itüde adı önceden biyoloji olan bölümün 2000 yılında aldığı ad. bu bölüme 99 yılında giren ballılar itüde puan sıralamasına göre o sene* 21. olan bölüme girip bölüm adının moleküler biyoloji ve genetik olmasıyla normalde giremeyecekleri bir bölüme girmiş olmanın dayanılmaz mutluluğunu yaşamaktadırlar
iett şoförüyle aramda aşağıdaki diyaloğun geçmesine neden olan bölüm
şoför: kardeş ne iş yaparsın sen?
darkenfact: öğrenciyim abi
ş: nerde?
d: itüde
ş: ooo iyiymiş... bölüm ne?
d: genetik
(şoförde uzun bir duraksama)
ş: ne oluyo şimdi o? gözle görülebilir bir şey mi?
d: insanlarda dna gen var ya onlar işte
ş: ya bırak yaaa insanlarda gen mi kaldı artık??
d: !!!?????
sırayla öğrencilere nereleri kazandıklarını sorar teyze, sıra genetiği kazanana gelmiştir...
- yaşli teyze : sen nereyi kazandın yavrum.
- öğrenci : moleküler biyoloji ve genetik teyzecim.
- yaşli teyze : olsun yavrum, üzülme bir daha girersin sınava daha gençsin.
( konservatuar için olan bu muhabbete yeni bir renk daha katılmıştır artık)
insanın atomik yapısını inceleyen bilimdalıdır. sonucunda tanrıyı sorgulamaya başlayabilirsiniz. hatta daha da ileri gidersek, bu bilimde çok fazla yol katetmek kendinizi tanrı gibi hissetmenize de neden olabilir.
tıp fakültelerinin ilgili anabilim dallarında genellikle 1. sınıf temel tıbbi biyoloji eğitimi veren departmandır. asistan ve hocalarının akademik geçmişleri öğrenci ve tıp camiasında tam bir muallak olmakla birlikte genellikle üniversitelerin 4 yıllık eğitim veren biyoloji / moleküler biyoloji ve genetikbölümlerinden mezun olanlar bu alanda ihtisas yapabilir. yine ayrı bir merak konusu ise içerde neler olduğudur. çoğunlukla hücre temelli analizler, mutasyonanalizleri, prenatal (doğum öncesi) tanı, enzim ve hormon aktiviteleri, hücre yapısının moleküler mekanizmalara etkisi, polimorfizmçalışmaları, olası yeni drogların keşfi ve hastalıkların hücre ve molekül bazında temelleri araştırılır, incelenir ve bu alanda eğitim verilir. yine tıp fakültesi ihtisaslarında alışılagelmiş bir soru: -kızım şimdi sen ne doktoru olucaksın? şeklinde olmakla birlikte -yaptığınız deneysel araştırmalardan ötürü -sıçan doktoru olucak şeklinde alay konusu olabilecek durumlarla karşı karşıya kalmanız olası ihtimaller arasındadır. (bkz: iğrenç espri yapmanın dayanılmaz hafifliği)
moleküler biyolojinin ilk disiplin olarak ortaya çıktığında ilk profesörlerinden birinin türk olması (bkz: oktay sinanoğlu), bu alanda bayraktarlığı da bizim yapmamız gerektiği sonucunu çıkarmasa da, diğer milletlere göre daha kolay sahiplenebileceğimizi gösterir. bu hamasi bir duygudan öteye geçemese bile türkiye'de bilime olan ilgiyi arttırmak için her türlü motivasyon kaynağı değerlendirilmelidir önermesine destek olmaktadır.
nasıl ki fizikte dünya bir kenara bırakılarak artık daha geniş bakılarak uzay da teoremler içine dahil edilmiş ve bütünleştirici evrensel yasalar ortaya çıkmışsa, moleküler biyoloji de biyoloji için bu geçiş aşamasının mihenk taşıdır.
temel olarak organizmaları ,hadi en derininden hücreyi, inceleyen bir bilim olmaktan çıkan biyoloji, moleküler biyoloji ile birlikte temel parçaçıkta fizikle buluşacak kadar detaya girebilmemizi, o zamana kadar mistik gelen bir çok sorunun cevabını bulmamızı sağlamıştır.
canlıların çeşitliliği nereden gelmektedir, hücrelerimizi birarada tutan nedir, nasıl büyürüz, neden besleniriz, ya da nasıl annemize babamıza benzeriz gibi bir çok temel sorunun cevabını kısa sürede ortaya koyan bu disipilin, hücreler nasıl bu kadar düzenli yönetiliyorun cevabını ararken kaçınılmaz olarak genetik ile buluşmuştur.
moleküler biyoloji hücre içindeki olayları incelerken, genetik bu olayların nasıl ve neden olduğunu araştırmış, kimya fizik ve hatta tıp alanıyla ilişkili çalışmalarla bilim dünyasında oluşmaya başlayan en iyi çalışma multidisipliner (bir çok bilimdalının birlikte çalışarak ortaya koyuduğu) araştırmalardır kanaatinin devinimine büyük oranda katkıda bulunmuştur.
