|
|
- ikinci mahmut´un yaptırıp, içine de tüm masrafları karşılanmak üzere, fakir fukarayı doldurduğu kurum... fukaranın yanısıra cüzzamlı ve diğer bilimum hastalıklıları da doldurmuştur ki halktan uzak olsunlar... o zaman için doğruymuş demek ki, şimdi olsa millet ayağa kalkar, ab bizi döver... bilinenin aksine tembellikle ve ya tembellerle bir alakası yoktur... yanıp kül olmadan önceki yeri de yanılmıyorsam karacaahmet civarı...
- 'miskin' denilince akla sadece tembel ve iş yapmaktan kaçınan kişiler için kullanıldığını gelse de 'miskin'in bir başka karşılığı daha vardır: 'cüzzam hastalığına yakalanmış'. bu hastalığa müptela olanların kaldıkları mekânlara da 'miskinhane' veya 'miskinler tekkesi' denilirdi.
miskinler tekkelerinin en meşhuruna gelince akla üsküdar karacaahmet’teki gelir. 1517’de yavuz sultan selim tarafından yaptırılan bu tekkenin şimdilerde esamisi okunamasa öyküsü bir hayli kendi gibi gariptir. tekke 1927 senesine kadar duruyordu. çıkan yangının ardından yıllarca metruk kaldı. anadolu, rumeli ve arabistan'ın her tarafını gezmiş olan evliya çelebi, hemen her şehrin yakınında bir yerde bunlar için birer tekke veya mahalle bulunduğunu söyler.
bu tekkede kalabilmek için gerek erkek gerek kadın cümlesinin miskin olması gerekirdi. halkın sadakaları ile yaşamlarını sürdürmeleri için o devrin en işlek yolu tercih edilmiştir. yolculuğa çıkanlar veya dönenler mutlâka bu yoldan geçerler ve sadaka taşlarına gönüllerinden kopanı bırakırlardı. yine kendilerinden bir şeyhleri ve kendilerine mahsus ayinleri olup eşleri ve evlâtları cümle o mahaldedir. bununla birlikte kendi aralarında evlenebilirlerdi.
hikâyelere, fıkralara hatta reşat nuri'nin bir romanına konu olan tekkeden, şimdilerde bir tek kitabe kalmış. sultanahmet'teki türk islam eserleri müzesi'ne yolunuz düşerse miskin miskin bekleyen kitabenin hikayesine ortak olun sessizce...
|