senin gamın, derdin bu gece güçsüz candan geçti gitti.
göz yaşlarıma bak, yeryüzünü ve gökyüzünü doldurdu şimdi.
kimsesizim, hali perişanım, kala kalmışım.
aşığım, sabırsızım ve acılar içindeyim.
o yürüyen servinin, sevgilimin ayrılığından, ayağı toprağa bağlı bir çam gibi kalmışım şimdi.
aşk derdim için ne söyleyeyim ki, söylemek, anlatmak mümkün değil.
ey doktor bir çare bul bana, çünkü gönül derdi bu can-ı aştı geçti.
ey ay yüzlü sevgilim, senin aşkınla dertli oldum ne yapayım.
kendi kendime bu bela içine düştüm ne yapayım.
ey eziyet eden sevgili, senin elinde muhibbi gibi
akşam sabah kıyamete kadar feryat ediyorum.
nebatım, şekerim, hazinem, cihanda hiç örselenmemiş, el değmemiş sevgilim.
gönlümdeki mısırın sultanı, hazret-i yusufum, varlığımın anlamı,
istanbulum, karamanım, bütün anadolu ve rum ülkesindeki diyara bedel sevgilim.
değerli lal madeninin çıktığı yer olan bedahşan?ım ve kıpçağım, bağdadım, horasanım.
güzel saçlım, yay kaşlım, gözleri ışıl ışıl fitneler koparan sevgilim, hastayım!
eğer ölürsem benim vebalim senin boynunadır, çünkü bana eza ederek kanıma sen girdin, bana imdad et, ey müslüman olmayan güzel sevgilim.
kapında, devamlı olarak seni medhederim, seni överim, sanki hep seni öğmek için görevlendirilmiş gibiyim.
yüreğim gam ile, gözlerim yaşlarla dolu, ben muhibbiyim, sevgi adamıyım, bana bir şeyler oldu, sarhoş gibiyim. bir hoş hale geldim.
(bkz: hub) kökünden gelmektedir aslında sevmek manasına gelir