uzağı görememe durumu.
(lethe, 27.09.2004 02:35)
fen edebiyattan merkez kantine yürürken karşıda gördüğün bıyıklı kız yaklaştıkça sizin bölümden recai'ye dönüşüyorsa sizde de miyop vardır. bir göz mütehassısına görünmekte fayda vardır.
aslında hastalık değil,sadece bir refraksiyon(kırılma) kusurudur.
tahtada hocanın yazdıklarını tamamı ile yanlış yazmama neden olup,sınava çalışırken de onlardan çalışıp,sınavda düşük not almamı sağlamış iğrenç bir göz hastalığıdır.
(ceyar, 30.11.2005 17:10)
cisimlerden yansıyan ışınların görme noktasında değilde daha önünde kesişmesi ile ortaya çıkar. göz küresi normalden daha büyüktür. genellikle genetiktir. ayrıca boy uzaması ile miyop ilerler. gözleri miyop olan bir kişi uzaktaki nesneleri bulanık görür. görüntüyü netleştirmek için gözlerini kısarak bakar. göz numarası -n olan bir kişi 1/n uzaklıktaki nesneleri seçemez.
genetik bir durumdur.
zordur miyop olmak. etraftakiler "bunu da mı göremiyorsun? şimdi? peki şimdi?" diye burnunuzun önüne kadar gelirler.
uzağı görememe kusuru olarak bilinir ama bu uzak kime neye göre belirlenir anlamış değilim, yani bazen uzak denilemeyen yerler de başkalarının gördüğü kadar net görülemeyebiliyo.
bi de bazen sinir bozucu tepkiler alabiliyo miyoplar. misal ;
- ya ne yazıyo okuyamıyorum da gözlüğümü unutmuşum
- oha lan okuyamıyon mu şimdi sen onu, hehe beni görebiliyon mu peki
ya da ;
- çok küçük yazmışlar ya sen oku bakıyım kiralık mı diyo satılık mı, senin gözlüğün var okursun..
halı saha maçlarında takım arkadaşlarınızın sizi kaleci yapamamalarını sağlayan göz kusurudur.fakat bununla beraber yolda yürürken yanınızdan geçen arkadaşınızı da farkedememenize,akşam karşıdan karşıya geçerken farlarını yakmış gelen arabanın ne kadar uzaklıkta olduğunu ve kaç km. hızla geldiğini anlayamamanıza da sebep olur.tez elden gözlük ya da lens kullanılması farzdır,büyüdükçe hayatı daha da felç eder.üstüne bir de
astigmat eklerseniz tadından yenmez.
(eldar, 29.07.2007 16:38 ~ 16:39)
öyle bir göz bozukluğudur ki siz buna sahip olduğunuzu yıllarca fark etmeyebilirsiniz bile.
ben şahsen küçüklüğümden beri miyobu olan bir insan olarak gerek cüceliğimin de etkisiyle en ön sıralarda sürünmüş, bu nedenle yazıları okuma problemiyle karşılaşmamıştım. o nedenle de fark etmemiştim sanırım. lakin hayatımın lisenin son sınıfına geldiğinde değişti. artık önümdeki tahtadaki yazıları dahi okuyamayınca doktorun yolunu tuttum, gözlüğümü ilk alıp dışarı çıktığımda gözlerime inanamamıştım. sanki ben yıllardır dünyayı soluk ve buğulu görüyordum. bir de bok attığım tüm yağlı boya tablolar geçti gözümün önünden. şimdiye kadar uzaktaki hiçbir nesneyi, ağacı evi keskin çizgilerle görmemiştim ki tablolardaki binaların, ağaçların sınırlarının belli olmasını doğal bulup eleştirmeyecektim. oysa o tablolardaki gibiymiş dünya... ben bunu 18 yıl kadar geç öğrendim.
şimdi 10 metre dibime girmedende otobüslerin nereye gittiğini öğrenebiliyorum veya yoldan geçen eski tanıdıklara selam verebiliyorum kim olduklarını fark edip. işte böyle bir bozukluk bu aman diyeyim. her zaman göz doktoruna gitmekte fayda var.
bir adet hayat küstürücü. zira miyopisi olan birinin işinin ne kadar zor olduğunu anlamak için hayatı ile yaşadıkları zorluklara kulak misafiri olmakta fayda vardır. sözlükteki ileri derece miyopların temsilcisi olarak söyeleyebilirim ki kalın camlı gözlük ve bir yerden sonra çok sıkıntı yaratan lenslerle uğraşan bu kardeşlerim bir çok işkenceyle karşılaşırlar. misal, gözlük kullanan arkadaş eğer koyduğu yeri unutursa gözlüğün yerini bile bulamaz ki bu hayatın bittiği anlamına gelir. aynı şekilde gelen otobüsün tabelasına scotland yard müfettişi vari zoom yapmaya kalkmak, yandan geçen arkadaşlara selam vermemek(tanıyamazsın çünkü), denizde kız/erkek kesememek, spor yaparken sürekli tırsmak, makarnanın suyunu dökerken buhardan kaçmaya çalışmak, hamama gidememek, gidilse bile tuttunmadan duramamak gibi daha bir çok kalemde sayılabilecek bu zorluklar miyop insanın omuzlarında büyük yüklerle dolaşmasına neden olur ki bu yük en sonunda miyop kişiyi gerçekten bezdirir. her kadar lazer ameliyatı gibi ileri teknikler çıksa da gerek maliyeti, gerek öngörülemeyen riskleri, gerekse gözdeki numara değişikliğinin durmasının aranması ameliyat olma oranında istenilen düzeylere ulaşılmaması durumunu getirmektedir. ancak çok büyük oranlarda ameliyat olanların sağlıklı bir hayata geri dönüş yapmaları da lazer ameliyatının çekiciliğini gitgide artırmaktadır.
