bir geceyarısı, kışın göbeğinde yüz kazaklar hırkalarla, bir pencereyi açmak ve o pencerenin önünde oturmak sebebidir mishkadora. bir elde kırmızı şarap, bir diğeri titreyen çeneyi durdurmakta.. soğuk iliklere işlerken bir yandan, bir yandan da yaşanan anın güzelliğini işaret edip o "an" hiç bitmesin temennisinin annesidir.
küçücüktü. bir zamanlar tüm ailenin çatısı altında toplandığı bir apartmanda küçücükken, dibindeydim burnunun. saatlerce oyunlar oynar, kendimizden geçerdik. hepi topu üç çocuktuk; o, ağabeyi ve ben. kendi dünyamızın kahramanlarıydık üçümüz de, güzeldik, çocuktuk.
kaybettik birbirimizi sonra. ne oldu neler bittiyse, görmez olduk birbirimizi. görüp de ses vermez olduk bazen hatta! çocuk akıllılığımızdandı bu. şimdi olsa, kulak asmadan seslere, olan bitene, yine oynardık oyunlarımızı biz, yine saatleri devirirdik bir arada.
bu kayıp uzundu. seneler aldı götürdü. en geri gelmeyecek olan seneleri, en zorlulularını, ilk gençliğimizi. bir şey oldu sonra, ne bilmiyorum tam da. bir araya geldik biz. yeni yaşlarımızın yeni oyunlarını oynadık. güldük, ağladık, içtik, coştuk, sarıldık. hiç bırakmamak üzere sarıldık bu kez. hiç de bırakmadık o günden beri..
o hala o apartmanda uyuyor uyanıyor. ben biraz uzağım ona şimdi ama çok değil. ne kadar uzak olabilirim ki!
küçücüktü. bugün biraz daha büyüdü. yeni bir yaşa koşacak bu gece. bu gece onunla kadeh tokuşturacağım despina'yı da ana ana.. hep kalsın ömrümde, canımın yoldaşı, çocuğumun teyzesi olsun..
gülüşü kadar güzel olsun yaşamı..
tüm sevdikleri ve onu sevenlerle..
ah kızım..
küçücüktü. küçücüktük.
nasıl da büyüdük!