belki ilginizi çeker
  1. · modernizm
  2. · modern
  3. · türk modernleşmesi
  4. · modernizm
  5. · bilgisayarıyla sabahlayan yapayalnız birey
  6. · yerli rehber daha fazla ilerlemek istemiyor
  7. · postmodernizm
  8. · mutsuzluk
  9. · thomas stearns eliot
  10. · barcelona pavyonu
gündem
  1. · kız arkadaşı behlül ve sawyer la yatakta basmak
  2. · 27 kasım 2009 bursaspor galatasaray maçı
  3. · 29 şubat 1453 galatasaray fenerbahçe maçı
  4. · ugg
  5. · beşiktaş
  6. · hayatında hiç star wars izlememiş insan modeli
  7. · 25 kasım 2009 emekçi grevi
  8. · adana
  9. · corpus hermeticum

modernizm  

  1. modernizm genelde, on dokuzuncu yüzyıl sonu ile ikinci dünya savaşı'nın başlangıcına kadar olan dönemde, bilhassa sanat ve edebiyatta meydana gelen büyük çaplı değişimleri tanımlamakta kullanılan bir terim sayılmaktadır. öte yandan, modernizmin açıkça sınırı belirlenmiş bir bitiş tarihi yoktur. ikinci dünya savaşı'ndan beri gerçekleşen değişimleri tanımlamak için postmodern terimi kullanılıyorsa da, bazı düşünürler modernizmin hâlâ sürdüğünü iddia etmekte, bazı yazarlar da, modernizmin ölümünün söz konusu tarihten çok daha önce gerçekleştiğini belirtmektedirler.

    weber ve habermas'ta rasyonalite ve modernite düşüncesi
    modernite ideasının (kesinlikle aklın bir operasyonu anlamında değil) rasyonalitenin gerçekleşmesi olarak anlaşılması gerektiğini ve modernitenin temel akidesinin bu olduğunu belirtmiştim: weber ve habermas'ın eserlerinin bu çerçevede bir analizini yapmayı amaçlayan bu çalışma; modern toplumsal oluşumun, modernite ve rasyonaliteyi farklı düzeylerde nasıl gerçekleştirdiğiyle ilgilidir:

    ilerleme ve ikinci modernlik
    modernliğin ideolojisi basit bir denkleme dayanır teknik ve iktisadî ilerleme, toplumsal, siyasal, fikrî ve ahlakî ilerlemelerin çekici gücü, lokomotifidir. modernlik için büyülü kelime, ilerlemedir.

    modernite ve göç
    göç, öznenin tarihinin yok sayılması durumudur. insanın, dünya-içeriliği durumunda zamanı ve uzamı seçme hakkı yoktur. özne kendisini, herhangi bir zamanda, herhangi bir yerde buluverir. hayyam, derin bir duyarlıkla dile getirir bunu:

