|
|
- (bkz. vajina monologları)
- kişinin kendiyle konuşması,içhesaplaşma
dialog çift kişi
monolog tek kişi *
- (bkz: deli cevat)
- genelde acı gerçekleri kabul ettiğiniz zaman, kendinize itrafınızla başlayan, bireysel içten sohbet.
- insanın kendisiyle muhabbet etmesi... istemsiz biçimde gününün büyük bir kısmını kendisiyle konuşarak geçiren insan şayet bu işlemi kendi içinde sessiz sessiz yapıyorsa düşünmek olarak da tanımlanabilir.. şayet bu konuşma sesli bir hal almışsa tehlikeli bir durum olduğu kabul edilmeli ve acil çözüm yollarına gidilmelidir.. aksi taktirde toplumda deli olarak nitelendirilmek, kendi sesinden irkilmek suretiyle kafayı çizmek, muhabbet iyi giderse asosyalleşmek gibi semptomlar görülebilir... bu eylem insanın en yakın arkadaşının yine kendisi olduğunun en büyük kanıtıdır.. çünkü insan kiminle ne kadar çok şey paylaşırsa paylaşsın en çok dertleştiği, en çok vakit geçirdiği kişi yine bizzat kendisidir...
- sesli monolog sorun çözmede çok işe yarar.
sessiz monolog ise zihinde gereksiz gürültüler oluşturmaktan başka bir işe yaramadığı halde insanlar tarafından çok kullanılır. çoğunlukla yarım kalmış işler bu gürültülere sebep olur. kişi kendini zorlayarak bu sesleri susturup içsel sessizliği* sağlayabilir, ancak yeterince çalışmamışsanız ve özellikle hayatınız yarım kalmış işlerle doluysa ve dolmaya devam ediyorsa ne yazık ki bu sessizlik fazla sürmez. bu susturma işlemi bir nevi meditasyon olarak da düşünülebilir.
kesin çözüm, çocukluğunuzdan beri kafanızı kurcalayan yarım kalmış işlerinizin bir listesini çıkartmak ve onları tek tek içinize sinecek şekilde tamamlamaktır. yine de onları tamamlayana kadar zorlayarak susturma işlemi de tavsiye edilir.
- tek kişilik gösterilere de monolog denir.
- (bkz: duvara konuşmak)
- bazen son derece zevkli bir hobi olabiliyor. kabul etmek gerekir ki, karşınızdakine bir şey anlattığınızda genelde yanıt beklersiniz. karşınızda put gibi duran, "e ben duvara mı konuşuyorum yaa" tepkisi verdiren insanlara ne kadar kıl olsak da, bazen sevilen bir kişiyle monologa girmek susmaktan daha zevkli olabiliyor.
sesli olarak gerçekleştirildiğinde çok can sıkmakla birlikte, sanal alemde o kadar da zevksiz bir hal almıyor monologlar. insan kalkıp da mail atmayı gereksiz, sıkıcı bir iş olarak görmüyorsa, msnde away durumunda olan birinin penceresini açıp da saatlerce ona bir şeyler yazabilir. eğer geldiğide karşındakinin bunları okuyacağını biliyorsa insan bundan zevk bile alabilir. o an konuşmak istediğiniz kişi ulaşılabilir durumda değilse* onla sanal monologa girmek son derece faydalıdır. gidip alakasız insanlarla chat yaparak zaman öldürmektense bir de bunu deneyin. sonra monolog bağımlısı olup çıkabilirsiniz. ha sorarsanız bunun mail atmaktan farkı var mı, bence yok.
- msn spacesdeki blog fasilitesi bu konuda çok işlevlidir efendim. deneyiniz.
- neyi kaybettiğimin farkında mıyım? nereye götürüyor beni yazdıklarım? sabah uyanılacak olması, beni hayattan soğutuyor mu? ne kadarı gerçek ağladıklarımın? damarlarımda akan kanı hissedebiliyor muyum? durduğunda hissedebilecek miyim? ne yapıyorum? hayatın değerini biliyor muyum? kaçımızın fon müziği var hayatında? bir kıza baktığımda ne görüyorum? aldatılmayı mı, sevmeyi mi, neyi görüyorum? görüyor muyum? yaşayabilecek kadar kör müyüm? boş bakışlar altında eziliyorum. soğuk terler döküyorum insanların arasında , korkuyorum alay edilmekten, korkuyorum. parmakların bana çevrilmesi ve herkesin gülmesi, gözlerimin önünden gitmeyen bir sahne oluyor birden. kaçıyorum. kuytularda kendimle konuşuyorum. bir müzik arıyorum beni acılarımdan arındıracak. yeni bir hayata taşınmak istiyorum. nakliyesini üstlenen olmuyor anılarımın, tek başıma taşıyamıyorum. yığılıyorum çukuruma. duvarları yokluyorum. bir tünel kazmak istiyorum, ucu ağaçlarla çevrili bir kıra çıksın istiyorum, çimlerin üzerine uzanıp bulutları izlemek istiyorum. ne çok şey istiyormuşum, hiçbiri gerçek olamayacak kadar gerçek. anılarımı öldürmeye başlıyorum. katil olup çıkıyorum birden. hatırlamıyorum aşkımı, hatırlamak istemiyorum. "unutkanlık işte" diyorum, derken bile yalan söylüyorum.
