geçmişte var olan köle olgusunun şekil değiştirmiş hali.
birileri artık köleliğin kalktığını, dünyanın daha aydınlık bir çağda yaşadığını ortaçağı ve taş devrini göstererek anlatmaya çalışıyor. bense hiçbir fark göremiyorum. engizisyon mahkemeleri yine aynı sebeplerle görev başında. güçlü olan yine aynı amaçla zayıfın tepesinde. değişmeyen anlayışın şekil değiştirmiş hali de modern kölelik ile vücut buluyor.
modern köle ne yapar? ilkel köleden farksız olarak karın tokluğuna çalışır, karın tokluğuna yaşar. sahip olduğu tek şey canıdır -ki onu da devletin modern efendileri ssk hastanelerinde alır-.
bugünün modern köleleri iş kulelerinde, plazalarda, alışveriş merkezlerinde her yerde... bugünün efendilerinin evlerinde yine aynı hizmetçiler...
duyar gibi oluyorum "hayır, çalışmak ayıp değildir; kölelik değildir."
bilmeyenler için önce kölenin tanımını yapalım:
"bir başkasının (efendinin) malı sayılmak"
her istediğini çalışanına yaptırabilme imtiyazını kendinde gören patron. ve bu patronun yanında sosyal güvencesiz çalışan, her an işten kovulma korkusu ile yaşayan, işyerlerinde sözel ya da fiziksel tacize maruz kalan, hakettiğinin çok çok altında maaş alan işçiler.
fakat en kötüsü ise insanın kendini köle yapmasıdır. durumu kabullenmesi ve daha fazla para için üç maymunu oynamasıdır. kölelik burda başlıyor...
köle misin? efendi misin?
üçüncü bir şık olamadığın sürece bu giriyi okumanda fayda göremiyorum.
günümüz insanının çoğunun içinde bulunduğu durum. evet hepimiz öyle ya da böyle bir şekilde halen köleyiz. kölelik bitti masalına kendimizi kandırmayalım. kölelik günümüzde kabuk değiştirmiş hali ile devam etmektedir.