geçmiş zamanlarda (taa elektriğin, ampullerin olmadığı* zamanlarda) ortamı aydınlatma görevli olan, şu zamanlarda ise zırt pırt kesilen istanbul elektriği yüzünden muhtaç duyulan, içindeki fitilin yanması sonucu ortama ilkel yollarla ışık veren kaynak..
değişik koku ve renklerinin bulunabileceği, çevresine çok hoş ışık veren, yumuşak nesne. güzel bir müzik ve lezzetli bir içkinin yanında gayet güzel gider.
petrolün damıtılması sırasında ilk ortaya çıkan madde imiş aynı zamanda.
ne zaman ki içinde biryerlerin acıdığını hissedersin bir kez daha,ne zaman ki akşam olur,hava parlak siyah gece elbisesini geçirip tüm albenisiyle salınmaya başlar ortalıkta,ne zamanki tüm sıkıntılar ellerinde mengeneleriyle koşarlar ruhunun yanına..koyarsın en sevdiğin müziği odanın fonuna,ısıtsın diye yüreciğini ve saklanırsın yorganının içine korkunç fikirler bulamasın diye seni,bir de mum(lar) yakarsın başucuna,az da olsa kovsun diye karanlığı..işte odur mum,karanlık gecede ruhunu aydınlatmana yardım eden,bir süre sonra vazgeçilmezin haline gelen,bir fitil,biraz da yağdır!
sessizkaranlık gecelerimde,şarap şişemin yanında,ben içereken buz gibi odada içimi ısıtan,ufak ama benim için önemi büyük olan çünkü şarapekmek olayını gerçekleştirmek dilimlenmiş ekmeklerimi kızartmama yarayan muhteşem buluş.
björk, sigur ros, gusgus gibi gruplardan sonra izlanda'dan yeni bir ihraç. elektronik ambient soundu, tam da ismine layık mum eşliğinde siyah bir gecede kulaklari okşayan bir tüy hafifliğinde....
bülent ortaçgil'in ilk olarak çekirdek sanat evi resital kasetlerinden birinde* dinlediğim, sonra bu şarkılar adam olmaz albümünde tekrar yayınladığı leziz bir şarkısı
sen içimdeki küçük mum
hala sönmedin, yanıyor musun?
gündüz aydınlıkta kaybolup
gece yatınca karşımdasın
en soğuk rüzgarlarda
en islak yağmurlarda bırakmadın beni
yalnız anlarımda korktuğum zamanlarda
vazgeçmedin benden
bana kızmadın unuttum diye
başarısız bir akşam üstü
tepem atmış bağırıyorken
dinledin çıt çıkartmadan
en gizli duygularda
en saçma sözlerde utanmadın benden
yalnız anlarımda üşüdüğüm zamanlarda
sen isıttın beni
ne zamandır birlikteyiz
kim öğretti kaçmamayı
yoksa ben mi yarattım
yaşlanmaya başladıktan sonra
en suskun günlerde
en güçsüz saatlerde sıkılmadın benden
yalnız anlarımdam ümitsiz zamanlarda
şarkı oldun bana
elektrik kesintilerinin daha sık yaşandığı çocukluk dönemlerinde evde gizemli bir hava yaratan, bunun yanında aile içinde elle duvara kuş tavşan ve bilumum hayvanatı resmedip gülmenizi sağlayan oyunların kaynağı.
bünyeyi en çok rahatlatan oda detayı, güzel kokar, yanarken de sönerken de. türlü şekil ve kokulara sahip çeşitlerine beşiktaş evlendirme dairesinden teşvikiye istikametine sapan yolda bulabilirsiniz.
bülent ortaçgil'in bir kaydında, şarkısına başlamadan önce yaptığı güzel bir konuşma var mum hakkında. konuşma şöyle:
"...şarkının adı mum. mumda hep şeyi düşünmüştüm; büyük ateşler çabuk fark edilir ve çabuk söndürülür ancak mum gibi çok önemsiz bi ateş üzerinde kimse durmaz bile. o yanar durur. elektrikler gelir, söndürmeyi bile akıl edemezsiniz. bu şarkıdaki mum da onun gibi bi mum. içimizde yanan ve fark edilmeyen şeyleri söylüyo..."