- az önce gerçekleşmiş bir olaydan alıntıdır. olay sadece üç dakikada gerçekleşmiştir.*
yorumsuz...
bööö bence pisagorun teoremi çok faydalı özellikle hipotenüsü e üçgenin bir açısının sinüsünü bildiğimizde dik kenarlardan birisini kolaylıkla bulabiliyoruz, bu basit görünen teoremle farkında olmasak bile hayatımızın çoğu yerinde karşılaşıyoruz.
örneğin içinde oturduğumuz evle birde snell yasası var oda ışığın kırılmasını inceliyor o da ayrı bir ders konusu zaten
dün yolda giderken bir kedi gördüm beyazdı
bide beyazıt öztürk var kanal d de çıkıyor
d alfabemizin 5. harfi
ama ingilizcede 29 harf yok ingilizcede d 4. harf
bence bu kapitalizmin bir getirisi
karl marx kapitalisleti hiç sevmez
kendisi yahudi kökenlidir
yahudiler sinagoga giderler
istanbulda da sinagog var
istanbulda kilisede var
ortadokslar katoliklerle iyi anlaşırlar
katolik papası türkiyeye geldi yollar tıkandı
bu yolları zaten hep melih gökçek tıkıyor
şarabın kapağına da tıpa denir zaten
melih gökçek şarapçı mı
şarap yapmak için bir sürü üzüm çeşidi
kalecik karası bir tanesi
kalecik ankarada bir ilçe
türkiye cumhuriyetinde mahalli yönetimler il ilçe belde filan
ben belde ne demek bilmiyorum
ama beldesan diye bisiklet vardı
babamdan bmx istemiştim bana pinokyo almıştı ala ala
pinokyo yu gepetto el işi dersinde yapmış
burnunu uzun yaptığı için 5 üzerinden 3 almış
eskiden siyah önlük giyerdik
ama siyah giyme söz olur
hemn aslında siyah toz olur
beyaz kirlenir
ama çamaşırdır kirlenir omoyla temizlenir
bazı köylerde ömere omo derler
ama ömer 4 halifeden birisidir
bide osman vardır
ama onun osman gökçekle alakası yoktur
istanbulda birde ada var gökçe ada
orda su sorunu varmış televizyondan duydum
televizyonu john diye bir adam icat etmiş
trt 1950 lerde ilk yayınına başladı sanırsam ama attım
sırıkla yüksek atlama şampiyonu sergei bubka vardı ukraynalı
ukrayna bayrağı mavi sarı
fenerbahçe sarı lacivert
o zaman ukrayna fenerbahçe cumhuriyetinden bambaşka birşey
cumhuriyetten önce padişahlık vardı
atatürk yurdumuzu düşmanlardan kurtardı
ben düşman gördüm
o da beni gördü
timur vardı padişahlardan böyle moğol gibi çinli gibi bişey
bide bizim beyazıt vardı
timur beyazıtı dövdü
beyazıt duygulu çocuktu yüzüğünde hep karbonat saklardı tutsak düşünce karbonatı içti yediklerini sindirdi
insanın sindirim sistemi konusu lise 3 te anlatılır ama lise 3 e gelmek için ooo kocaman olmanız gerek
kocaman büyük demektir büyükün tersi de küçüktür
küçük emrah maça gitmiş bi gün
nuri alçoda ordaymış
sonra maç 2-1 bitmiş
nuri alço gs li çok sinirlenmiş annesiyle olan durumların kaynağı hep buymuş
ama olsun fener şampiyon olsun
emraha bir cici anne buluruz
eti cici bebe diye bi bisküvi çeşidi var bisküviye süte dökerler
kediler sütü sever
ispanyolca kedi gato demek
pato da ördek
türkçede ördeğe suna derler
uyan sunam uyan diye şükriye tutkunun şarkısı var
sezen aksuda bana tutuklu kalmış
ecevit af çıkardı
af diye bir müzik grubu var ama hiç dinlemedim
ben anadolu çocuğuyum *
ohhhh...
- (bkz: çok yalnızım sözlük)
(pasteteux, 27.05.2007 18:26 ~ 28.05.2007 17:37)
- tirat ın eş anlamlısı olan kelime...
- - onunla yaşadığın monologtu
- ....
- tamam tamam bütün aşklarımız aslında monologtu
- sıgaran varmı?
- ben:eeaaşşşşhhuuuu!!
ben:çok yaşa..
ben:hepberaber.
- beni anlaman için anlattıkça
kendini arıyorsun anlattıklarında
beni anlamak umrunda değil.
kendini anlattıkça
beni arıyorsun anlattıklarında
beni anlamak umrunda değil.
*
- yapmaktan hiç bıkmadığım,yaptıkça yapasım gelen sohbet türü. bazen karşımda biri olduğu halde kendimi yapar bulurum. ve zaman zaman diyalogdan daha rahatlatıcı olabilendir. çünkü söylediklerim karşımdakinin anlayabildiği kadardır, anlatmak istediklerim ise bambaşka. sözlükte yazmak da bir tür monologdur.
- -kendi kendine konuşmaktır aşk....-
- (bkz: 25th hour)
|