marshall berman'dan alıntı-
katı olan her şey buharlaşıyor-sf 57-59
"19. yy'ın dinamik ve
diyalektik modernizmini yeniden canlandırmak istiyorum. büyük modernist, meksikalı şair ve eleştirmen
octavio paz'ın dediği gibi, modernlik "geçmişten öylesine koparılmış ve habire öylesine başdöndürücü bir hızda koşturuyor ki; kök salamıyor. bir günden ertesine ayakta kalabilmekle yetiniyor: başlangıcına dönemiyor ve böylelikle yenilenme gücünü bulamıyor"
bu kitabın önermesi şu ki, geçmiş modernizmler bize kendi köklerimizi gösterebilir. bizim yaşantılarımız ile binlerce mil uzaklarda, bizimkinden kökten farklı toplumlarda modernleşmenin travmalarını yaşayan insanların hayatları, -ve bir yüzyıl ve daha önce bunu yaşamış milyonlarca insan hayatları- arasında bir bağıntı kurulmasına yardım edebilir. bize
esin ve
acı veren çelişik güçlere ve ihtiyaçlara ışık tutabilir: istikrarlı ve tutarlı bir kişisel ve toplumsal geçmiş içinde kök salıp sağlam durma arzumuz ve büyümeye -salt iktisadi büyüme değil, deneyim haz, bilgi ve duyarlılık yönünden büyümeye- geçmişimizin fiziksel ve toplumsal zeminlerini ve bu yitik dünyalarla duygusal bağlarımızı yokeden büyümeye duyduğumuz arzu; bize sağlam bir "
kimlik" sağlayacağını umduğumuz
etnik,
ulusal,
sınıfsal ve
cinsiyet gruplarına olan umutsuz bağlılığımızla "kimlik"lerimizi tüm dünyaya yayan gündelik hayatın -giysilerimizin ve eşyalarımızın, kitaplarımızın ve müziğimizin, düşünce ve düşlemlerimizin- uluslararasılaşması; yaşamımıza yardım edecek berrak ve sağlam değerlere duyduğumuz arzuyla tüm değerleri karmakarışık eden
modern hayatın ve deneyimin sınırsız imkanlarını kucaklama arzumuz; yazgısal düşmanlarımıza karşı gitgide daha derin bir duyarlık ve duygudaşlık geliştirdikçe, kimi zaman çok geç de olsa, aslında onların da bizlerden pek farklı olmadığını anlasak bile, bizleri diğer insanlar ve halklarla şiddetli kavgalara sürükleyen
toplumsal ve
siyasal güçler.
böylesi deneyimler bizi 19 yy'ın dünyası ile birleştirmektedir.
marx'ın deyişiyle "herşeyin karşıtına gebe olduğu" ve "katı olan herşeyin buharlaşıp gittiği" bir dünya ile;
nietzche'nin "tehlike, ahlakın anası; büyük tehlike yine orada, bizimledir... bireyde, en yakın ve candan olanda, sokakta, kendi çocuğumuzda, yüreğimizde, arzu ve istemlerimizin en gizli saklı oyuklarında" diye anlattığı dünya.
modern makinalar 19 yy modernistlerinden bizlere gelene dek çok şeyi değiştirdi; ama modern insanlar, marx ve nietzche'nin
baudlaire ve
dostoyevski'nin daha o zamandan görmüş olduğu gibi, belki de daha henüz kendilerine geliyorlardır.
marx, nietzche ve çağdaşları henüz dünyanın küçük bir parçasının modern olduğu bir zamanda modernliği bir bütün olarak algıladılar. yüzyıl sonra modernleşme süreci dünyanın en uzak köşesindeki insanın bile kaçamayacağı ağını üstümüze attıktan sonra, ilk modernistlerden öğreneceğimiz çok şey var; kendi çağları değil bizim çağımız hakkında. bizler onların gündelik hayatlarının her bir anında, yaşayabilmek için tüm güçleriyle kavramak zorunda oldukları çelişkileri farkedemez olduk. paradoksal biçimde, bu ilk modernistler bizi -hayatlarımızı kuran modernleşme ve
modernizmi- bizden daha iyi anlayabildiler.
onların bakışlarını kendimize mal eder, onların perspektiflerinden yararlanarak kendi ortamımıza yepyeni gözlerle bakarsak, yaşamımızda sandığımızdan daha fazla derinlik olduğunu göreceğiz. dünyanın her yöresinde, bizimkine benzer ikilemlerle boğuşan insanlarla ortaklığımızı hissedeceğiz. ve bu mücadelelerden doğan, göze çarpar zenginlik ve canlılıkta bir modernist kültürle; ancak kendimize mal edebilirsek muazzam güç ve sağlık kaynakları barındıran bir kültürle bağ kurabileceğiz.
bakarsınız, böylesi bir geriye dönüş, ilerlemek için bir yol olabilir, 19. yy'ın modernizmlerini hatırlamak bizlere 21. yy'ın modernizmini yaratacak görüş ve cesareti verebilir. bu hatırlama eylemi modernizmi ayakları üzerine oturtmamıza yardım edebilir, böylece önümüzde uzanan serüven ve tehlikelere karşı durabilecek kadar kendini güçlendirir ve yenileyebilir. dünün modernliklerini kendimize maletmek, hem günümüzün modernliklerine yönelik bir eleştiri hem de yarının ve yarından sonranın modernliklerine (ve modern insana) bir inanç tazeleme eylemi olabilir."