ilk bakışta sürüden ayrılan gibi görünür. fakat sürüden ayrılmanın genel eğilim olduğu bir yerde bulunduğu yeri terk etmeyen biri varsa asıl muhalif odur.
ayrıksılığın para ettiği yıllardayız. andy warhol beyin "herkes bir gün on beş dakikalığına şöhret olacak" demesinden bu yana sözünü ettiği güruh kendi on beş dakikasını öne almanın formüllerini ararken bunun muhaliflikten geçtiğini çabucak kavradı.
böylece muhaliflik başka kılıklara büründü, mazruftan sıyrılıp zarfa dönüştü.
en bilinmedik renklerde saç boyatmanın, en olmadık yerlere küpe taktırmanın, en garip kombinasyonlarda giyinmenin, en acayip dövmeleri yaptırmanın, en kimsenin aklına gelmedik şekilde davranmanın, kavramlara kimsenin daha önce göremediği bir açıyla yaklaşmanın ve sürekli bu hallerle ortalıkta dolaşmanın daha çabuk fark edilmeyi sağladığını ve muhaliflik olarak tanımlandığını kavrayan herkes kendi cumhuriyetinin peşinde.
vaveyla halinde dağılınan ilk noktada, hani o normal olarak tanımladığımız ama özelliklerini unuttuğumuz yerde kendi halinde bekleyen üç beş kişi kaldı.
muhalefeti yapıcı ise farklı düşünmesi faydalı olacak kişidir. muhalefet olsun diye muhalefet edenleri olduğu gibi, gayet güzel ve yapıcı bir muhalefet sergilemesine rağmen, muhalif olduğu kişi ya da kurumlar tarafından bir tür engizisyona tabi tutulanlar da vardır. genel itibariyle muhalif olmak kişi için hayatta çeşitli zorluklara gebe olan br durumdur.
iki türlüdür. biri ota boka muhaliftir diğeri her şeyi bok etmeye çalışana muhaliftir.
ayırt etmesi zordur ikisini, ideolojileri at gözlüğü olarak kullanan ota boka muhalifler her şeyi bok etmyeye çalışanların maskarası olurlar. ideolojileri yargılayarak benimseyenler ise bu lavuk muhalifleri de diğerlerini de itin götüne sokarlar.
burada tercihler devreye girer. kimisi lavuklara bir şans daha verip itin götünden çıkarır, kimisi de bırakır öylece, doğal yaşam alanı deyip saygı gösterir.
bir de ite göte gelmez muhalifler vardır, onlar başka konu.