reha muhtardan beter pilotluk hakkındaki sorularımı bıkmadan usanmadan yanıtlamış bilgi almak için ileride google a rakip olabilecek potansiyelde nesildaşımız. seviyoruz kendisini...
sıcakkanlı, saatlerce sohbet edilesi, kafa dengi kişi. yakın zamanda güllaç yapmayı öğrenmesi gerektiği gibi, en kısa zamanda bana fransızca öğretmesi de gerekiyor.* pek bi severim kendisini.
tanrının, yaratırken cömert davrandığı ender insanlardandır misuf. zeki, komik, ince düşünceli, romantik, iyi huylu, sempatik, sevecen, sadık... o kadar çok sıfatı var ki onun, bunlar sadece birkaçı. yemyeşil bir çift boncuğu anımsatan gözlerine baktığımda kaybolduğum, sesini duyduğumda kendimi güvende hissettiğim, bana dokunduğunda diğer her şeyi unuttuğum kişidir ayrıca. kelimelere ihtiyaç duymadan da anlaşabildiğim, gülüşümden, bakışımdan bile ne düşündüğümü anlayabilen, beni tamamlayan insandır. yokluğundan ölesiye korktuğum, varlığına her gün şükrettiğimdir.
vazgeçilmezimdir kısaca. ve sevdiğimdir; sonsuza kadar, sonsuzluk kadar...
''misuf'' ne demek ki diye gogıl mogıl aranıp taranıp hiç bir şeyle karşılaşılamasa da tam anlamıyla aşk meyvesi, yaratıcı nickinin hakkını veren naif yazar. allah'ın kendisini bağışladığı sahibi için buraya notumu iliştiririm; akdeniz, kumsalına yazılan hiç bir şeyi dalgalarıyla silmez, bilakis kumları denli arttırır...
garip bi başlık sayesinde tanışıp sadece bir günde pek sevdiğim insan. bana oyun vaatlerinde bulundu. çok heycanlıyım.
bir zaman sonra gelen edit: hastane köşelerinde kaderime terkedilmişken (emrah bakışı var burda) hayatım da sözlük olmuştu. o ara tanıştık zat-ı alileriyle. komik olduğu kadar ilgili de olan bu insancık bıkıp usanmadan halimi hatrımı sordu. sıkılmayayım diye oyun gönderdi. yani düşünüyorum ben olsam yapar mıydım bu kadarını yapmazdım herhalde.
bakıyorum şimdi msn'de yazdıklarına gülüp duruyor mütemadiyen. serotonin yuvası zaten anladım ben.
kısaca şöle söyleyeyim: (bkz: sözlüğün kazandırdıkları)
uçlarda yaşayan insandır. yakınken dünyanın en yakını, uzakken dünyanın en uzağıdır. ortası yok.. işin garibi kendisi de aynı şeyi benim için düşünüyormuş.. ilginç...
"hele bi gel, uzaklar sana gelir sen hele bi gel.."
serotonin deposu olduğunu daha önce yazmıştım (bkz: @1522819). komşu wirelessı sömürdüğüm için sıkça nete giremediğim şu günlerde yine gelen mesajları ile beni de güldürüp bünyesindeki serotonini paylaşmaktan çekinmeyen insan yavrusu *
charlie'nin ekstra meleği boş zamanlarda bu çocuğun serotonin salgılamasında görev alıyormuş diye duydum bu arada *
rosromantik bir avatarı var pek de kızgın olmayan kumlara çizdiği ben de yaptım aynısından bir yaklaşık sonuçla tabii.
anlaşıldı. tamam.
öncelikle işbu giri yoğun psikolojik baskı altında yazılmıştır ibaresini koyarak kendisiyle ilgili yeni tanımımı yapayım: ufo'yu sesinden tanıyan insan. bu sırada yine tehdit dolu biri ileti geldi kendisinden hemen aktarayım neler yaşadığımı bir nebze olsun anlamanız açısından:
-sesin soluğun çıkmıo
+eet yazıom
-ayaaaaanı denk al
+korkuorum zaten
gelme üstüme
-kork zaten
evet ne diyordum, gecenin bir saati ufo sesi duyyorum lan korkuyorum diyerek, ufoların da bir sesi olduğunu hatta bu sesin kendisi tarafından tanındığını göstermiştir şahsıma. pencereden bakmayı reddederek de ufo sesini muallakta bırakmıştır. bir daha duyarsa fotoğrafını çekecekmiş. yersek.
efendim dün bazı yanlışlarım oldu şahsına karşı biliyorum aha burdan bir kez daha özür diliyorum zira topuklarıma sıkması gerekirken bir nickaltı bir de battal boy nutella karşılığı beni affedebileceğini söyledi. aslında istekleri daha fazla ama bu kadarı onun o ulvi eşsiz affedici ruhunu anlamanız açısından yeterli. yüce kişilik.