ülkemizde kıymeti geç farkedilen bu alan, bilkent üniversitesi ile türk üniversite camiasına giriş yapmış, onu boğaziçi üniversitesi, odtu, itu, haliç üniversitesive iü takip etmiştir.
ilk açıldğı yıllarda bu bölüme gitmek isteyen öğrencilerin garipsendiği hatta "ne işin var oolum genetik menetik, git tıp oku" denilerek caydırılmaya çalışınmıştır. o zaman bir çok kaliteli beyin "o geleceğin mesleği daha türkiye'de iş yok" denilip vazgeçirilerek büyük hata yapılsa da, bugün isteyen istemeyen bir çok öğrenci bu bölüme yönlendirilerek daha büyük hata yapılmaktadır.
motivasyon kaynağı araştırma ve merak duygusu olmayan hiç kimse başka motivasyon kaynaklarıyla bu bölümde ve alanda maalesef başarılı olamaz (para, şöhret vb). yaygın kanaatin aksine türkiye'de güzel iş imkanları vardır ve yurtdışına giden biri de paraya para demeyebilir ancak para için bu bölümü tercih eden öğrencilerin sonu genelde yeniden össye girme ya da mezuniyet sonrası çay şirketi kurmaya kadar gidiyor*.
bu bölümü kendisine uygun görüp çevre baskısıyla vazgeçenlerin bu alanda başarılı insanlarla görüşüp kendine iyi bir bölüm olup olmadığını araştırması, ulan galiba iyi bölüm yırtarız deyip hevesle gelmek isteyenlerin de bir kere daha düşünüp, araştırıp kararını gözden geçirmesinde fayda vardır. kesinlikle bir gireyim de sonra düşünürüz bölümlerinden olmayıp, hassasiyetle ve çok iyi bilgi donanımıyla tercih etmekte şiddetli fayda vardır.
(bkz: hayat mamat meselesi)
edit: bir de şaka gibi yazılmış ama gerçeklik payı yüksek olan bir quiz hazırlanmış facebook'ta: benden molekuler biyolog ve genetikci olur mu: http://apps.facebook.com/flixster/quiz?q=792510&flow=quiz&lsrc=nffwl&anon=1
okuyanlarına "peki mezun olunca ne olacaksın?", "bir de genetik mühendisliği vardı o mu bu şimdi?", "ama istediğin bölümdü değil mi?" ve de en güzeli "seneye bir daha girersin evladım üzülme." denmesinin yasaklanması, öğrencilerin akıl sağlığı, manevi huzuru açısından şart olan bölüm.
laboratuarı çok severim, mezun olduktan sonra kadro açılana kadar maaşız çalışabilirim, akademik kariyer hedefliyorum gibi cümleler kurabiliyorsanız şahane bir bölümdür. okuması zevklidir. ama ben masa başı iş istiyorum gibi bir düşünceniz varsa mezun olduktan sonra çok büyük hayalkırıklığı yaşayabilirsiniz.
a: yavrum hangi bölümde okuyorsun?
b:moleküler biyoloji ve genetik teyzeciğim
a:ooo çok güzel
b:evet
a:güzel de ne iş yapacaksın çıkınca yani mezunlar ne iş yapıyor?
b: lab.larda çalısıyorlar,kanser , genetik hastalık üzerine arastırma gruplarına katılıyorlar...diye uzunca anlatılır ve hala karsındaki teyze boş gözlerle bakıyorsa sana söyleyeceğin tek cümle: 'hani teyze koyun moyun kopyalıyorlar ya işte o bölüm!'
a: ooo maşallah yavrum cok güzel aferin.ama günah değil mi kopyalamak?
b: aaaannnnnneeeee!!!!
bu bölüme giren insanların öss denen şeyden en az ölçüde etkilenmiş olmaları gerekmektedir. (bkz: öss mallaştırır)bilim insanı kafasını taşımak şartı aranır. o kafada olmayan yapamaz, edemez. türkiye'de iş olanaklarının kısıtlı olduğu ise yalandır. bilimi bilmeyene bilim işi vermek, hangi paralel evrende mevcut?
bu bölümün mezunlarının yapacağı iş o kadar sık yanlış anlaşılır ki hayatları boyunca "kimse beni anlamıyor" tribine girip ergen gibi dolaşabilir böylece bıçak altına yatmadan ajda pekkan efektini yakalayabilirler.
babane: aman diyim evlenirken adamın soyuna sopuna bak evladım nasıl olsa senin işin bu. nighttimebird: ?!?!
çok kalite bölüm. evet, eğer düzgün bir okulda okuyorsanız sizlere analiz yapma yeteğeni,labaratuvar deneyimi ve bunların yanında ezberinizi geliştirme özelliği kazandırır. ezber okuduğunuz universiteye ve aldığınız derslere göre değişecek olsa da sonuçta bir şeyleri aklınızın ucunda tutmanız gerekir. fakat bu bölümü arzulayan ışıl ışıl gençlerimize önerim, eğer ki abiğ ben tıp okicadım, puanım yetmedi mbg okumak istiyorum diye düşünüyorlarsa çok yanılıyorlar. bir sene daha bekleyip tıp okuyabilirler. evet hatta gelmeyin böyle. hayal kırıklığı bile yaşarsınız. fakat unutmamak gerekir ki her şey deney değildir. deney sizin bilimsel çalışmanızın 50% sini oluşturan bir olgudur. geri kalanı elde ettiğiniz verileri, bilginizin derinliğinde inceleyerek kendi kendize yeni sorular sorarak en bilinmeyene ışık tutmaya çalışmaktır. bunlar için iyi analizler yapan, aldığı sonuçları iyi işleyen, bir sonraki adımının bir hafta öncesinden planlayan, ve günü gününe evet burası çok önemli, günü gününe not eden bir insan olmanız gerekmektedir. bu durumda yapılacak en iyi şey, verilerinizi,sonuçlarınızı tarih sırasına göre değil de mantık ve amaç sıralamasına göre sınıflandırmaktır. elbette her şeyden önemli olan, hangi coğrafyada yaşadığınız ve ingilizcenizi nasıl kullandıığınızdır. bunlar sizin çıkacak makalelerinizde önemli bir yer tutar. çalışmalarınıza aktarılan maddi desteğin önemini vurgulamak bile istemiyorum. neyse çok uzatdan her şeyi özetleyen labspotting sizlere gelsin.. labspotting
(görsel: moleküler biyoloji ve genetik/87932)