz görmüştüm kaçar mıydı? yıllarca cumhuriyette köşe yazmış yönetmiş,kitaplara vakfedilmiş bir murat belge bedeni ile bir temayüz mühim bir andı ne de olsa.
    fakat o da ne! ben bakışları belgeye dikkatlice dikmiş olacağımki yaşlanmak üzere olan o buruşuk surat belgesellerdeki ölüme yaklaşan ceylanların masumiyetine ve korkaklığına, ürkekliğine bürünüverdi birdenbire.adımlar hızlanmıştı bile... belge kaçar, koşar adımlarala uzaklaşıyordu mahalden ve arkasına omuz üstünden bakışlar atarak hem de bu atışları bana saplayarak.
    en son alman konsolosluğunun önünde gördüm ve bir daha ancak televizyondan...
    niye kaçar adımlarla ürkek ve tedirgin uzaklaşmıştı o gün? ne yani ben sadece bakmıştım nihayetinde bir aydındı o , kaçamazdı onu büyüten bir toplumun ferdinden , hele bu fert genç bir yürekse hiç mi hiç...
    olan olmuş ben de uzaklaşmıştım ordan. ve işte yine bahar geldi ve mütemadiyen gelecek de daha ne kadar aydınlar ürkecek bu toplumdan ya da daha ne kadar kaçacak bu toplumdan arkasına bakmadan .ne yaptık biz ? onlar ne yaptılar da kaçıyorlar? hep fail toplum mağdur da aydın mı? her kaçıs da biraz suçluluk ve sorumsuzluk barındırmaz mı?
    lütfen daha az değer yargısı ve daha fazla vicdan, çok şey mi istiyor bu garip gureba acaba?
    (SİNKAF, 05.04.2007 02:38)
  15. insanların duyarlılıklarını artırmak için elinden geleni yapan insan.
    (tuygun, 15.05.2007 04:01)
  16. 22 temmuz seçimlerinde yıllardır dostu olan baskın oran'a oy vereceğini açıklamış akademisyen.
    kendisi kurucusu olduğu bölümün mezuniyet törenine italya'da olduğundan dolayı (seçim bunalımından atmış kendini hocam torino kıyılarına) katılamamış, öğrencilerini hüzne boğmuştur.
    (lazarushadow, 20.07.2007 21:08)
  17. demokrat parti'nin yayın organı olan zafer gazetesi'nde başyazarlık yapan burhan belge'nin oğlu olan, istanbul üniversitesi ingiliz dili ve edebiyatı kürsüsünde prof. berna moran'ın öğrencisi olmuş, 12 mart'tan sonra cezaevine girmiş ve işkence görmüş, birikim dergisinin kuruluşunda yer almış, üniversite kürsüsünde doçentken 12 eylül darbesinin gerçekleşmesinin ardından bir süre sonra üniversiteden ayrılmış ve ancak uzun yıllar sonra öğretim üyeliğine geri dönebilmiş, iletişim yayınlarının kurulmasında etkili olmuş, şu sıralarda bilgi üniversitesi'nde karşılaştırmalı edebiyat bölümünde öğretim üyeliği yapan ve radikal'de köşe yazıları yazan, istanbul aşığı şehir rehberi, akademisyen, edebiyat uzmanı, tarihçi, siyaset bilimci, sosyolog, felsefeci. japon modernleşme sürecini inceleyen bir kitap üzerinde çalıştığı ve yakın bir zamanda bu kitabının çıkabileceği de söyleniyor.
    (neredesin soğuk kış, 08.08.2007 15:29 ~ 15:35)
  18. öğrencileriyle yaptığı gezilerde herkesin "hocam, yeter artık, yorulduk açız, şurda sultanahmet köftecisine gidelim" serzenişlerine "o sultanahmet köftecisinin yerinde eskiden bir köşk vardı..." diyerek anlatmaya devam ederek cevap vermiş, derslerinde şarap konusuna girdiğinde bir türlü çıkamayan, iyi içkici ve eskiden iyi de sigara içmiş olan hoca... "şehzade mustafa öldürülmeseydi ne olurdu?" diye bir sınav sorusu vardır, o sınavdan pek az insan geçebilmişti, zira cevabı verebilmek için osmanlı'nın o zamanki durumunu, hürrem'i, kanuni'yi ve de şehzade mustafa'yı çözmüş olmak, bir de üstüne yorumlayabilmek gerekiyordu.
    (elmaludatlu, 30.11.2007 21:57)
  19. bu kadar fazla bilgiyi nasıl depolayabildiğini çok merak ettiğim aşmış profösör.çok sıkı anti-militaristtir.
    (nyksss, 04.12.2007 23:25 ~ 23:25)
  20. yakup kadri karaosmanoğlu'nun yeğeni.
    (earendill, 17.12.2007 18:20)
  21. hale soygazi'nin sevgilisi
    (earendill, 17.12.2007 20:04)
  22. iletişim yayınlarının sahibi.
    (earendill, 17.12.2007 20:33)
  23. istanbul bilgi üniversitesi karşılaştırmalı edebiyat bölümü başkanı. çok uzun süreli bir birikime sahip olan ve dersine girdiğinizde kendinizi "ben sanırım yanlış bi yerdeyim" hissetmenizi sağlayan inanılmaz insan. batı medeniyeti tarihi dersi verirken yaptığı alıntılar türk siyasi tarihine göndermeleri ve örneklemelerine mükemmel ses tonunu da ekleyince vazgeçlimez oluyor. ayrıca sınavlarında bütün kaynakları kullanmanıza izin verir
    örn: kütüphane, internet, telefon, insan
    ve buna rağmen sınavda bu verilerin hiçbirini kullanamadığınız sorularla çıkar karşınıza.
    (pandimonium, 02.03.2008 15:03)
  24. 'dtp ile görüşmem'

