tanzimat devri osmanlı sadrâzamlarından. rusçuklu mehmed eşref efendinin oğlu olup, 1822’de istanbul’da doğdu. asıl adı ahmed şefik olup, midhat ismiyle meşhur oldu. macaristanlı bir hahamın oğlu olan mithat paşa, yahudi prensiplerine dayanan mektepler açtırmış ve mekteplerde ihtilacı doktrinleri öğretmiştir. mithat paşa, jön türkler partisini kurmuştur. devrin en önemli masonlarındandır. sultan abdülaziz'in katli, mithat paşa'nın gözü önünde gerçekleştirilmiştir (kemal fedai coşkuner, yakın tarihimiz ve siyonizm, orta doğu, 10 ocak 1976).
midhat paşa; mütercim rüşdî paşa, hüseyin avni paşa ve müfsid imâm (hasan hayrullah) işbirliği yaparak sultan abdülazîz hanı tahttan indirip beşinci murâd’ı tahta geçirdiler. ancak abdülazîz hanın hunharca katledildiğini duyan sultan beşinci murâd’ın aklî dengesi bozuldu. doktorların verdiği rapor üzerine tahttan indirilip yerine abdülhamid han geçti.
19 aralık 1876’da ikinci defâ sadrâzam olan midhat paşa başkanlığında toplanan vükelâ heyetince incelenen kânûn-i esâsî metni üzerinde bâzı değişiklikler yapıldı. pâdişâhın karşı çıkmasına rağmen midhat paşa 113. maddeyi (pâdişah, devletin emniyetini bozan ve tehlikeye düşüren kişilerin hudut hâricine sürülmesi maddesini) eklettirdi. pâdişâhın tasdikinden sonra kânûn-i esâsî ve meşrûtiyet îlân edildi (23 aralık 1876).
ingiliz hayrânı olan ve meşrûtiyet hakkında köklü bir bilgisi bulunmayan midhat paşa, kendi husûsî danışmanı ve nâfiâ (bayındırlık) müsteşârı odyan efendiyi ingiltere’ye göndererek, meşrûtiyet rejiminin avrupa devletlerince garanti altına alınması talebinde bulundu. osmanlı devletinin dâhilî idâresini yabancı devletlerin kefâleti altına sokmak için gayret etti. o sırada istanbul’da toplanan tersâne, konferansına da aynı teklifi yaptı. fakat kabûl ettiremedi.
pâdişâh, meşrûtiyetin îlânından sonra, bir sene beş ay kadar devlet idâresine karıştırılmadı. abdülhamîd hanın muhâlefetine rağmen midhat paşa ve arkadaşlarının basîretsizlikleri yüzünden 24 nisan 1877’de doksanüç harbi diye bilinen osmanlı-rus harbine girildi. midhat paşa, medrese talebelerini kışkırtıp “harp istiyoruz!” nümâyişleri yaptırdı. sultan’ın penceresi dibinde bile “harp!” diye bağırıldı.
“Âl-i osmân” yerine “Âl-i midhat”ın kurulabileceğini söyleyerek saltanata göz dikti. hıristiyan ve müslümanlardan “millet askeri” adıyla kendi emrinde yeni bir ordu teşkil etmeye kalkıştı. bosna’da türk bayrağında hilâlin yanına haç koydurarak, bu bayrakla bir tabur askere, istanbul’da geçit resmi yaptırdı.
kendisini nâdir gelen bir kahraman zanneden midhat paşa, pâdişâha karşı kaba hareketlerde bulunarak herkesin nefretini kazandı. ziyâ paşa ve nâmık kemâl gibi en yakın arkadaşlarını sürgüne göndererek meşrûtiyet anlayışını açık bir şekilde ortaya koydu. 5 şubat 1877’de sadâretten azledilerek midhat paşanın kânûn-i esâsî’ye koymakta ısrar ettiği 113. maddeye istinâden yurtdışına çıkarıldı.
midhat paşa, önce brendizi, sonra napoli, ispanya, paris ve londra’ya gitti. ingilizlerden çok iltifât gördü. girit’te ikâmetine izin verildi. sonra suriye vâliliğine tâyin edildi. vâliliği zamânında kanlı marûnî-dürzî çatışmaları oldu. devlet aleyhindeki faaliyetleri sebebiyle merkeze daha yakın olan aydın vâliliğine getirildi (1880).