ufo sesi duyduğunu sanıp "ya beni alırlarsa" diye korktuğu için pencereden bakmamış, muhtemelen üst kattan gelen bir sesle paranoya yaşamış dünyanın en tatlı insanı, deli.
az önce baktım da, 7 aydan fazla zaman geçmiş beni kendisine sırılsıklam aşık etmesi üzerinden, "vay be" dedim, değil ilk buluşmamız, ilk öpüşmemiz, ilk kavgamız; arkadaşlarıma "bizim okulda bir çocuk var, galiba ben aşık oldum ona" dediğim günleri bile hatırlıyorum dün gibi.. galiba zaman kavramımı yok ettiği için ancak tarihlere bakarak konuşabiliyorum artık. çünkü yanındayken her şeyi unutuyorum, sanki sadece o ve ben varız şu koca dünyada. oldukça garip bir şey, kendisine nefret dışında her duyguyu hissettim sanırım. kimsenin yanında onunla olduğum kadar mutlu olmadım, kimsenin yanında onun yanında olduğumdaki gibi heyecandan kalbim yerinden çıkacakmışçasına hızlı atmadı, kimseye kavga ettiğimizde ona gıcık olduğum kadar gıcık olmadım. hiçkimseyi de onu sevdiğim kadar sevmedim, hele onu tanıdıktan sonra böyle bir şey olabileceğini hiç sanmıyorum.
dünyanın en kıskanç, en huysuz, en sevimli, en tatlı, en bilmiş, en deli, en takıntılı, en duygusal, en doğal, en romantik, en vazgeçilmez insanıdır misuf gözümde. böyle de garip bir insan...
beni burada ilk seven yazar. hakkımdaki düşünceleri hiç bir zaman değişmedi. her yerden darbeler aldığımda bile defalarca uyarmama rağmen yazdığı o giriyi silmedi. şimdi pek bi anlamı olmayabilir ama, ki belki de daha anlamlı, o zamanlar yazdığı sözlük eğilimlerinin bir hayli uzağındaydı. neyse ona bunları yazmamanın nedeni aylar önce yazdıklarımın hatalı olması sebebiyle silinmesi. ilaçlarla zor ayakta durduğumdan fazla uzatmak istemiyorum. psikolojik olarak çok zor günler yaşadığım bu dönemde biliyorum ki gene benim yanımda olacak. yazılarım ne kadar da sıradanlaştı yahu. elimden gelen bu. üzgünüm.
yazılarını pek takip etmedim, kendisini de tanımam ama bildiğim tek şey var o da süper ispiyon yaptığıdır. zaten istatistiklere bakıldığı vakit bu çok net bir şekilde görülebilmektedir. eğer o an misuf çevirim içi ise sizin ispiyon yapmanız hayal gibi birşeydir.
bundan daha bir kaç ay önce sözlüğe yeni gelmiş ve girilerim oldukça ispiklenesi, bolca ''bakınız özelliğinin hıyarca kullanımı'' durumunu içeriyorken, önce kendisi hakkında ''lan kesin çöpümün dolup dolup taşmasında etkisi vardır'' diye düşündüm, umut sarıkaya tipleri gibi tripten tribe girip hırs yaptım hatta ama sonra bir hayli makarnalı bir sohbete başladık ki bütün bilinçaltı emine bederliğimi ortaya çıkarıp ayşe özgün misali açıklamalı örnekli bir uslupla birikimlerimi paylaştım.
(bkz: yeni haşlayanlar için makarna)
ayrıca sanıldıgının aksine hiç de öyle gıcık biri falan değil, fazlasıyla sıcakkanlı, en az benim kadar çenesi düşük.
geniş kapsamlı bir makarna zirvesi yapsak diye düşündük bir ara, sanırım olacak, en azından zirvemi hacılayacak elbet bir gün kendisi öyle yapacak mutlaka.
havacılık hakkındaki süper bilgi dolu girilerini gördükçe bilgisayar başında önce 1 dakikalık saygı duruşunda bulunup, sonra artı oylamaya geçtiğim yazar.
ayrıca okuldan da az çok tanırım. yazdığı girilerden de belli olduğu üzere öğrencilik konusunda benden başarılıdır. üçe dörde katlar gibi geliyo. ama age of' ta affetmem.
ne vakit olursa olsun farketmez ''canım sıkkın ya biraz gelsene konuşalım'' dersem, hemen bağdaş kurup ellerine kahvesini alan insanlar gibi bir hayali belirler kafamda. örnekli açıklamalı sorulu testli konu anlatımlı akıl fikir ofisim, bilgi bankamdır kendisi.
herkes gibi kendisi de arada kısa devre yapıp da gecenin bir yarısı manyak gibi kebap resimleri de göndererekten midemin en kazındıgı zamanlarda canımı kebap istetmiştir ki, yemeksepeti'ni açıp teker teker bütün resimlere baktım, yok, uykumda sayıkladım sayesinde bütün gece. allahın kendisine -özellikle bu konuda!- acilen akıl fikir vermesini diliyorum. çok fena olacak sonra bak.