montaj   

adana çık aradan

  1. matbaalarda basılacak olan işi kalıba çekilmeden önce filmlere yapılan işlem.
    (benign, 25.12.2004 12:35 ~ 12:38)


  2. farklı parçaların toparlanarak bir sistem haline getirilmesi
    (delilah, 25.12.2004 12:49)
  3. (bkz: assembly)

    bir de bunun resmi vardır, makina alırken istersiniz ki montajlayabilin.
    (palanthaser, 25.12.2004 14:06)
  4. ford kişisinden beri artık bir hat üzerinden yapılan operasyonlar bütünü..
    (ava adore, 19.04.2005 13:20)
  5. (bkz: fotomontaj)
    (close2death, 19.04.2005 13:21)
  6. çok fazla aceleye getirilmemelidir. parçalar takılırken neme lazım diye takmadan önce tüm parçaları kafada bir kere monte etmek gerekir. yoksa olmadı sil baştan... sök-tak sök-tak...

    hele ki yere konulmuş bel boyunu aşmayan bir montaj ise iki büklüm durmaktan beliniz ağrır. en baştan düşünmek lazım bazı şeyleri. acele işe şeytan karışır, karışıyor...
    (azwepsa, 06.12.2005 15:52)
  7. bir filmi meydana getirmek için yapılan çekimlerin senaryoya uygun şekilde biraraya getirilmesi. filmi film yapan son ve belki de en önemli aşama. kısacık bir filmin montajı bile sabahlara kadar sürer.
    (bkz: kurgu)
    (cherryblossomgirl, 29.06.2006 02:05 ~ 02:07)
  8. ingilizcedeki edit kelimesinin fransızca karşılığı olarak gösterilmesi yanlıştır, zira edit pek çok parça içinden en uygununu seçmek anlamına gelirken (bkz: editör) montaj tek alternatifi yerine yerleştirmek anlamındadır.
    (haşmet asilkan, 29.06.2006 02:17)
  9. alegori kavramının belli bir yönünü daha net bir şekilde tanımlamaya yarayan bi kategoridir.
    (etilalkol fermantasyonu, 19.12.2007 00:26 ~ 00:27)
  10. sinemanın temel öğesi görüntülerdir.sinema nesnelerin ekrana düşürülmesi ile maddesel varlığına kavuşur.resim sanatında öznellik görüntünün gerçek olmasını engeller.çünkü sanatçının eli gerçek dünyanın aktarılma aracıdır ve bu yüzden birebir aktarımı imkansız kılar.fotoğraf sanatında ise var olanı aktarma vardır.gerçi fotoğrafa da sürrealist açıdan yaklaşıp onun birebir aktarımdan daha fazlasını ihtiva ettiğini düşünenler mevcuttur.sinemada ise görüntü kavramının ifadesi daha da güçleşir.makyaj,kadraj,ışıklandırma,montaj...
    montajı bilinçli bir şekilde yapıp sanatsal bir yapıya dönüştüren kişi griffith'tir.paralel montaj ile iki mekansal hareketin eşzamanlı(doğru kelimeyi bulamadım) olduğu duyusunu seyirciye geçirmiştir.mesela kamera sabit hızla hareket eden bir arabayı çeksin.arabanın tekerine yaklaşsın ve uzaklaşsın.bu mesafe değişimleri arabanın hızının farklı algılanmasını sağlayacaktır.seyirci arabayı hızlanıyor zannedecektir.atraksiyonlu montajda ise birbirinden bağımsız iki görüntü art arda gösterilerek seyirciye bir olayı ima ederler.sonuç olarak elde edilen şey iki görüntüden bağımsız olacaktır.mesela ilk önce bir iskele ve masmavi okyanus gösterilir.sonrasında ise radyodan savaş haberlerini dinleyen genç kız.sonuç eşittir "umut".bir yerde okuduğum örnek için;genç kızlar+çiçek açan elma ağaçları...sonuç eşittir umut.bu sonsuz sayıdaki birleşimlerin hepsinde de sonuç öncüllerin hiçbirinde yoktur.ekspresyonist montaj uygulamalarında ise gerçeklik üzerine kurulmuş filmler ön plana çıkar.bölüm tek çekimde gerçekleştirilir.kamera süreci psikolojik açıdan ele aldığı için bütün süreci kaydeder.montajda ise filmde göremediğimiz bekleme periyodunu sanki izlemiş hissi yaratılır.sanki bir anlığına kafamızı başka bir yöne çevirmişiz de sonra kaldığımız yerden devam etmişiz gibi.bekleme periyodunda neler olduğunu bilmeyiz fakat sanki biz de olayın içindeyiz de bekleme periyodunu yaşamışız duygusu belirir.
    (andre bazin'in "sinema nedir" adlı kitabında burada yazılanların daha düzgünü(yazdıklarımda yanlışım varsa affola) ve daha kapsamlısı vardır)
    (setheleh, 25.01.2008 17:35)