    başbakan, 'dtp ile görüşmem' demiş. sebebi? dtp 'pkk teröristtir' demedikçe, görüşmezmiş- çünkü türkiye'nin başbakanıymış.
    şimdiye kadar bu konularla ilgili kim bilir kaç kere yazdım. ama böyle bir 'beyanat' üstüne yeniden yazmak zorunlu oluyor. 'kim bilir kaç kere' yazmışsam, şimdi yazacağımın tekrar olması ihtimali yüksek. olabilir. başbakan'ın sözü çok yeni ve 'özgün' mü?
    daha geçenlerde 'nominalizm-sembolizm' başlıklı, bir de 'teftiş toplumu' başlıklı yazılarda bu konulara değinmiştim. gerçek olayın kendisini bırakıp bütün enerjimizi olayı hangi kelimelerle anlatacağımız ve nasıl adlandıracağımız konusuna hasredebiliyoruz. bir kesim bu temel tutumu başörtüsü gibi bir 'sorun' karşısında sergilerse, bunun saçmalığını başbakan da görebiliyor. ama kendisi, 'kendi sorunu' olarak görmediği kürt sorunu karşısında aynı edayı benimseyebiliyor. çünkü, kemalist, islamcı, sağcı, 'solcu', hepimiz türk'üz ve bu 'teftiş toplumu' özellikleri de ortak paydamız. ta 60'ların ünlü esprisine dönecek olursak, 'asgari müşterek'i 'askeri müşterek' olarak anlayan bir kültür içinde yaşıyoruz.
    dtp konusunda 'askeri' bir tavırla karşılaşmıştık, birkaç ay önce. genelkurmay, dtp'ye davet göndermeyeceğini vb. açıklamıştı.
    o zaman, demokratik değerleri savunan bazı yazarlar, gazeteciler, bu davranışı eleştirmişti. dtp şu kadar oy almış, bu insanları parlamento'ya bu ülkenin halkı seçmiş, göndermiş; o partiyle selamı sabahı kesmeye karar veriyorsan, demek ki bu toplumun şu kadar milyon yurttaşıyla da selamı sabahı kesiyorsan, 'milli irade' diye bir kavramın 'sözde' değil de 'özde' geçerli olduğu bir ülkede böyle bir davranış kolay açıklanır bir davranış değildir.
    o tarihte bu tür eleştirilerin yöneldiği kişi genelkurmay başkanı'ydı. bu ülkenin en büyük, en temel sorunu, bir darbe geleneği oluşturmuş olan silahlı kuvvetler'in demokratik kurumlar ve işleyişle ilişkisinin sorunlu
    bir ilişki olmasıdır.
    dolayısıyla, o durum bizler için, alışılmadık, bilinmedik bir durum değildi.
    şimdi, aynı silahlı kuvvetler'le sorunları olan, dolayısıyla içinde kendini bulduğu benzer gerilimlerde bir 'refleks' halinde 'milli irade' gibi kavramlara tutunan bir partiden, akp'den başbakan olarak çıkmış kişi, "onlar 'pkk terörist' demedikçe görüşmem" diyebiliyor. bu, genelkurmay tavrından çok daha vahim bir manzara.
    peki, ne yapacaksınız? 'barış içinde çözüm' diye bir laf dolaşıyor ortalıkta. senegal'e giden uçakta gül, "artık asker dahil hiç kimse bu iş silahla biter demiyor" diye bir cümle kurmuş. bir 'temsili' demokrasi içinde yaşadığımıza göre, dtp'nin 'temsilci'si olduğu kitleyi, doğudaki milyonlarca insanı, sıraya dizip 'pkk teröristtir' diye bağırtacak, bağırırlarken onları teftiş mi edeceğiz?
    'barış içinde çözüm'den anladığınız bu mu? "silahların mutlaka bırakılması gerekiyor" demiş gül, bunca yıldır silahlar niçin bırakılamıyor bir türlü?

    murat belge (radikal gazetesi15/03/2008)
    (kabuk adam, 15.03.2008 19:44 ~ 19:44)
  25. radikal gazetesindeki 21 mart 2008 tarihli köşe yazısıyla beni kopartmış güzel insandır. kendisinden direk alıntılıyorum:

    "...ama iktidardaki parti başörtüsü konusunda bilinen değişikliği yaptığında, deniz baykal 'kaos yaratıyorsunuz!' diye höykürmüştü. o zaman, normal bir insan, 'kaos olacak ne var ortada?' diye şaşırabilirdi. ama deniz baykal olacakları önceden bilmesi ve uyarıda bulunmasıyla namlıdır (bir tek, partisinin seçim performansını önceden bilemez)."

    sağlı sollu vuruyor. önce sağlam bir hüsn-ü talil ardından da parantez içi bir ayar. ellerinden öpüyorum kendisinin.

    not: yazının tamamı için: http://www.radikal.com.tr/...
    (tuygun, 21.03.2008 14:31 ~ 14:32)
 sayfa  / 3

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil