ya çok belirgin bir vaka bu ya da hep bana denk geliyor!
bu adamlarda /ve kadinlarda/ hep gözlemlediğim şey bu alaycı tavırları. hani böyle sen derdini anlatırken ya da hastalığının ciddiyetini vurgularken "lan olum senin derdin dert midir benim gördüklerim yanında" bakışları...
kaç kez muayenehanesine gidip o hasta koltuğuna oturup bir şey söylediysem hep gözlük üstünden gülerek "demek hasta oldun afferin len sana ufaklık. oyyyyoyyy oyyyyyy nasıl da şirin" der gibi bakıyor.
aile hekimim olan
interne ilk gittiğimde yine böyle "bak doktor olamayan bir şey gelmiş" tavrı sezince usta bir manevrayla konuyu mesleğime getirdim:
-doktor bey bende bel fıtığı var,
+(gözlüğün üzerinden yavşak bir gülümseme ile) nerden biliyorsun sen bakayım bel fıtığı olduğunu?
-
mr çektirdim, teşhis konuldu daha önce, ancak tedavi aşamasında ameliyattan çekindiğim için
manipülasyonyöntemiyle geçici olarak ayağa kalkmıştım. (araya iki üç tıbbi kelime sıkıştırdım ki adam cahil olmadığımızı bilsin)
+(ben biraz saygı için delirirken) iyi yapmışsın.
-(artık son ataklarımı yapıyorum ve bir yerlerden duyduğum birkaç afilli tıbbi kelimeyi de cümle içinde kullanmak için deli gibi kasıyorum) ya valla ilk başlarda akut gibiydi, semptomları da öyle yavas yavas değila niden gelişti. kroniğe döndü su an. antienflamatuarlar iş görmez oldu doktor bey. diazepam felan aldım ama...
(tam bu arada diazepamın tamamen beynimde sözlükten dolayı kaldığını farkediyorum ne işe yarar nedir bel fıtığıyla ilgili midir bile bilmiyorum. lan bari fitil türevi bişiy olmasa..)
+afferin sana afferin!
-?3+2&5??? (afferin??? lannn!!!)
artık ne yapıp edip benim de iyi kötü saygın bir mesleğe sahip olduğumu ve bana çocuk muamemelesi yapmaması gerektiğini adama belli etmek için kasıyorum. herif resmen afferim verdi lan bana. yuh.
-ya ben iş icabı sürekli bilgisayar başında oturuyorum da. ondan azıyor bu bel fıtığı. (sorsana lan ne iş yapıyon diye vicdansızz!)
+hımm o kadar yorma kendini.
-(ipnee!) yok doktor bey mesleğim yorucu değil, yani aslında vücudumu değil sadece beynimi kullanıyorum ama ağrıyor işte bel. (daha ne yapiim lan sor diye mal!)
+sana bir rapor yazayım ben.
-(biraz şaşkın biraz sevindirik olmuşum çünkü beklemiyorum rapor felan. amacım bunu tedavi ettirmek) ehh peki iyi oalcaksa neden olmasın.
bu arada reçeteye yazdığı
diclomecve
muscorili görünce ben çıldırmaya başlıyorum;
-doktor bey bu ağrı kesiciler geçici çözüm değil mi? ben kalıcı bir çözüm istiyorum?
+bildiğin başka bir yol varsa söyle ben de öğrenmiş olayım (hemşireye dönerek) ehe ehe eh.
-(ağır bir lafı hak ettin ipnetor!) ne bileyim 6 yılda benim bilmediğim bir şey öğrenmişsinizdir belki diye sorduydum!
+????*
(puhahaha fincanı taştaaan oyarlarrrr)
hala içimde acısı var. lan neden sormuyon olm mesleğimi benim?
edit: ertesi gün bir kağıda not yazıp kapısının altından attım;
"sevgili doktor bey, size bir şey soracaktım göremedim. ben dün gelen hasta (kronik bel fıtığı şikayetiyle). hani şu elektronik mühendisi olan..."