bu sırada, abdülazîz hanın katliyle ilgili olarak teşkil edilen mahkeme, soruşturmalarına devam ediyordu. kendisini götürmek için heyet gönderildiğini haber alan midhat paşa, izmir’deki fransız konsolosluğuna sığındı. vâlilikten azledildi. abdülhamid hanın tehdîdi üzerine himâyesiz kalan midhat paşa, istanbul’a getirilerek yıldız sarayı çadır köşkünde tutuklu olarak ifâdesi alındıktan sonra, haziran 1881’de diğer zanlılarla birlikte muhâkeme edildi. sultan abdülazîz hanın şehit edilmesinde rol oynadığı tespit olunarak îdâma mahkum oldu. pâdişâh îdâm hükmünü sürgüne çevirtti. izzeddîn vapuru ile cidde üzerinden tâif’e gönderildi. midhat paşa, üç yıl kadar burada yaşadı. ingilizler tarafından kaçırılacağını haber alan hicaz vâlisi osman nuri paşanın emriyle, 8 mayıs 1884 gecesi, kaldığı odayı basan berber ismâil adındaki bir asker tarafından boğularak öldürüldü.
(bkz: http://www.dallog.com/...)
birçok farklı alanda sahip olduğu bilgi ve tecrübelerini sözlük yardımı ile insanlara aktarmaya başlamış olan dördüncü nesil yazarı. özellikle ekonomi alanındaki yazılarını sabırsızlıkla beklediğim, vakit bulsa da yazabilse dediğim yurtsever yazar. yaptığımız sohbetler ile ufkumu açan eşsiz dost.
adının 'özgürlük savaşçısı' olarak geçmesine tahammül edemediğim bencil bir osmanlı sadrazamı..tarihin derinliklerine dalmadan ne olduğunu anlayamadığım kişidir aynı zamanda..
izmir'de bi endüstri meslek lisesi.145 yıllık bir tarihi olduğundan söz ediliyor. ilk adı izmir ıslahanesi'ymiş.
meslek okulları açma gerekliliği doğunca, mithat paşa eğitim seferberliği başlatmış ve bu okul açılmış. içerisinde kimsesiz ve fakir çocuklara;kundarıcılık,çorapçılık,marangozluk gibi beceri dersleri verirken, izmir sanayi mektebi adını alınca terzilik,halıcılık,demircilik gibi bölümler de eklemiş. zamanla öğrenci sayısı artmış ve okul bu yükün altından kalkamamaya başlamış. öğrencilerin yaptığı eşyaların çekilişle dağıtılması fikri uygulanmaya başlamış, hatta bu fikir "milli piyangonun" temelini oluşturuyormuş.
araya savaşın girmesiyle, tatsız olaylar yaşanmış. cumhuriyetin ilanından sonra okul yetimhane olma özelliğini yitirmiş. artık izmir sanatlar mektebi denmeye başlamış. hatta öğrencileri yaptığı çalışmalara atatürk bi altın madalya vermiş. fakat okulun tüm makine ve teçhizatı bi sel felaketinde kaybedilmiş. 1931'de bölge sanat okulu denmiş, 1943'te ise mithatpaşa sanat okulu.
1935'ten sonra okula öğrenciler sınavla alınmaya başlanmış. hatta değişik öğrenci anıları kalmış o zamanlardan bu zamanlara. misal öğrenci kartları olmadığı için tramvayda kendilerine tam bilet kesilince, bi grup öğrenci kaynak makinesiyle tramvayın yolunu değiştirmişler. izci gruplarından en çok mithat paşanın sesi duyulurmuş caddelerde...
50'li yıllardan sonra sipariş üzerine çalışmaya başlamış öğrenciler.böylece pratik yaşama dair yetiştirilmişler. nihayet 75'te mithat paşa endüstri meslek lisesi adını almış.97 yılında çıkan yangınla ise ne yazık ki o tarih kül olmuş.. fakat bazı kurumlar harekete geçerek aynı inşayı tekrar yapmışlar.
şimdiyse hala ayakta ve öğrencilerine ders vermekte durmaksızın. eski günlerde okul tam da denizin yanındaymış, öğrenciler eğildiklerinde balıkları görürlermiş. babam da anlatırdı, mezun oldukları gün herkes denize atlamış.. şu andaki sahil şeridi aklıma geliyor da 6 şerit yol girmiş araya. bre hey diyebiliyorum sadece bu değişime..
taif'te boğdurulduktan sonra abdülhamit'in içi rahat etmemiş ve kafasının "huzuruna" getirilmesini istemiş. kafayı gördükten sonra da içi rahat etmiş ve yok edilmesini istemiş. kafası haricinde kalan diğer vücudu 1951'de abide-i hürriyet anıtına defnedilmiş.