moleküler biyolojinin ilk disiplin olarak ortaya çıktığında ilk profesörlerinden birinin türk olması (bkz:
oktay sinanoğlu), bu alanda bayraktarlığı da bizim yapmamız gerektiği sonucunu çıkarmasa da, diğer milletlere göre daha kolay sahiplenebileceğimizi gösterir. bu hamasi bir duygudan öteye geçemese bile türkiye'de bilime olan ilgiyi arttırmak için her türlü motivasyon kaynağı değerlendirilmelidir önermesine destek olmaktadır.
nasıl ki fizikte dünya bir kenara bırakılarak artık daha geniş bakılarak uzay da teoremler içine dahil edilmiş ve bütünleştirici evrensel yasalar ortaya çıkmışsa, moleküler biyoloji de biyoloji için bu geçiş aşamasının
mihenk taşıdır.
temel olarak organizmaları ,hadi en derininden
hücreyi, inceleyen bir bilim olmaktan çıkan biyoloji, moleküler biyoloji ile birlikte temel parçaçıkta fizikle buluşacak kadar detaya girebilmemizi, o zamana kadar mistik gelen bir çok sorunun cevabını bulmamızı sağlamıştır.
canlıların çeşitliliği nereden gelmektedir, hücrelerimizi birarada tutan nedir, nasıl büyürüz, neden besleniriz, ya da nasıl annemize babamıza benzeriz gibi bir çok temel sorunun cevabını kısa sürede ortaya koyan bu disipilin, hücreler nasıl bu kadar düzenli yönetiliyorun cevabını ararken kaçınılmaz olarak
genetik ile buluşmuştur.
moleküler biyoloji hücre içindeki olayları incelerken, genetik bu olayların nasıl ve neden olduğunu araştırmış, kimya fizik ve hatta tıp alanıyla ilişkili çalışmalarla bilim dünyasında oluşmaya başlayan en iyi çalışma multidisipliner (bir çok bilimdalının birlikte çalışarak ortaya koyuduğu) araştırmalardır kanaatinin devinimine büyük oranda katkıda bulunmuştur.
ülkemizde kıymeti geç farkedilen bu alan,
bilkent üniversitesi ile türk üniversite camiasına giriş yapmış, onu
boğaziçi üniversitesi, odtu, itu,
haliç üniversitesive
iü takip etmiştir.
ilk açıldğı yıllarda bu bölüme gitmek isteyen öğrencilerin garipsendiği hatta "ne işin var oolum genetik menetik, git tıp oku" denilerek caydırılmaya çalışınmıştır. o zaman bir çok kaliteli beyin "o geleceğin mesleği daha türkiye'de iş yok" denilip vazgeçirilerek büyük hata yapılsa da, bugün isteyen istemeyen bir çok öğrenci bu bölüme yönlendirilerek daha büyük hata yapılmaktadır.
motivasyon kaynağı araştırma ve merak duygusu olmayan hiç kimse başka motivasyon kaynaklarıyla bu bölümde ve alanda maalesef başarılı olamaz (para, şöhret vb). yaygın kanaatin aksine türkiye'de güzel iş imkanları vardır ve yurtdışına giden biri de paraya para demeyebilir ancak para için bu bölümü tercih eden öğrencilerin sonu genelde yeniden össye girme ya da mezuniyet sonrası çay şirketi kurmaya kadar gidiyor
*.
bu bölümü kendisine uygun görüp çevre baskısıyla vazgeçenlerin bu alanda başarılı insanlarla görüşüp kendine iyi bir bölüm olup olmadığını araştırması, ulan galiba iyi bölüm yırtarız deyip hevesle gelmek isteyenlerin de bir kere daha düşünüp, araştırıp kararını gözden geçirmesinde fayda vardır. kesinlikle bir gireyim de sonra düşünürüz bölümlerinden olmayıp, hassasiyetle ve çok iyi bilgi donanımıyla tercih etmekte şiddetli fayda vardır.
(bkz:
hayat mamat meselesi)
edit: bir de şaka gibi yazılmış ama gerçeklik payı yüksek olan bir quiz hazırlanmış
facebook'ta: benden molekuler biyolog ve genetikci olur mu:
http://apps.facebook.com/flixster/quiz?q=792510&flow=quiz&lsrc=nffwl&anon=1