baz luhrmann'ın yönettiği muhteşem muzikal film, başrollerinde
nicole kidmanve
ewan mcgregor oynuyor.
(greeen, 05.04.2004 23:46 ~ 18.04.2004 11:34)
fransa tarihindeki en büyük revü klübü ve aynı zamanda genelevi
moulin rouge anlamı kırmızı değirmen olup, fransızcada "mula ğuuj" diy okunur.. senaryo itibariyle türk filmlerine benzemektedir.. fakir çocuk zengin bir fahişeye aşık olur.. böyle bir senaryo, müzikle birleşince seyrine doyum olmuyor..
(cellman, 22.04.2004 02:29 ~ 31.07.2005 02:12)
çok merak ettiğim ama izleyemediğim film.orjinali eski bir filmmiş duyduğuma göre
fransız usulu, pahalı
pavyon
henry toulouse lautrec ressam kişisinin sürekli gittiği, kankan dansı yapan kadınları çizdiği mekan.
aynı zamanda bu ressamın hayatının anlatıldığı kitabın adıdır.
hatırladığım kadarıyla buraya yani bu fransa'da bulunan pavyona zenciler giremezmiş. ve hatta bu alanda zenci kardeşlerin çalışması bile yasakmış.
*
aşk ve kıskançlık üzerine bir film
moulin rouge'da çalışan kızların adının
diamond dogs olmasıyla
david bowie'nin aynı adlı albümüne gönderme yapılmaktadır.
ayrıca
absinthe'in halk arasındaki adı green fairy de küçük bir karakterdir bu filmde ve kylie minogue tarafından canlandırılmıştır.
"the greatest thing you'll ever learn is just to love and be loved in return." repliği ve "come what may" şarkısı kulaklardan,
satine'in christian'ın kollarında can verdiği final sahnesi gözlerden silinmeyen, her izlendiğinde içinizin aynı şekilde burkulduğu, kimi gönüllerde taht kurmayı başarmış, ödüllere boğulası film.
sountrockı roxanne olup; filmiyle bağdaşmış sözlere sahiptir; sadece o dönemin aşkını anlatmamış olup aynı zamanda toplumsal olayları da içermektedir.
gayet sıradan, türk filmi edasında bir konusu olmasına rağmen, müziklerin, dansların ve anlatımın güzelliğiyle defelarca izlenip yine hayran kalınabilen mükemmel bir film. fakat şu da bir gerçektir ki, birçok insan gerek senaryosu gerekse anlatımın abartısı yüzünden bu filmden hazzetmemiştir. chicago'dan çok daha güzel olmasına rağmen oscar alamaması da büyük bir hayal kırıklığıdır.. filmde roxanne şarkısının çalındığı sahne bence filmin en güzel 5 dakikasıdır..
bu filmin bir de 50li yıllarda çekilmiş versiyonu vardır ki, 2000li yılların moulin rouge'u ile aslı alakası yoktur.. ewan amcamız yerine cüce ve ezik bir ressam başrolde oynamaktadır ama yine de enteresan, izlenesi bir film ortaya çıkarmışlardır..
ilk olarak john huston adlı yönetmen tarafından konu edilen yakın geçmişte de baz luhrmann tarafından ele alınan fransa'nın en ünlü gece klubüdür.
başrollerde nicole kidman ve ewan mcgregor oynayıp bildiğim kadarıyla şarkıları kendi sesleriyle söylemişlerdir.
yaptıkları müzikle christina aguilera, pink, mya lil kim mtv müzik ödülünü almışlardır.
bunların dışında içtiğim gecelerin yüzde seksenin izlemiş olduğum filmdir. izleyemediğim zamanlarda ise soundtrackını mp3 çalarıma atıp devamlı o harika şarkıları dinlemişimdir. özellikle roxanne şarkısı harika olup arada giren muhteşem keman insanın içini titretmektedir.
bunun da dışında olarak aynı yönetmenin çektiği romeo ve juliette de harika bir filmdir ve onun da soundtrackı en az moulin rouge kadar güzeldir. bunda da özellikle tavsiye edebileceğim radiohead'in şarkısıdır. bu şarkının girişi her zaman beni etkilemiştir..
paris'e gidildiğinde kesinlikle ziyaret edilmesi gereken mekanlardan biri. içeri girme imkanı yoksa dışarıdan şöyle bir bakıp, çevredeki live show'lara, striptiz bar'lara göz atılabilir.
