1. muhammed'in evlatlığı zeyd bin harris'in eşiyle evlenmesidir. bu durumun garip karşılanmaması ve olası dedikoduların önünün alınması için bazı ayetler "inmiştir".

    bilindiği gibi zeyd bin harris başlangıçta muhammed'in kölesi ardından da peygamberin halasının kızıyla evlenebilen evlatlığıdır.

    hadislerden bilinen muhammed'in birgün zeyd'in evine girmesi ve zeynep'i açıkken görmesi ardından da evlenmek istemesidir.

    neyse muhammed zeynep'i anasından babasından değil zeyd'den istiyor. yani kocasından istiyor. küttübü sitte'de durum şöyle anlatılmakta:

    " resulullah (sav), zeyd (ra)`e: "git onu bana (kendinden) iste\" dedi. zeyd gitti, zeyneb`e geldiği zaman hamurunu yoğuruyordu. zeyd der ki: "onu gördüğüm zaman içimde bir zorluk hissettim, ona bakamaz hale geldim. sırtımı ona çevirerek, geri geri yaklaştım ve: "ey zeyneb! beni resulullah (sav) gönderdi. seni istiyor" dedim."

    işte muhammed'in giderek karışıklaşan medeni durumu nedeniyle ahzab suresi boyunca durum kotarılmaya çalışılmıştır. öncelikle allah 'a göre muhammed'in evlatlığının eşiyle evlenmesinin nedeni "evlatlıklarının eşlerinden boşandıkları durumda, evlatlıkların babalarıyla evlenebileceğini göstermek" azhab suresi'nin 37. ayetinin meali bu! yani muhammed ümmeti için yine kendini feda etmekten sakınmamış. hayli ilginç! ""eşini yanında tut ve allah'tan sakın" diyordun; insanlardan çekinerek allah'ın açığa vuracağı şeyi kendi nefsinde saklı tutuyordun; oysa allah, kendisinden çekinmene çok daha layıktı. artık zeyd, ondan ilişkisini kesince, biz onu seninle evlendirdik; ki böylelikle evlatlıklarının kendilerinden ilişkilerini kestikleri (kadınları boşadıkları) zaman, onlarla evlenme konusunda mü'minler üzerine bir güçlük olmasın. allah'ın emri yerine getirilmiştir. (ahzÂb -37)


    tabii bu durumun dedikodulara neden olması kaçınılmazdı ama ne hikmetse ahzab suresi'nde bu durum öngörülmüş, dedikoducular açıkça tehdit de edilmişlerdi: "andolsun ki, eğer münafıklar ve kalblerinde bir hastalık olanlar ve medine'de dedikodu yapanlar, bu yaptıklarından vaz geçmezlerse, mutlaka seni onlara musallat ederiz. sonra seninle orada az bir zamandan fazla komşu kalamazlar." (ahzab, 60) "melun olarak nerede bulunurlarsa yakalanırlar ve öldürülürler" (ahzab 61)

    ancak durumun ardından muhammed'in bir de eşleri tehlikesi vardı. daha öncede cariyeleriyle olan ilişkileri nedeniyle eşleriyle evde huzursuzluk olmuştu. allah zeynep'i alan muhammed mutlu olsun diye hafif yollu eşleri de ahzab suresi'nde tehdit etti, dedi ki, "eğer muhammed'e karşı gelirseniz size cehennem var. huzursuzluk çıkarmayın itaat edin. sesinizi kesin!"

    tabii zeynep ile evliliği muhammed'in içine şüpheler de düşürdü. ya onun eşleri de başkalarıyla aşk yaşarlarsa? ya kendisi zeyneb'i gördüğü gibi başkaları da çat kapı evine girip, eşlerini görüp beğenirse? bu nedenle allah ahzab suresi boyunca muhammed'in eşlerine "sağa sola bakmayın, örtünün" dediği gibi komşularına da "öyle çat kapı gitmeyin evine" dedi. bütün bu dediklerim ahzab suresi boyunca defalarca kez tekrarlanıyor. ayet vermek yersiz. (isteyen özelden seslenebilir)

    ancak muhammed'in içi bu ayetlerle rahatlamadı o nedenle kendisine herkes ile evlenmek serbest kılınırken muhammed'in eşleri ahzab suresi'nde müminlerin anneleri ilan edildi. bu da muhammed'in büyük acılar çekerek yaptığı boşanan kadını alabilme ilkesini onun eşleri için geçersiz kılmaktı.