    modernliğin başlangıcı
    modernliğin felsefi söylemi adlı kitabında habermas; foucault, bataille ve derrida'yı 'neo-struktüralist' olarak eleştirir .hegel'in ilk olarak kullandığı bir sözcük olan 'modernite' "der, habermas, "tarihi bir bağlamda kullanılmıştır. bu ingiltere'deki 'yeni zamanları' belirlemektedir. aynı zamanda fransa'da da 'les temps modernes' kullanılmıştır.
    (fempusay, 28.04.2004 11:05)
  2. bizde çoklukla batılılaşma olarak algılanan bir kavram... aslında bunda -en azından etimolojik açıdan- bir sorun yok. modern dünyanın dinamiklerini batı kültürü daha iyi özümsemişse bu sürece ‘batılılaşma’ diyerek bir özdeşlik kurmak gayet mantıklı. önemli olan ‘batılılaşma’ nın algılanma biçimidir. tanzimat’tan bu yana ivme kazanan bu süreci analiz ettiğimizde ‘öz’ de değil ‘biçim’de bir batılılaşma süreci yaşandığını müşahede ederiz. yani fikri altyapısından yoksun bir modernleşme algısı… işte bu noktada trajedi başlıyor. inanılan şeyle icra edilen şey arasında doğal ve kaçınılmaz bir çatışma birey ve toplum hayatında kendini gösteriyor. kişiliğin tekâmülü için gerekli olan doğal seleksiyon bu çatışma yüzünden engelleniyor. ikisinden de tamamen vazgeçemeyen birey kendince bir sentez geliştirip bu telakkisini yaşam biçimine yansıtıyor. ancak ortaya çıkan bu garip bileşim ise bütün bu iç çatışmaların tetikleyicisi oluyor. iki farklı sosyolojik yapıya ayak uydurmaya çalışan söz konusu birey bu kez maskelerle geleneksel yaşam algısını gizlemeye çalışıyor. bu ise kişilik bozukluğuna ve yozlaşmaya neden oluyor. birbirinden bütünüyle farklı yaşam konseptlerine uyum sağlamak için farklı kişiliklere bürünen birey bunu yaparken çoğunlukla bir suçluluk duygusuna kapılıyor. bu duygunun tetiklediği eleştirel yaklaşımı kendi öz benliğine kanalize ederse yoğun iç çatışmaların nihayetinde bu ikilemden kurtuluyor. fakat bu dirayeti gösteremeyenler ise tipik bir savunma refleksiyle bu suçluluk duygusunu dış dünyaya kanalize ediyor ve koşulları suçlamaya başlıyor. ve böylece kendi öz benliğinden giderek uzaklaşıyor; başkalaşıyor. özelde birey için örneklediğimiz bu tez genelde toplum içinde geçerlidir. bireyde karşımıza çıkan suçluluk duygusu bu kez ‘toplum vicdanı’ şeklinde kendini göstermektedir. yukardaki formulasyon gereği vicdan ile icraat arasında bir mutabakat sağlanamadığı için toplumsal ahenk ve söz konusu toplumu oluşturan bireyler arasındaki rabıta bozuluyor. bu nedenle modernizmin toplumsal yaşama entegrasyonu özellikle geleneksel kökenlere sahip toplumlarda oldukça sancılı gerçekleşmektedir.
    (ışığım ve gölgem, 05.11.2008 21:29)
  3. marshall berman'dan alıntı-katı olan her şey buharlaşıyor-sf 57-59

    "19. yy'ın dinamik ve diyalektik modernizmini yeniden canlandırmak istiyorum. büyük modernist, meksikalı şair ve eleştirmen octavio paz'ın dediği gibi, modernlik "geçmişten öylesine koparılmış ve habire öylesine başdöndürücü bir hızda koşturuyor ki; kök salamıyor. bir günden ertesine ayakta kalabilmekle yetiniyor: başlangıcına dönemiyor ve böylelikle yenilenme gücünü bulamıyor"

    bu kitabın önermesi şu ki, geçmiş modernizmler bize kendi köklerimizi gösterebilir. bizim yaşantılarımız ile binlerce mil uzaklarda, bizimkinden kökten farklı toplumlarda modernleşmenin travmalarını yaşayan insanların hayatları, -ve bir yüzyıl ve daha önce bunu yaşamış milyonlarca insan hayatları- arasında bir bağıntı kurulmasına yardım edebilir. bize esin ve acı veren çelişik güçlere ve ihtiyaçlara ışık tutabilir: istikrarlı ve tutarlı bir kişisel ve toplumsal geçmiş içinde kök salıp sağlam durma arzumuz ve büyümeye -salt iktisadi büyüme değil, deneyim haz, bilgi ve duyarlılık yönünden büyümeye- geçmişimizin fiziksel ve toplumsal zeminlerini ve bu yitik dünyalarla duygusal bağlarımızı yokeden büyümeye duyduğumuz arzu; bize sağlam bir "kimlik" sağlayacağını umduğumuz etnik, ulusal, sınıfsal ve cinsiyet gruplarına olan umutsuz bağlılığımızla "kimlik"lerimizi tüm dünyaya yayan gündelik hayatın -giysilerimizin ve eşyalarımızın, kitaplarımızın ve müziğimizin, düşünce ve düşlemlerimizin- uluslararasılaşması; yaşamımıza yardım edecek berrak ve sağlam değerlere duyduğumuz arzuyla tüm değerleri karmakarışık eden modern hayatın ve deneyimin sınırsız imkanlarını kucaklama arzumuz; yazgısal düşmanlarımıza karşı gitgide daha derin bir duyarlık ve duygudaşlık geliştirdikçe, kimi zaman çok geç de olsa, aslında onların da bizlerden pek farklı olmadığını anlasak bile, bizleri diğer insanlar ve halklarla şiddetli kavgalara sürükleyen toplumsal ve siyasal güçler.