(nuage, 16.05.2007 04:02)
şarkılar öyle bir seçilmiştir ki cuk diye oturmuştur. hele show must go on sahnesi tüyleri diken diken eder.
sacre coure'un hemen altındaki caddede yer almaktadır paris gare de nord'dan da yürüyüş mesefasiyle 10 dakikadır.ancak mahal olarak izmirin basmane semtine benzemektedir.eski ve pahalı bir mekan olmasına rağmen hala önünde inanlar kuyruk olmaktadır.
`this story is about truth, beauty,freedom,but above all `love
...
falan deyince gaza gelip yakarım, yıkarım diyebiliyorsun lakin zaman geçip pirupak olunca yeniden, vay anasını diyip gülümsüyorsun. the show must go on tabii bi yerde.
(emma, 09.06.2007 15:39 ~ 18:21)
son derece türk filmi tadında, son derece basit konulu bi film... oyuncular sayesinde bu kadar güzel hale gelebilir mi dedirten film... aslında konusunun zenginlik peşindeki veremli fahişenin fakir yazara aşık olması ve sonra ölmesi üzerine olan film - dedik ya türk filmi gibi diye - ozzy osbourne dan tutun da kylie minogue a kadar pek kişinin müziklerinde yer aldığı film... oyuncuların şarkıları kendileri seslendirdikleri film sonra da sesine kurban olurum senin ewan dedirten film... bu sölediklerim 2001 yılında yapılmış olan moulin rouge içindir.
bir arkadaşım sayesinde haberdar olup izlediğim sonra da defalarca bunu tekrar etmekten bıkmadığım oyuncusu soundtarck'ları ve konusuyla beni alıp götüren müthiş müzikal film.ewan mcgregor'un sesiyle de beni yakıp yıktığı şaheser niteliğindeki gösteri.
hayatta benimsediğim düşüncelerden birinin de yaratıcısıdır ayrıca (("the greatest thing you ll ever learn is to love and be loved in return"))
ayrıca "scenes of sexual nature" (aşk manzaraları) haziran 2007'de gösterime girdi ewan mcgregor başrolünü oynuyor bu romantik komedinin
çok basit bir konunun sıradışı ve muhteşem bir şekilde işlenmesiyle kendine hasta eden müzikal. rolüne çok yakışan nicole kidman'ın ne kadar güzel bir sesi olduğunun da kanıtıdır aynı zamanda.
(pasak, 02.09.2007 19:18)
baz luhrmann'ın önünde şapka çıkarılmasına sebebiyet veren seyirlik. çünkü senaryo banal ötesidir, çünkü seyirci biliyordur zaten filmin sonunda ne olacağını. tam da bu noktada baz luhrmann sislerin ardından beliriverir ''the greatest thing you'll ever learn is just to love and be loved in return'' diye haykırır. birden rengarenk olmuştur o sıradan hikaye, eyfel kulesinin etrafında dans ediyordur insanlar, tango yapıyorlardır, şarkılar söylüyorlardır.. seyircilerin yanakları sırılsıklamdır şimdi.
(bkz:
come what may)
yıllar önce ağzım bir karış seyrettiğim,
yeşilçam'da 1352 defa her biri birbirinden siktirici şekillerde ele alınmış sıradan bir konuyu olağanüstü bir şekilde ele alan,
kırmızı rengi pek sevmeyen bünyeme "bu film başka bir rengin etkisi altına giremezdi" dedirten, bu
giriyi yazmadan hemen önce durup dururken tekrar izleme hissi uyandıran film... sadece bir
nicole kidman, bir
el tango de roxanne sahnesi için tekrar tekrar ve de tekrar izlenir...