    sure boyunca muhammed'in eşlerinden "allah'ın nimeti" diye bahsedilmesi; "iman etmeyen kadınlarla evlenemezsin ama cariyelerin başka" tarzı ayetler de cahiliye devri ile islam devri arasında ne kadar fark olduğunu gösteriyor. en azından kadınlar konusunda. ya da gösteremiyor. takdir sizin.

    not: her yanıyla copy paste değil alınteri.
  2. yazılan girilerin tamamı dini aşağılayıcı (!) ve o dinin peygamberi muhammed mustafa efendimiz'i eleştirici (bkz: sen kimsin kiminle aşık atıyorsun derler adama) sözlerden ibaret. ne yazık ki hiçbirinin de mesnedi (bkz: kaynak) yok. kaynaklı konuşulsa, mertçesine... ama laf atmak önemli olan.
    "derya iki tane itin dudağının değmesiyle mundar olmaz." (bkz: hz. pir mevlana muhammed celâleddin-i rumi)

    (bkz: ateist olmadığı için itüsözlükte çaylak kalmak)

    bu yazdığımın onaylanacağını bilseydim. kendince kaynak vermiş yazarlarla ilmî münakaşalara da girerdim. ama niyet gerçeği öğrenmek değil, laf atmak. (bkz: insan çevresindekileri de kendisi gibi zanneder)
  3. hz.muhammed'in en fazla tartışılan evlilik olayıdır.

    şimdi aynı mantıksızlığı ahzab suresi 50.ayetinde de görmekteyiz." ey peygamber, biz, özellikle sana şunlari helal kildik: mehirlerini vermiş olduğun eşlerini, allah in sana ganimet olarak verdiklerinden sahibi bulunduğun cariyeyi, amcanin kizlarindan, halalarinin kizlarindan, dayinin kizlarindan, teyzelerinin kizlarindan seninle birlikte hicret etmiş olanlari; birde inanan bir kadin eğer kendisini peygambere bağişlar da, peygamber de onunla evlenmek isterse onu, sadece sana, diğer mü minlere değil. onlara eşleri ve cariyeleri hakkinda neleri farz kildiğimizi biliyoruz. bunlar, sana bir darlik olmamasi içindir. allah çok bağişlayan, çok merhamet edendir."
    en vurucu cümle şudur:"sadece sana, diğer mü'minlere değil."
    ama eleştirirken doz kaçırmamak ta fayda vardır, keza müslümanlar bu konuda çok hassastır.
    şunu da belirteyim bugüne kadar ki tüm tsnrı/tanrılar kavramını kabul etmiş dinler de çelişkiler vardır. önemli olan bunları objektif değerlendirebilmektir(her iki tarafta).
    p.s. i love u: hz. kelimesi müslümanların hassasiyetine duyduğum saygıdandır.
  4. kanımca çok yanlış bir olaydır. hadi her şeyi geçtik diyelim. bir peygamberin; evlatlığının karısını görünce, kendinde bir şeylerin uyanması diye bir olay olabilir mi? o sıradan bir insan değil çünkü. her an ibadet eden bir kişinin,bize öyle anlatılan kişinin bu denli evlilik yapmasını(evlatlığının eşiyle bile) kabul edilir bulmuyorum. işte "ayet inmiş, siz kendinize bakın kaç kişiyle yatıyorsunuz" demek doğru mudur? her evlilik mübah mıdır? bu sorular sorulmalıdır kanımca. bir de ayet iniyor bunun üstüne öyle mi? inananları kırmak istemem ama bana çok saçma geliyor.
  5. hz. ali ile bir müşrik arasında geçen diyalog:
    müşrik: ya ali, ya allah yoksa napacaksın? diye sorunca, hz. ali de malum cevabı yapıştırmıştır.

    ''yoksa ben birşey kaybetmem ama varsa sen çok şey kaybedersin.''
  6. ne acı verici bir muhabbet

    " muhabbetten muhammed oldu ne hasıl,
    muhammed siz muhabbetten ne hasıl????

    ayıp ayıpppp

    kendinizden olmayanıda kabul etmesini bilin ! hiç bir dinini peygamberine hadsizlik edemezsiniz !!!

    götünde kazıkla dolaşanları gördük,

    nemrutun ölümünü hiç mi okumadınız ? burnundan sinek girdi ...

    offfffffff
    anaaaaammmmmmmmm