efendim malum bayram geldi çattı. evlerimiz aileden olsun komşu olsun tanıdık olsun misafirlerle dolup taşıyor, bayram kültürü kanımıza işlemiş.
biz de evin gençleri olarak anne babamızla beraber bu misafirleri ağırlamak zorunda kalıyoruz. zor zanaat; misafirin türlü türlüsü var zira.
bu yüzden genç ‘misafir ağırlayıcılarımıza’ bir misafir ağırlama rehberi sunmak istiyorum naçizane.
(işbu rehber misafir çeşitlerine göre kategorize edilmiş olup, maddeler zorluk derecelerine göre sıralanmıştır.)
1- genç-muhabbet edilesi çift:
bunlar en rahat ağırlanan misafirlerdir efendim. genellikle 4 yıldan fazla evli olmazlar, yaşları maksimum 35’tir. erkek olanı esprilidir, kadın olanı halden anlar. bunlarla oturulup muhabbet edilebilir. çay-tatlı getirileceği zaman mutfağa gelirler, hizmet beklemezler.
ne söylemeli?
mesleklerine ve ilgi alanlarına bağlı olarak çeşitli konulardan konuşabilirsiniz. her misafir gibi “okul nasıl gidiyor?” diye sorarlar, ama muhabbet bununla sınırlı kalmayacaktır, bazı derslerle, hocalarla ilgili kısa da olsa bir şeyler sorarlar. güncel olayları da bilirler.
2- orta yaşlı-uslu çocuklu aile:
bu misafir çeşidi de şayet çocukları seviyorsanız çok kolay ağırlanır. geldiklerinde “hoş geldiniz” deyip çocuğa da iki “aman da bidi bidi” yaptınız mı, hemen hayırlı evlat olursunuz.
haa, ben çocuk sevmem diyorsanız çocuğa uzaktan “hoş geldin canım/delikanlı/güzelim/tatlım vs” diyip olay mahalini terk edin. “biraz soğuk ama iyi.” tanımına uygun olacaksınız. çay yapın, servisi de bizzat yapın ve servisi yaptığınızı gözlerine sokun ki hanım kız olmuş olun. (kızlar için tabii bu) sonra da odanıza kaçın ve onlar gidene kadar odanızda mutlu mesut takılın.
ne söylemeli?
çocuklarıyla ilgilenmekle ve annenizle dedikodu yapmakla meşgul olacaklarından sadece birkaç yüzeysel soru soracaklardır. kısa kısa cevaplar verin ve gülümseyin. yeterli olur.
3- yaşlı çift:
bu misafir çeşidi ikiye ayrılır:
a. sakin olanlar
süper insanlardır. genelde çok görülmeyen bu misafir türü, ev almışsanız, size gelme sırası onlardaysa falan gelirler ancak. çünkü normalde onlara misafirliğe gidilir.
ağırlaması biraz zahmetlidir. girerlerken elleri öpülür, terlik verilir. servis yapılmalıdır. saygıda kusur edilmemelidir.
ne söylemeli?
bu misafirlerle pek konuşulmaz aslında. sadece okulu sorarlar, “iyi teyzecim, nolsun” deyin. odanıza kaçın.
b. çılgın teyzeler
işte en zordan bir önceki misafir türü. sokakta, otobüste her yerde karşımıza çıkan, “oğlum kalk da ben oturayım.” teyzeleridir bunlar. kocaları genelde silik kalır yanlarında. bu teyzeler yaşlarına rağmen hiçbir dedikodudan geri kalmazlar. size de mümkün mertebe laf sokarlar. “ee kısmetin yok mu bakalım?” gibi çılgın soruları yine onlar sorarlar. "okul nasıl?" sorusuna verdiğiniz cevapla yetinmez üstüne bir ton nasihat verirler. ‘bizim nezahat’in’ kızıyla/oğluyla sizi karşılaştırırlar. eğer biraz somurtkan falansanız “pek de suratsızmışsın”, güleçseniz “aman kızım zaman kötü, saf olma” derler. iki dakika odanıza gitseniz “hemen de kaçtı” diye şaka yollu annenize “sen bu çocuğu iyi yetiştirememişsin” mesajı verirler. evin her köşesini incelerler, toz varsa “temizliğini yapamadın mı bu sefer gız melahat?” derler annenize. tatlıyı beğendiklerini söyleyip arkasından “ama şurubu biraz bilmemne mi olmuş” diyebilirler. çok uzun süre otururlar.
ne söylemeli?
küfür etmeyin. sakin olun.
4- orta yaşlı-ultra yaramaz çocuklu aile:
işte kabus gibi bir misafir çeşidi. psikopat yaramaz bir çocuk ve onunla uğraşmaktan bir o kadar psikopatlaşmış “görkeeeeeeeeeaaaaaaaaaaaaam onu elleme didim sanah!” diye çemkiren anne modeli. bu ailedeki baba genelde ağırbaşlı olur, çok ekstrem (çocuğun balkondan atlaması veya evi yakması gibi) durumlar dışında olaya müdahale etmez. kontrolü anne sağlamaya çalışır.
bu misafir türünü ağırlamadan önce çeşitli ön hazırlıklar yapmanız gerekir. kırılacak eşyayı kaldırın, odaların kapılarını kapatın ve hatta kendi odanızınkini kilitleyin.
geldikleri zaman anne babayı mesafeli bir şekilde selamlayın, bayramlaşın. çocuğu kesinlikle öpmeyin, sadece “bana yaklaşırsan sikerim.” bakışı atın. tavrınızı koyun, net olun.
aile salona geçtiği zaman hızla odanıza gidin ve kapıyı kitleyin. tehlike geçene kadar odadan çıkmamaya çalışın. giderlerken uzaktan el sallayın, “ehe mehe, ödevim var da benim” deyin.
yok ben yapamam bunu, ortam müsait değil diyorsanız çılgın çocukla birebir mücadele etmeye de hazırlıklı olmalısınız. çocuk evin içinde koşuşturup onu bunu ellerken kimsenin duymayacağı şekilde sertçe uyarın, “orada öcü var, çükünü yer” diye korkutun. ama bunların hiçbirini çocuğun ebeveyni duymamalı, dikkat edin.
*
aile gittikten sonra derin bir nefes alın, sakinleşmeye çalışın, gidin müzik falan dinleyin.
ne söylemeli?
“ay nilgün abla, çok seviyorum ben görkem’i. çok akıllı maşallah.” (maşallah derken severmiş gibi sırtına vurabilirsiniz)
iyi bayramlar.