gözlük numaranız ilerledikçe hayat daha da çekilmez hale gelir.şanstan o gün gözlüğünüzü bir yerde unutmuşsanız karşıdan babanız gelse tanımazsınız.böyle durumlarda çevrenizdekilerden:
-yahu geçen bizi gördün bir selam bile vermedin,ayıp ettin doğrusu
tarzında cümleler de işitmeniz kaçınılmaz olur.
ayrıca yazın durum daha da çekilmez olabiliyor.eğer denize arkadaşlarla giriyorsanız hangisinin hangisi olduğunu ayırt edemediğiniz gibi tek başıma açılayım biraz deyip açılıp geri döndüğünüzde çok alakasız insanlara el sallamak ya da direk yanlarına gitmek gibi hatalara düşmeniz de ihtimaller dahilinde.
uzaklarda görünen buğulu dünyaya, kısık gözlerle bakmakla eşdeğerdir.
çocuk yaşlarında miyopi olan insanların gözleri çok çabuk ilerlerken, 20'li yaşlarda bu ilerleme zamanla durur.
ilerleyen boyutlarında gözlüksüz ya da lenssiz dünyayı hiç net göremezler, karşıdan gelen insanların farklı şekilde hayal edilip, yakına gelip karşılaşılınca çok farklı fiziksel özeliklere sahip insanlar oldukları sıkça yaşandıktan sonra
gözlüksüz çıkmam abi triplerine girmeleri kaçınılmazdır.bu yüzden ; ya göz ameliyatı olup gözlükler havaya atılmalı ya da gözlüklü ya da lens kullanılabiliyorsa lensli yaşama uyum sağlanmalıdır.
gözlerinizi kısmaktan olmayacağı varsa bile kazayağı mıdır nedir her ne zıkkımsa o çizgilerden sahip olursunuz, lensle denize girmek istemezsiniz, çıkarırsınız, bir metre ötesini göremezsiniz, deniz sefası korku filmine dönüşür,denize girdiğiniz yerin 500 metre ilerisinde bulunursunuz arkadaşlarınız tarafından. sabahlar hep bulanıktır, çantanızda cüzdanınızı unutursunuz ama lens solüsyonunuzu asla, en kötüsü de çok uykunuz gelince o lensleri çıkarmak için parmağınızı gözünüze sokmak suretiyle uykunuzu kaçırmaktır.
bu insanlara denize gitmek gibi eğlenceli leziz aktiviteler zulüm gibidir..gözlük olmadığı için.şöyle anlatayım
açılamazlar.şöyle biraz ilerilere gideyim serin serin,ehi ehi yaptıkları zamanda ne ilerisini rahat görebilecekleri,ne de ne kadar uzaklaştıklarının farkına adam gibi varamayacakları için öyle yetenekleri doğrultusunda açılamazlar.
sahilin kenarına otururlar..denizden görülebilinecek bir yere..malum denize girildiğinde biri eşyaları yürütmüş mü tetikte olmak gerek.
çevrede bulunan tanıdıkları da göremezler.seçemiyorlar ya doğru düzgün yüzlerinden insanları..ondan tanımadıkları insanlara "naber ya","hacı!" diyip kum attıkları görülmüştür.
tanıdıkları göremedikleri gibi;tanımadıkları da göremiyorlar.o nedenle "kızı gördün mü be!!/çocuğa bak yaa!" şeklinde gelen geçen görülesi insanlar bütününü görmekten epey uzaktırlar."hani nerde" deselerde iş işten geçmiş olur hep.
eh tabi halk plajına da dereceli güneş gözlüğü gibi lüks bir aygıtla gitmeyeceklerini varsayarsak onların..güneşte onlara vurur.yüzlerini kapamak durumundadırlar.
görüldüğü gibi güzelim deniz aktivitesinden birşey anlamaz bunlar.üzücü tabi..
otobüsün tabelasını uzaktan göremediğin için gözlerini kısıp yaklaşmasını beklersin. iyice yaklaşır, sen hâlâ gözlerin kısık bir şekilde tabelayı okumaya çalışmaktasındır. bir yandan da yarım yamalak gördüğün yazılara dayanarak "heh işte gelen benim
otobüs" diye düşündüğünden yavaş yavaş ona doğru yürümeye başlarsın. otobüs burnunun dibine kadar geldiğindeyse de, onun beklediğin otobüs olmadığını anlayıp gerisin geriye durağa dönersin. o zamana kadar senin otobüse bineceğini zannedip yavaşlamış olan
şoförde bir anda hızlanır gider. o esnada içinden neler demektedir, bilmesem de tahmin edebiliyorum. işte bu korkunç duruma sebep olan göz rahatsızlığının ismi miyoptur.
bunun bir de silah arkadaşı vardır ki ikisi birlikte hiç çekilmez, insanın dış dünyayla arasına girerler gerçek anlamda.
(bkz:
astigmat)