52liklerin beeyle karizmatik kutusu vardı. ortasında kazıyaç ve tutuşgaçı bile vardı. boyanın sarılı olduğu kağıtta ingilizce renk isimleri yazardı, hatta ilk defa renklerin ingilizce karşılıklarını ordan öğrenmiştim.
bazı renkler diğer renklerden daha erken biterdi, eksik renkler için yeniden koca seti almak armutluk olucağından arkadaşlarla ortak bi boya seti oluştururduk. gene de bazı renkler eksik kalırdı hep. zeynep vardı, onda olurdu bütün renkler. ama doğal olarak utanırdık ondan istemeye, ilkokuldayız daha. beeyle upuzun örülü siyah saçları vardı, ah ahh. neyse konumuza dönersek, sıra bile oluşturmuştuk bu boya isteme işi için;
- olm bugün boya isteme sırası sende.
- lan ben daha iki gün önce gümüşü istemiştim.
- abi sıra bende değil ondan eminim, daha dün istedim açık yeşili.
kafalar üçüncü elemana döner..
- ehuehe kem küm ehuhe
- yürü lan iste çabuk, daha resim çizicez, ders sonuna bitçek dedi hoca, denyo seni..
monaminin de devri geçti tabi,
caran dache'a terfi ettik sonradan. onlar da ayrı hikaye...