    böylesi deneyimler bizi 19 yy'ın dünyası ile birleştirmektedir. marx'ın deyişiyle "herşeyin karşıtına gebe olduğu" ve "katı olan herşeyin buharlaşıp gittiği" bir dünya ile; nietzche'nin "tehlike, ahlakın anası; büyük tehlike yine orada, bizimledir... bireyde, en yakın ve candan olanda, sokakta, kendi çocuğumuzda, yüreğimizde, arzu ve istemlerimizin en gizli saklı oyuklarında" diye anlattığı dünya.

    modern makinalar 19 yy modernistlerinden bizlere gelene dek çok şeyi değiştirdi; ama modern insanlar, marx ve nietzche'nin baudlaire ve dostoyevski'nin daha o zamandan görmüş olduğu gibi, belki de daha henüz kendilerine geliyorlardır.

    marx, nietzche ve çağdaşları henüz dünyanın küçük bir parçasının modern olduğu bir zamanda modernliği bir bütün olarak algıladılar. yüzyıl sonra modernleşme süreci dünyanın en uzak köşesindeki insanın bile kaçamayacağı ağını üstümüze attıktan sonra, ilk modernistlerden öğreneceğimiz çok şey var; kendi çağları değil bizim çağımız hakkında. bizler onların gündelik hayatlarının her bir anında, yaşayabilmek için tüm güçleriyle kavramak zorunda oldukları çelişkileri farkedemez olduk. paradoksal biçimde, bu ilk modernistler bizi -hayatlarımızı kuran modernleşme ve modernizmi- bizden daha iyi anlayabildiler.

    onların bakışlarını kendimize mal eder, onların perspektiflerinden yararlanarak kendi ortamımıza yepyeni gözlerle bakarsak, yaşamımızda sandığımızdan daha fazla derinlik olduğunu göreceğiz. dünyanın her yöresinde, bizimkine benzer ikilemlerle boğuşan insanlarla ortaklığımızı hissedeceğiz. ve bu mücadelelerden doğan, göze çarpar zenginlik ve canlılıkta bir modernist kültürle; ancak kendimize mal edebilirsek muazzam güç ve sağlık kaynakları barındıran bir kültürle bağ kurabileceğiz.

    bakarsınız, böylesi bir geriye dönüş, ilerlemek için bir yol olabilir, 19. yy'ın modernizmlerini hatırlamak bizlere 21. yy'ın modernizmini yaratacak görüş ve cesareti verebilir. bu hatırlama eylemi modernizmi ayakları üzerine oturtmamıza yardım edebilir, böylece önümüzde uzanan serüven ve tehlikelere karşı durabilecek kadar kendini güçlendirir ve yenileyebilir. dünün modernliklerini kendimize maletmek, hem günümüzün modernliklerine yönelik bir eleştiri hem de yarının ve yarından sonranın modernliklerine (ve modern insana) bir inanç tazeleme eylemi olabilir."
    (shiba, 25.06.2009 21:39 ~ 21:44)
  4. yenilik ve özgünlüğün hayatın tek değişmez gerçeği değişime adapte olarak farklılaşmasının meydana getirdiği akımdır.
    (ne sihirdir ne keramet, 03.09.2009 19:09)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil