|
|
- porsche'nin çıkarmış olduğu eski bir yarış arabası...
(okang, 08.07.2004 12:56)
- başrolünde gregory peckin oynadığı john hustonun yönettiği ünlü film
- kaptan ahab'ın çılgın balina moby dick ile ilişkilerini ele alan herman melville romanı.
- led zeppelin şarkısı. akla yapışıcı rifflere sahiptir. ayrıca da john bonhamın ne çeşit bir hayvan olduğunun resmidir efendim. ısrarla konser kaydı arayınız.
- hemen her çocuk filminde, çizgi filmde avlamaya çalışılan dev beyaz balina
kubidik diyesi geliyo insanın...
- (bkz: suck my dick)
- 1978 porsche 935/78 coupe.
1976 ve 1981 yılları arasında porsche 935 serisi dünya şampiyonasını domine eden otomobil olmuştur. 1976 ve 1977 de zuffenhausen fabrikası 2 şampiyonluk kazanmıştır. ancak porsche bu sırada önemli bir karar alarak dünya şampiyonasına katılmayı bırakacağını açıklamıştır, bir istisna ile "935 24 saatlik le mans yarışına son bir defa daha katılacaktır."
bir yıl önceki model ile karşılaştırıldığında, bazı kuralların neticesi olarak 935'in kaportasında değişiklikler yapılmıştır. rüzgar etkisini azaltmak için tasarlanan yeni aerodinamik yapısının şekli dolayısı ile "moby dick" ismini almıştır. porcshe ilk defa silindir kafalarına su soğutma sistemini bu arabada uygulamıştır, silindirler ayrıca hava soğutmalıdır. 3.2 litrelik 6 silindirli 4 valve hava/su soğutmalı 750 beygir güç üreten motor moby dick'i maksimum 350 km/s hıza ulaştırabilmekte idi, bu 935 serisinin en güçlü motorudur. bu kadar üstün özelliklere rağman porsche bir önceki yılın başarısını bile yakalayamamış, genel sıralamada sekizincilik ile yetinmiştir.
aslında le mans yarışından önce silverstone pistinde yapılan altı saatlik testte moby dick kazanmaya yakındır. yarıştaki başarısızlıktan sonra ise emekli edilerek müzeye gönderilmiştir. 935 serisi işini bilen insanların elinde idi süper bir motor olmadan da sayısız yarış kazandılar ve 80'ler başında kazanılan şampiyonluk ise kabiliyetin ve dayanıklılığın göstergesidir.
935'den sonra ise tahtı 956 serisi almış ve görevini başarı ile yarine getirmiştir.
- led zeppelin'in how the west was won albümünde john bonham'ın yaklaşık 17 dakikalık bir hayvanlığıyla(başka bi tanım bulamadım özür dilerim sevenlerinden) karşılaşabileceğiniz şarkısı.
- (beyaz balina) öykücü ve şair herman melville'nin çok sürükleyici bir romanıdır.
sahnede okuyucuya deniz, gemicilik, beyaz balina sunulmuştur oysa perde arkasında kinin ve tutkunun kurbanı olan ahab adlı hırslı ve gururlu bir kaptanın savaşı gizlenmektedir. hırslı ve gururuna düşkün olan kaptanın sürükleyici bir yaşam müziği vardır romanda. kaptanın bacağını koparan balina sularda adeta dans ederken ahab da tüm hesaplaşmalarıyla karşısına çıkar. okyanusta aralarında bir savaş başlar.
kötülüğe kötülükle karşılık vermenin sahnesidir aslında. insanın doğayla-beyaz balina- mücadelesi...
gerçek hayatta da yazarımızın hayatında çok zorluklar olmuştur. babasının onu küçükken çok fazla borçla bırakıp gitmesiyle yaşamı hep denizlerde, gemilerde geçmiştir(denizcilik hayatı da sorunluymuş.)
orjinal dili ingilizcedir. önerebileceğim mina urgan ve sabahattin eyüpoğlu'nun çevirisidir. yapı kredi yayınlarından çıkmıştır.(sunflower, 01.09.2006 23:44 ~ 26.07.2007 23:23)
- beyaz olmasına rağmen beyaz balina değil kaşalottur.
- "kapalı, boğucu bir öğle sonrasıydı. gemiciler güvertede tembel tembel dolaşıyor ya da eğilip kurşun rengi suları seyre dalıyorlardı. queequeg ile ben, hiç acele etmeden, sandalımız için "kılıç hasırı" dedikleri enli ve yassı bir yedek halat örüyorduk. bu durgun ve uyuşuk sahne, bir şeylere gebe gibiydi ve havada öyle büyülü bir dalgınlık vardı ki, sessiz gemicilerin her biri eriyip görünmez birer öz varlık haline geleceklerdi neredeyse.
bu hasır örme işinde, ben queequeg in yardımcısı, daha doğrusu uşağıydım. ben elimi mekik gibi kullanıp, uzun ipleri queequeg e uzatıyordum; yan duran queequeg de, kılıç denilen ince, uzun ve sert tahta parçasını iplerin arasından, hiç düşünmeden, dalgın dalgın kaydırarak, boş gözlerle sulara bakıyordu. geminin ve denizin her bir yanını saran o garip düş havasını, kılıcın ikide bir çıkardığı boğuk sesten başka bozan hiçbir şey yoktu. sanki zaman tezhagının tıkırtısıydı bu ses; ve ben, kader tanrıçaları gibi, zamanı örüyordum. tezgahın diklemesine gergin ipleri, hep aynı sesle titreşerek, aralarına soktuğum enlemesine iplerle kaynaşıyordu. bu gergin ipler, kaderin değişmez örgüsü gibiydi; ben ise, ömrümün mekiğini kendi elimle tutup, kendi alınyazımı örüyordum. queequeg in sert ve kayıtsız kılıcı, bir karşıdan, bir yandan, bir hafif, bir ağır vuruşlarıyla örgüye son biçimini veriyordu. onun çevik ve gelişigüzel kılıcı, rastalantıyı simgelese gerek, diye düşündüm. hiç de uzlaşmaz olmayan şeyler yani rastlantı, insan istemi ve alınyazısı içiçe geçiyordu böylece. alınyazısının dikine iplerinin akışı değişemezdi hiçbir zaman; ama bu iplerin arasından geçen insan isteminin mekiği, onları zorluyordu her titreyişte. ve sonunda rastlantı, alınyazısının ve istemin sınırları içinde, örgüye son biçimini veriyordu."
melville in dehası sabahattin eyuboğlu ve mina urgan çevirisiyle birleştiğinde rastlantı alın yazısı ve insan isteminin ne olabileceği böyle eşsiz bir edebiyat zevkine dönüşüyor.
melville ısrarlar moby dick te alegorik hiçbir yan olmadığını söylese de okurken hissedilen tek şey budur. moby dick hem bir öç alma tragedyası, hem bir deniz destanı, hem bir alegori anıtıdır.
andre gide, thomas mann gibi büyük romancıların dediği gibi dünya edebiyatının en büyük on romanından biridir.
|