bilgisayarı yazı yazılabilecek, resimlere bakılabilecek, facebook'a girilebilecek, msn ile konuşulabilecek ve çocuklar için zararlı bir cihazdan ibaret sanan zihniyettir.
evet, ilginçtir. kasaların genelde masanın altında durmasından mı kaynaklıdır bilinmez ama benim birçok insanla aramın kısa sürede olsa bozulmasına neden olan gülünç derecede yanlış bir bilgidir.
çocuklar için çok zararlı olduğu bilgisi anne-babaların aklından hiç bir şekilde silinemez. ders çalışmayıp zamanının çoğunu bilgisayarla harcayan çocuklara, 'bilgisayarı kaldırıyorum!!' diyerek monitörü kucaklayan anne-babalar vardır. bu kişilere 'yaa tamam, götürme' yerine 'mu ha ha ha' diye cevap veren çocukların gelecek için anlatacakları güzel bir anıları olmuştur. kimileri ise arızalanan bilgisayarını tamire götürürken yine monitör kucaklar. ama bu kişiler daha şanslıdır, çünkü devamında kasanın kısmen ne işe yaradığını öğrenirler, ona daha iyi davranırlar.
ama bu olayın en ilginç tarafı koskoca kasanın ne işe yaradığını sormamaktır. bu gülünç değildir, üzücüdür. gerçi son zamanlarda lcd teknolojisine geçildiğinden artık böyle bir zan kalmaz diye düşünüyorsunuz ama onlar yine bir yolunu buluyorlar: 'bilgisayarlar ne kadar incelmiş?' bu da gülünç değildir, kahredicidir. hatta duvara kafa atma ile ilgili küçüklüğümden beri içimde kalan bir atraksiyonu tetiklemektedir. bu kişilerin yakın zamanda dizüstü bilgisayarların monitörlerini kulağından tutup 'bak yaa, daha da inceltmişler, klavyesinden bile ince. görüyor musun? aaaaa' diye şaşıracaklarını umuyorum. böyleleri karşısında hepimize sabırlar diliyorum. eğer bu yazıya kadar hala monitörü bilgisayar sanan kardeşim vardıysa da onlardan da alındıkları cümleler için af diliyorum.
oda arkadaşımın bilgisayarını korumak amacıyla koyduğu şifreyi defalarca yanlış girmesi sonucunda monitörü kapatıp açarak bu problemi gidermeye çalışmasıyla böyle insanların sayısının azımsanamayacak kadar çok olduğunu anladığım kişiler.
bizzat annemin sahip olduğu zihniyettir. ama ne yapsın kadıncağız. sanki onun zamanında bilgisayar vardı. bilgisayarla sadece temizlerken karşılaşıyor,bu yüzden de bilgisayarı monitörden ibaret sanıyor.
-olm niye aldın bu incecik ekranı. bak önce ki büyüktü,bunun içinde ne olacak şimdi?
+anne bu lcd monitör,bak bilgisayar şurda ki kasa. herşey bunun içinde.
-zaten gider böyle şeylere para verirsin. annene gidipte bi çiçek almazsın
+ya anne o değil de benim burda dün aldığım dvd olacaktı.. nerde o?
-attım ben onu.... git yeniden para ver...
+bu ay sana bilezik almak için bütçe ayırmıştım anne...
-çekmecelerinden birine koydum bi bakıver ordadır herhalde.. annesininnn kuzusuuuuuu
john lockeve desmond'un zihniyetidir. her 108 dakika da bir şifre girmeleri ve sayacı sıfırlamaları gerekmektedir. ama john locke, "buranın delisi ben miyim laynnn" der ve sinirlenip monitörü kırar... ondan sonra şifreyi giremez duruma gelirler güya.
(bkz: bendim lan bu)
çocukken hep böyle zannederdim. kasayı çok işlevsiz görüp üstüne falan otururdum. bilgisayar açıp kapatmayı monitörün düğmesiyle halledebiliyordum. tabi artık öğrendim biraz. mouse klavye hepsi farklı şeyler.
ortaya çıkmasındaki en önemli etmenin televizyon olduğu zihniyettir.
barındırdığı tüm fonksiyonların bir monitör üzerine entegre edilen arabirimle yönetilebildiği cihazlar olan televizyonların, bilgisayarlardan çok daha uzun bir süre önce evlerimize geldiği bir gerçek. bilinçli olmayan ev kullanıcılarının bilgisayar monitörlerine karşı aynı beklentilere sahip olması bu zihniyetin nedenidir.
bu zihniyet "özel yetenekleri sayesinde" bir bankada yönetici bile olabilir
büyük bir bankanın genel müdürlüğünde çalışmakta olan zihniyet genel müdürlüğün taşınması ardından özel eşyalarını yerleştirmek üzere yeni binadaki masasına gider, yeni binadaki masaların altında kasa için özel bölme yapılmış ve bağlantılar tamamlanıp pc ler açık ve kullanılabilir durumda bırakılmıştır.
zihniyet açık olan bilgisayarda çalışmaya başlar. hemen arka masasında oturan mahmur beste gelir
- günaydın zihniyet
- günaydın mahmur beste
- başlamışsın çalışmaya
- hııı bakıyorum işte
- kolay gelsin
- ya mahmur beste sana bir şey soracağım
- de gülüm
- hani öbür binada monitörlerin altında duran şeyler vardı ya onları ne zaman getirecekler ?
- ............
anne - baba başta olmak üzere, 50 yaş üstü zihniyet yanılgısı. über versiyonları da ie'yi internet sanıyor... o kadar ki ie'de google çıkmayınca bilgisayar bozuldu diye panik bile oluyorlar.
kendisi elindeki klavyeyi tutarak oğluna hava atmak isterken oğlu tarafından onun bir bilgisayar olmadığının yüzüne vurulmasıyla yüzü düşer,o şahane replik akıllara kazınır: