mehmet demirkol'un hakkında güzel bir yazı yazdığı futbolcu.
"amatör kahraman
josef, polonya'da odro opol'de geçen 12 yılın ardından fransa'ya auxerre'e transfer olmuştu. 3 yıllık fransa serüveni sırasında efsane guy roux'nun takımında lig 5'inciliği ve kupa finali yaşadı. 3 yıl, özellikle de bir yabancı futbolcu için bir takımın efsaneleri arasına girmeye yetmez. ama o sağ ve sol kanatta hücumcu olarak gösterdiği performans, gerektiğinde takımın her yerinde oynayabilme becerisi ve istekli oyunuyla sadık taraftarın sevgisini kazanmıştı. auxerre'in yabancıları arasında unutulmayan bir isim varsa o josef'tir.
polonya'ya döndü sonra ve ardından almanya'ya yerleşti. 80 kez milli olmuş 3 lig, 2 kupa şampiyonluğu madalyası kazanmış eşi ünlü hentbolcü barbara'yla birlikte. ve tabii kızları ve geleceğin ünlü futbolcusu olarak görülen 9 yaşındaki mirek ya da miro'yla.
miro, kaiserslautern yakınlarındaki sg blaubach-diedelkopf'ta başlıyor futbola. yeni lisana, yeni ülkeye, yeni evine futbolla alışmaya çalışıyor. geleceğin büyük futbolcusu olacağına kendisi ve çevresindeki herkes inanıyor. ama hayat ona bunu göstermiyor sonraki yıllarda. tüm boş zamanlarında futbol oynayarak geçirdiği gençlik yıllarında ulaşabildiği en iyi nokta 3'cü ligde fc homburg'da (yanlış anlaşılmasın hamburg değil h'o'mburg) geçirdiği sezon...
büyük bir futbolcu olma hayalleriyle geçirdiği gençliği sonrası, 22 yaşına geldiğinde yapabildiği atılım kaiserslautern amatör takımına yatay geçişten ibaret. iyi ve uluslararası bir futbolcu olan bir baba, ünlü bir hentbolcu olan bir anne ve 22 yaşında hâlâ amatör bir çocuk. kendine küsmek için yeterli bir senaryo...
2001-2002 sezonunda son avrupa şampiyonu büyük otto onun hayatını değiştirene kadar hiçbir şey yolunda gitmiyor aslında. rehhagel bu patlama yaşı geçmiş polonyalıyı, kaiserslautern a takımına çağırıyor. hemen cevap veriyor miro klose. ilk golünü 2. maçında şu andaki takımı werder bremen'e atıyor. sonrasını biliyorsunuz zaten.
1.5 yıl sonra milli takıma çağrılıyor. arnavutluk'a 2-1'lik galibiyette 1 gol atıyor. sonra israil ve avusturya'ya hat-trick. 2002 dünya kupası finalisti almanya'nın en golcüsü oluyor ardından. suudiler'e 4 gol atıyor grupta. ardından takımını düşmekten kurtaran harika bir performans, ertesi yıl takımını batmaktan kurtaran bir transfer. 5 milyon euroya werder'e gidiş. bu kupada yine o var gol krallığının zirvesinde.
miroslav klose geçen hafta yaptığı basın toplantısında "ben çabuk yılmam. hayatım bu günler için çalışmakla geçti" demişti. onu milli takıma ilk kez çağıran völler de bunun altını çiziyor zaten. "klose'de her şey var. kafaya çok iyi çıkıyor, çok iyi bir pasör. topla, topsuz oyun konsantrasyonu çok iyi".
onun genlerinde futbol var. ama büyük bir yıldız değil. vatandaşı podolski gibi 16 yaşında ulusal basında bir kahraman olarak tanıtılmıyordu. kızların sevgilisi, moda firmalarının baş tacı da değil.
o sadece çalışkan. ve ronaldinho'ların, riquelme'lerin, van persie'lerin, daha birçoklarının arasında sıyrıldı gidiyor. 22 yaşına kadar amatör kalmış bir futbolcu, 1.5 yıl içinde çıktığı zirvede bu kez kazanmaya gidiyor. bu kupanın gol kralı olabilir kolaylıkla. bir sonraki kupada belki o güne kalmadan kupa tarihinin en golcüsü de olabilir. bunun için ona lazım olan 5 gol sadece.
almanya'da bir dolu kupa hikayesi arasında en inanılmazlarından biri de bu işte. miroslav klose."
http://www.milliyet.com.tr/...