annemden yıllarca 52 lik olanını istediğim boya seti.hiç bir zaman almadı sebep olarakta 'çok pahalı'derdi.ama ama ama ben geçen gün eve gittiğimde 52 liğini kardeşimde gördüm!ya annemler beni sevmiyor ya da biz zenginledik benim haberim yok diye düşünmeme yol açan boya markası
içinden çıkan yapıştırmalar resim defterine, sıraya, okul duvarına, arkadaşın sırtına falan yapıştırılırdı. ayrı bir karizma yaratırdı insanda niyeyse.
fransızca arkadaşım anlamına gelmektedir (mon:benim, ami:arkadaş), ayrıca taksimde galatasaray lisesinin karşısındaki binanın 3. katında bir cafe adıdır. iddiaların tersine damsız girildiğini bilmekteyimdir, nitekim damsız gittiğim zamanlarda da hoş karşılanmışımdır.. yine çalışanlarından birinden öğrendiğim üzere bu cafe taksim klan cafe'nin sahibine aittir..
52liklerin beeyle karizmatik kutusu vardı. ortasında kazıyaç ve tutuşgaçı bile vardı. boyanın sarılı olduğu kağıtta ingilizce renk isimleri yazardı, hatta ilk defa renklerin ingilizce karşılıklarını ordan öğrenmiştim.
bazı renkler diğer renklerden daha erken biterdi, eksik renkler için yeniden koca seti almak armutluk olucağından arkadaşlarla ortak bi boya seti oluştururduk. gene de bazı renkler eksik kalırdı hep. zeynep vardı, onda olurdu bütün renkler. ama doğal olarak utanırdık ondan istemeye, ilkokuldayız daha. beeyle upuzun örülü siyah saçları vardı, ah ahh. neyse konumuza dönersek, sıra bile oluşturmuştuk bu boya isteme işi için;
- olm bugün boya isteme sırası sende.
- lan ben daha iki gün önce gümüşü istemiştim.
- abi sıra bende değil ondan eminim, daha dün istedim açık yeşili.
kafalar üçüncü elemana döner..
- ehuehe kem küm ehuhe
- yürü lan iste çabuk, daha resim çizicez, ders sonuna bitçek dedi hoca, denyo seni..
monaminin de devri geçti tabi, caran dache'a terfi ettik sonradan. onlar da ayrı hikaye...
pastel boyası ile çocukluğumuzun resim ödevlerini şenlendiren süper markadır.tabi çocukluk geçti pastel boyalar rafa kalktı,yerini daha kaliteli markaların boyaları aldı ama ne oldu?silgisi herdaim yanımızda kaldı.kesinlikle iz bırakmayan,cok iyi bir silgisi mevcuttur.sırf bu silgi bende monami marka silgi kullanma alışkanlığı yapmıştır,alışan bırakamaz.
faber castell den daha kaliteliydi hatırladığım kadarıyla .. faber casteller daha kuru bir yapıya sahipken mon ami ler kaygan bir yapıda ve kullanım kolaylığına sahipti..
içinden çıkan o renkli prens resimli etiketleri yapıştıracak yer bulamadığım, "ulan az daha dursun bakalım, mutlaka daha güzel bir yer vardır yapıştıracak" diye diye bekletip en sonunda da kaybettiğim pastel boyadır.
ilkokul 2. sınıfta tanıştığım ve küçük dilimi yutmama sebep olan boya...kaymakamın kızı bizim sınıftaydı...guya ders çalışmaya gitmiştim evlerine kız hadi resim yapalım dedi ve bu boyadan çıkardı yüz küsür tane vardı sanırım kocaman bi çantası vardı...dumur olmuştum. bizde o dönem adını hatırlamadığım 6 lı ya da 8 li boyalardan vardı...kaymakam kızı olmak böyle birşey sanırım demiştim...
prens midir prenses midir belli olmayan bir amblemi olan boya markası.bu amblem durumunun aramızdaki bazı gizli eşcinsellerin, gizli gizli eşcinsel olmalarına katkısının olduğunu düşünüyorum kendimce.ilkokul sıraları cinsiyet ayrımının vurgulanmaya başlandığı, oğlan çocuklarının kızların eteklerini kaldırıp kilotlarına baktığı, kız çocuklarının daksille tırnaklarını boyadığı bir yer.yani nedir?yani şudur: artık yavaş yavaş olay belirginleşiyor.kızlar geleceğin birer kokoşluk neferi, erkeklerse geleceğin birer ağır sapığı olmak için kararlı adımlar atıyor.e sen ne yapıyorsun?cinsiyeti belirsiz bir model koyuyorsun sabi subyanın önüne.şimdi o çocuğun monami hakkında görüşü muhtemelen şöyle birşey:"olm bu monami fıstık gibi boya, herkeste de var valla.yağ gibi mübarek, beyyle yardır boydan boya.ovşşş....hem tadı da güzel lan bunun.vay be" yani çocuk o boyanın hastası.resim derslerinin ilahı o boya.şimdi o çocuk o boyanın herşeyine gıptayla bakarken koy oraya düdük bi amblem..e oldu mu ya*.lütfen* rica ediyorum * rol modeller konusunda biraz dikkatli olalım.çocuklarımız geleceğimiz.
orta okul yıllarında övünme mevzu olan pastel boya setidir.markası herhangi başka bir marka değil mon ami olmalıdır.fiyatı pahalı olduğu için babamın satın alırken bir süre pazarlık yaptığını hatırlarım.öyle heyecan verirdi ki bu boyaların görüntüsü, hele o kapağını açtığında yayılan kokusu...kullanmaya kıyamazdım.kıydığımda da o heyecanla yaptığım resim türk kalp vakfı'nın düzenlediği yarışmada istanbul 2.si seçilmişti.
hala çalışma masamın altında define vazifesiyle yatmaktadır.