sözlüğe epey katkısı olacağını düşündüğüm nesildaşım, dost insan.
kendi sözleriyle; "hayatının boş mu yoksa dopdolu mu olduğuna henüz karar veremeyen, sahip olduklarını seven ama bunlarla yetinmeyen, sevdiklerinden bazen büyük beklentileri olan, başı beladan kurtulmayan babannesinin 'bugoş'u"
seri eksi oy veren ibne'nin bulaştığı garibim yazardır.
son 1 haftada hiç umrunda olmasa da muhtemelen tek bir anten tarafından karmasının nedensiz düşürülmesi kendisinin canını sıkmaktadır.
tek tesellisi o ibnenin sadece yazdığı giri kadar girisini eksileyebilecek olmasıdır.
buradan sana sesleniyorum seri eksi oy veren ibne; "isolation" sensin, "years" sana girsin, cruella'nın senden güzel olması zoruna gitmesin, allah çok verip azdırmasın, az verip bezdirmesin.
geçen sene tanışma zamanımız cancan'ın doğumgününü sıyırıp geçmişti. kendisiyle de itü sözlük online ticaret* sayesinde tanıştık, tanışma o tanışma bi daha da "yakayı kurtaramadık" -onun deyimiyle sıradaki şarkı kız kardeşine ve süper babaanne'ye gelsin-. ve bu münasebet, hayatıma yeni bir renk kattı adı da "cancan" oldu, harika oldu. şimdi bu zat-ı renk 22 yılı geride bırakıyor, umarım mutlu ve huzurludur arkasına yaslanıp düşündüğünde... (ne huzuru lan, mühendis adamın huzuru mu olur dediğini duyar gibiyim.kıha)
prim yapmak için sözlükte yazar olmadığını düşündüğü insanlara sataşan yazar.
bir üst giride şahsına sarfedilen hakaretler sadece (bkz: @3804646) nolu girisi referans alınarak yazılmıştır.
iyi ve kötü; izafi kavramlardır. birisi için iyi yazan bir yazar, bir başkası için kötü yazabilir; bu kıstaslar genelde o insanın girilerinin kendisini ifade ediyor, veya kendi üslubuna yakın yazdığını düşünmesi ile şekillenir, ki tek kelime edemezsiniz, zira bu yargılar "bence" kalkanının arkasına gizlidir.
birisinin yazarlığının iyi olup olmaması, onun nasıl starcraft oynadığını, pilav yapmayı becerip beceremediğini, temiz kalpli olup olmadığını, veya derslerinde ne kadar başarılı olup olmadığını etkilemez. aynı insan edt'den kalıp circuit analysis ten de coşabilir, kendimden biliyorum. bu insandan insana değişir. fakat yazarlığını eleştiren birisinde bir neden arar, anasına küfredilmiş dana gibi heyecanlanıp salyaları oraya buraya saçarsa insan, bu çekememezliğin de ötesinde; ya kahinliğe, ya da gerizekalılığa delalettir.
çok iyi bir yazar olduğumu iddia etmiyorum, ki çoğu zaman yazdıklarımdan kendim de tatmin olmuyorum. fakat yazdıklarımı okuyan bir insanın belini hafif arkaya doğrultup "öehh" tepkisi verdirtmeyecek şeyler yazmaya da özen gösteriyorum. bakın özen gösteriyorum diyorum; hakikaten de burada yazdığım, burada okuduğum her şeye kıymet veriyorum; zira bir çoğumuz bir yerlere gelmiş, "boş adam" denilecek türden olmayan insanlarız. tecrübelerimiz var, hatıralarımız var, geçmişimiz var, ve geçmişte yaptığımız hataları/doğru kararları tanımadığımız insanlar yapmasın/yapsın diye bedavaya pazarlıyoruz. basit bir şey mi bu?
işin bana göre parmakla seçilebilecek kadar belirgin olanları için en kötüsü, iyi veya kötü yazar olarak değerlendirilmek için, bu giriyi insanın üzerine alınması için, ilk önce "yazar" olabilmek gerekir. dolayısı ile; bu giri yüzbir dalmaçyalının yüzüncüsünün sahibesi ne ithaf edilmemiştir.