1. moda jeneratörü.

    "moda takip etmem ben kardeşim!" diye müsait her yerde çıkışan insanlar olsa da - ki biri de benim - bu uyumsuz çığlık, moda kavramının varlığını yastık altı yapamıyor. maalesef moda denilen, kitleleri ecnebi gelin arabası tamponunda teneke yapabilecek güçte bir karın ağrısı var. ama unutmamak gerekir ki moda olan şey sadece giyecek değildir. toplaşıp lost* izlemek, "bu grup çok underground abi" demek, votkayı nar suyuyla içmek, okuldan kaçıp tekken oynamak da modadır, bence böyledir. ama modacı dediğimiz kadın/erkek/biseksüel/homoseksüel*, insanların sadece giyecekleri şeylere önder, deniz feneri olmak isteyen kişi olarak bilinir. başka alanlarda akım* yaratanlara modacı denmez, belki deniyordur ama duymadım hiç. mesela "abi lostu art arda 2389472 bölüm izleyen ilk insan benim" diyen adam pek siklenmez. ama "g-string benim icadım" diyen mukaddes insana bi tepsi baklavayla mükemmel plaj manzaraları için teşekküre gidilir, göğsüne modacı arması çakılıp kalkılır. herneyse, modacı:

    modacının en spesifik olanı ibne olandır, 100 metreden rengarenktir, bazen de tek renktir*. ya ben zaten heteroseksüel erkek modacı göremedim ki daha, mutlaka ibne..ahhh pardon, homoseksüel oluyorlar. konuşma karaktesitiklerinde arızalı "s" harfleri*, feminen tonlama, keza feminen el kol hareketleri en dikkat çeken noktalar. bir de sanırım ibne olan modacılara kemik çerçeve gözlük takma zorunluluğu getiriliyor yüksek bir siksok şûradan:

    -32412! modacılık eğitmini tamamlamış bulunuyorsun.
    +evet!
    -ibne misin?
    +gayim!
    - o halde bu aptal kemik çerçeve gözlüğü takmadan göreve başlayamazsın!
    +ay verin takayım hemen.
    -al allah cezanı vermesin al!

    bana zerre faidesi olmayan bu insanların bazılarının alemin gralı olarak servis edilmesine, ki sosyetik medyanın bok yemesidir, tahammül edemiyorum. tasarım yapmak bir nevi sanat olarak kabul edilirse, ve sanatın da toplum için olduğunu düşünürsek atlas'da ada satın alacak kadar zengin olan, dünya nüfusunda nokta/uzay oranında mevcut kitle için sanat yapmak ne kadar sanatdır, ne kadar toplum içindir? o yaptıkları ucubik tasarımlar sanat değilse başka ne skime yarar? örnek veriyim sinirim geçsin:

    -ünlü modacı cengiz abazoğlu milano'da katıldığı moda günlerinde büyük ilgi gördü. 200.000 euro değerinde pırlanta taşlarla tasarladığı supersonik gelinlik için 150 tane sipariş alındı!

    helal cengiz abime aferin! şimdi ben götüme mi sokam o gelinliği, 150 tane hiper-zengin için mi adamsın sen? saçmalık.

    ha bir de sanırım "moda tasarımcısı" olarak bilinen, gün içinde bol bol giydiğimiz şeyleri tasarlayan abiler, ablalar belki ibneler var. onlar sağolsun varolsun, asma yapraklarından kurtardılar bizleri. özellikle prezervatifi geliştiren tasarımcı kişiyi burdan öpüyorum, ibneyse öpmüyorum.
  2. modacı kelimesi beden eğitimi dersine giren kişiye bedenci demek gibi yanlış bir kullanım olup,günlük konuşma dili içinde kelimeden tasarruf yapma mahiyetinde kullanıldığını belirtip "moda tasarımcısı" kavramını nedir ne değildir küçük örneklerle açmak istiyorum;
    1-moda kelimesinin tüm sorumluluğunu taşıyan kişi değildir
    çünkü moda;sanat,müzik,tiyatro,edebiyat,mimari,iç mimari,yemek ve bahçe bakımı ve hatta daha doğrusu duyuları uyaran herşeyi içine alır

    2-insanları bir şeyler almaya iten tek başına bir itici güç değildir
    çünkü moda tasarımcıları defileleri süresince müşterilerini "bunu al" telkiniyle hipnoz eden kişiler değil;perakendeci,aracı , moda basını vs. gibi çok daha üst güçlerin yanında yadsınacak bir güçtür

