1. taylorizm adı verilen akıma yapılmış en kuvvetli eleştrilerden biri. üretim hattında çalışan insanın dramını çok güzel vermektedir. ayrıca rwth'da endüstri mühendsiliği ve iş organizasyonu dersinde müfredat dahilinde öğrencilere izlettirilmektedir*
  2. talorizm'in emeği sistematikleştiren üretim mantığını sürekli ilerleyen bantlarla fabrikalarda pratiğe döken fordist üretimin sakar bir işçi gözünden eleştirisini izlediğimiz müthiş bir charlie chaplin filmi.insanı bir makineden farksız hatta ondan daha aşağı gören bu mantık karikatürize edilmiş olsa bile tamamiyle gerçektir ve sanayi devriminin altında yatan itici motorun insan sömürüsü olduğunu bir kez daha ispatlamıştır.

    filmin başlarında benide gülmekten kıran bir sahneyle bitireyim:

    kahramanımız (bkz: charlie chaplin) tüm filmlerindeki gibi komik ve hızlı hareketlerle yapar işini...elindeki iki anahtardan birini sola diğerini sağa çevirerek üretim bandından geçmekte olan ürünün iki vidasını sıkar gün boyu...iş bitiminde elindeki anahtarla banttan ayrılan şarlo kaslarının istemsiz kasılmasıyla aynı hareketleri yapmaya devam eder ve arkasında duran kadının elbisesinin düğmelerini sıkmaya başlar....an durduğum yerde ters dönme anıdır...
  3. çaylaklığa chaplinle başladım öyle devam ediyim(kendilerinin tüm filmlerini şu ara izlemekle meşgulüm de).
    en komik chaplin filmidir. sadece komikle geçiştirmekse bu satırın yazarı için komik bi durumdur. sanayi toplumunun insanı makinalaştırması baştan aşağı ve özellikle işçilere yemek yedirten robot aracılığıyla güzelcene anlatılır. burjuvazinin robotu emekçileri robotlaştırır yemek molasından 3-5 dakka çalmak için.
    ilk bakışta sahne ışıkları ve büyük diktatördeki ciddiyet görünür değildir ama hemen sonra görülür ki toplumsal eleştiri had safhadadır.
  4. bob dylan'ın yine çok güzel yaptığı son albümü. tecrübelerime göre dağ yollarında kıvrıla kıvrıla giderken saatlerce dinlemek istiyorsunuz, sakin, bazen neşeli, ama her şeyin üstünde tarif edemeyeceğim bir şey var yine. ain't talkin' benim için en güzel şarkısı, someday baby ile de "best solo rock vocal performance" dalında grammy kazanmış dylan; albüm de "best contemporary folk/americana album" olmuş 2007 grammy'lerinde. grammy'ler mi ölçer bob dylan gibi bir adamı tabi, olmaz öyle şey.

    bir de albümün tracklisti olsun burada,

    01 thunder on the mountain
    02 spirit on the water
    03 rollin' and tumblin'
    04 when the deal goes down
    05 someday baby
    06 workingman's blues 2
    07 beyond the horizon
    08 nettie moore
    09 the levee's gonna break
    10 ain't talkin'
  5. charlie chaplin’in modern times’da göstermiş olduğu performanstan bahsetmeden başlamak sanırsam haksızlık olurdu.sessiz sinemada çok önemli olan vücut diliyle güldürünün zirvesine çıktığı bu film hem chaplin’in performansı hem de eleştirel bakış açısındaki başarılı mizahın etkisiyle unutulmazlar arasına girdi.
    insanı bir üretim aracı olarak gören ve insanların isteklerinin üretim performansı karşısında önemsiz olduğu ve tek amacın daha çok üretim olduğu taylorizm ve akabininde sanayi devrimi döneminde abd otomotiv endüstrisine yön veren ve taylorizm’den etkilenmiş olan fordizm...montaj hattı üzerinde çalışan ve sadece bir işi yapma konusunda uzmanlaşmış ,çok ağır şartlarda çalışan ve artık robotlaşan insanlar...seri üretime geçen henry ford elinde çok fazla araba olduğu için bu arabaları işçilere satmak amacıyla bir formül üretmiştir.onların ücretlerinden bir miktar kesip hem onları araba sahibi yapmayı hem de eldeki arabaları satmayı amaçlamıştır zira üretim ve satış çok önemlidir.hızlı üretim için güneş ışınlarını absorbe eden ve çabuk kuruyan siyah boyalar kullanılmıştır.ford’un seri üretiminin ürünü olan “model t” ile artık orta sınıfa da araba sahibi olma imkanı vermiştir.işçiler için yaptıkları kampanya ile onlara amerikan rüyasını vaat etmiştir.chaplin ise modern zamanlar adlı eserinde buna tepki olarak bir fabrikada çalışan ve hiç durmadan vida sıkan bir işçiyi canlandırmıştır.sonunda hep aynı işi yapmaktan çıldırıp fabrikayı birbirine katmıştır.film özellikle çarklar arasına sıkışmış adam sahnesiyle hatırlanır ki bu da amacına ulaştığının ispatıdır.