    3- başkalarının cinsel tercihten meslek tahlili yapmak gibi peşin hükümlerinin muattabı değildir
    çünkü iş yaptığın,iş konuştuğun işiyle ilgilendiğin adamın cinsel tercihi eğer onun yatağına da giriyorsan bir tek o zaman seni ilgilendirir,ama bu konu kadının da erkeğin de ilgisini çektiği ve tek kadın ya da tek erkek kitledense hem kadın hem erkek kitleyi etkilemek için bazı homoseksüel moda tasarımcıları tarafından "gözünü kırpmadan" kullanılır

    4-her zaman varlığına ihtiyaç duyulacak iki temel eylemden birine hizmet eden kişidir
    çünkü "yemek ve giyinmek hiç bir zaman ölmez"
  3. ________________________________
    tdk

    * "moda tasarımcısı" sözü bulunamadı.

    * modacı/ isim
    moda işleriyle uğraşan kimse.
    ________________________________

    ayrıca ilk girimde modayı sadece sanata benzettim, moda kesinlikle sanat değildir. sanat türleri çıkış sırasına göre sadece bunlardan ibaret:

    -resim ve heykel
    -müzik
    -tiyatro
    -dans
    -edebiyat
    -yapı
    -sinema*

    moda tasarımcısını bunlardan herhangi birine entegre etmek mümkün değil. ancak "sahne sanatlarına kıyafet tasarlıyorlar!" denebilir, bu da onları sanatçı kılmaz zaten.

    moda tasarımı öğrencilerini de tenzih ederek, moda tasarımcısı kavramını da bir kenara bıraktıktan sonra benim ve halkın büyük bölümünün aklındaki "modacı" kavramına dönersek; işiyle de ilgilenmediğim bu insanların cinsel tercihlerini mizah malzemesi olarak kullanırken de çekinmiyorum, onlar cinsel tercihlerini basın aracılığıyla göstermekten, açıklamaktan çekinmezken... böyle açık olabildiklerine göre homoseksüel halleriyle barışık olduklarına kanaat getiriyorum, buna rağmen onların götlerini savunanları anlamak güç doğrusu ve yaptığım "kral çıplak!" demekten pek de farklı değil sanırım. ama eleştirmek için illa ki yataklarına girmiş olmam gerekiyorsa bu işlemi bir dozerin üztündeyken yapabilirim, evet.

    kemik çerçeve gözlük takan modacı görüntüsünü merak eden varsa, barbaros şansal karşınızda:

    http://arsiv.sabah.com.tr/...
    http://www.tekstil.itu.edu.tr/...
  4. çoğu moda tasarımcısının duyduğunda tüylerini diken diken eden ama terzilerin almak için çırpındıkları ünvan. ancak genelde kolay olduğu için moda tasarımcıları için de elbise dikenler için de büyük bir çoğunluk tarafından kullanılan kelimedir. bu yüzden toptancıdan kumaş alıp, üzerine iki tane taş işleyip elbise dikene de, ipliğinden başlayıp, kumaşını tasarlayan, daha sonra bir tasarım hatta ayakkabısından, çantasına, aksesuarından parfümüne saç stiline kadar bir koleksiyon yaratana da modacı diye hitap edilmektedir.

    topluma faydalı olmak, toplum için yaşamak diye bir kaygıları olduğunu düşünmüyorum, zira çoğu modacı bir şeyler yaratabilmek, farklı olabilmek, onlarca kişinin arasından sıyrılmak için uğraşır. yarattıkları şeyler toplumu tatmin etmek için değil, tamamen kendi yaratıcılıklarını kullanabilmek, kendilerini tatmin etmek içindir. bu konuda sanat ile çok benzeşirler zira sanat da toplum için değildir ve bana ne faydası var diye düşünülürse bir cevap bulmak zordur. ünlü bir ressamın binlerce dolarlık resmi ne kadar faydalı ise ve nasıl bir alıcı bulabiliyorsa, binlerce dolarlık pırlanta ile süslü kıyafet de o kadar faydalıdır ve ona göre bir alıcısını elbet bulur. toplumun genelinin kabul ettiği, beğendiği şeyler ise modacılar için çoktan modası geçmiş, sıkıcı şeyler olur. adı üstünde modayı belirleyen onlardır, biz kış modasını takip etmek için uğraşırken onlar iki sene sonrasının yaz koleksiyonunu hazırlamaya başlamışlardır bile. modacılar hem resim, heykel, müzik, sinema gibi diğer sanat kollarını beslerler, hem de bu sanat dallarından beslenirler. üstelik yarattıkları moda sadece kıyafetler ile sınırlı kalmaz dekorasyondan, sinemaya, tiyatroya, hatta insanın davranışlarına, ruh haline kadar pek çok alanda kendini hissettirir
  5. modacıların tasarımlarını kendilerini tatmin etmek için yaptıkları düşüncesinin tamamen bir kandırmaca olduğunu düşünüyorum. zira kendini tatmin etmek isteyen bir modacı kıyafeti önce kağıt üzerinde veya bilgisayar ortamında tasarlar, sonra tasarımını dikerek fikrine can verir ortaya bir şeyler çıkarır, üretmiş olur. "sanat için sanat" fikriyle benzeştirdiğimiz, kendini tatmin etmek için tasarım yapan modacının bu noktada doygunluğa ulaşması beklenir, gerekir. bundan sonrası önemli olmamalıdır. keyfine göre elbiseyi bi yerde saklar, yakar veya üzerine sıçar.

    "toplum için sanat" fikriyle benzeştirebileceğimiz modacı, tasarımlarını hayata geçirdikten sonra toplumun beğenisine veya eleştirisine sunar. malum bu sunum işlemine defile deniyor. bu durumda modacı işini toplum için yapıyordur denilebilir.

    iki tür modacı da kendini tatmin eder aslında. biri sadece ürettiği için; biri beğenildiği, takdir edildiği için tatmin olur. bu da demek oluyor ki "defile" kelimesini "savaş" kelimesinden daha az duyduğumuz zaman dünya üzerinde ürettiği için tatmin olan modacılar çoğunluktadır.
  6. düzenledikleri defileler ile modayı belirleyen kişilerdir. bu tip moda haftalarına hep seneye ne giyeceğiz acaba diye yaklaşılır. bu tip defilelerin eleştirilerini ise moda otoriteleri yapar. tasarladıkları kıyafetleri bir yerde tutmak, yakmak vs. ise modacıları tatmin edecek bir şey değildir. zira onlar tasarım yaparken 'insanı' kendi istedikleri şekle büründürürler. giysileri tasarlamalarındaki amaç insanı soğuktan korumak, örtünmesi sağlamak, ya da askıda duracak mükemmel elbiseyi hazırlamak değil, yaratıcılıklarını kullanarak tasarladıkları kıyafet ile insanı estetik bir forma sokmak ve kendi mükemmel insanlarını yaratmaktır. zaten tasarımı yaparken kıyafetin kadın/erkek üzerinde nasıl durduğunu gösterirler kıyafetin askı üzerindeki duruşunu değil. farklı modacıların farklı mükemmel insan görüşleri olduğu için de farklı stiller ortaya çıkar.

    kendini kabul ettirmiş başarılı bir modacının yaptıklarının genel toplum tarafından beğenilip, beğenilmemesi ise aslında en önemsiz şeydir. çünkü kendisi tasarımlarını toplumun beğenisine sunmaz, toplum tasarımlarını beğenecek hale getirilir. medyanın, reklamcılığın gelişmesi ile modanın önem kazanması tesadüf değildir. medya ve reklamlar sayesinde modacıların tasarımları sürekli göz önünde tutulur ve toplum tarafından benimsenir. seri üretim yapan pek çok tekstil firması da aslında sayılı bir kaç modacının geçmiş koleksiyonlarından tasarımlarının değişik versiyonlarını üretip satar. örneğin pek çok modacı koleksiyonlarında dar paça pantalona yer vermişse gelecek sene dar paça pantalonlar moda olur tüm firmalar dar paçalı pantalonlara ağırlık verir, böyle bir durumda ispanyol paça pantalon bulmak imkansızlaşır. 'moda insanın kendine yakışanı giymesidir, ben modayı takip etmem, ne bulursam giyerim' diyen insan bile farkında olmadan (fazla alternatifi olmadığı için) modayı takip etmiş olur. hatta ben asla dar paça pantalon giymem diyen insan bile başka bir şey bulamadığı için ya böyle pantalonlardan giyecektir ya da kendisine özel dikim yaptıracaktır. işte bu durumda modacı kıyafetleri beğenildiği için değil kafasındaki insan figürünü hayata geçirebildiği, insanı kendi istediği kalıplara sokabildiği için tatmin olur.
  7. en çok istenen mesleklerden biridir.neden bilmiyorum ama özellikle kadınların neredeyse hepsinin hayali.
    benimde öyle.
  8. modacı olmayı haketmeyen modacıdır. modanın duayeni olarak geçinenlerin bu konuda topluma katkıda bulunmaları gerekir, süreli elbiseleri yarısından kes, köşesinden biç hoop harika moda oldu.. arkadaşımmm adam çıplak ne modasından bahsediyosunn senn. moda mı arıyosun bak http://www.alaramoda.com/