mevsimden mevsime farklı maceralara koşan insandır. ilkokulda öğrendiğimiz sırayla:
ilkbahar, rahat dönemidir. hava kuru ve ılık, çok kişi binmez otobüse. rahat kıyafetler ile sıkıntı da çekmez pek. en kötü durum şu olabilir: mart ayına kanmıştır. sabahleyin hava buz gibi diye kabanla ya da gocukla çıkmıştır evinden ancak eve dönerken hava yumuşamış, hatta abarıp yaz ayı gibi olmuştur. o sıcakta lahana gibi sarılı olup terleye terleye üstüne bir de her minibüs duruşunda in-bin rüzgarı yeyip hasta olur.
yaz, en rahat dönemidir. hatta minibüsün şanslı insanıdır. in-bin, o leş gibi sıcak minibüste havasını alır mis gibi. en kötü durum şu olabilir: sıcaktan patlayan ve konsantrasyonunu yitiren şoför, kendisini unutup yola devam edebilir, "hey ! ben !" diye minibüs arkasında bağırıp maymun olabilir. ama bu düşük bir ihtimal. zaten içerideki yolcular hemen şoförü uyarıp "kaptan adam kaldı" der ve kurtarır kahramanımızı.
sonbahar, herhalde en fena dönemidir. yağmurdan kaçıp, 100 m. lik yol için dahi olsa minibüse atlayan insanlarla birlikte iyice kalabalıklaşan minibüste eziyet olur her dakikası. her inen insanda su birikintisinin içine düşüp tekrar geri biner. sağnak yağmur varsa ara ara yediği yağmurla birlikte sucuk olur. en iyi durum şu olabilir: böyle havalarda minibüsün kapısı kapanır (bu noktada, ekleme: sıkışıklıktan dolayı kafası otomatik kapının demirine vura vura yara olur, ayağı sıkışır vs.) kapılar kapalı olduğu için ve eğer yağmurlu bir gün ise, minibüsteki, saçı yağmur yemiş ve keçe gibi kokmuş insan kokusuna bir es verir bu iniş- binişler.
kış, yine mutsuzluğuna gebe fena bir dönemidir. tam iki sn. ısındım derken, o sıcaklıkta soğuğa çıkış(iniş) ve soğuğu yiyip insan nefesi + bonkör minibüsçüye denk gelindiyse kalorifer ile birlikte bu sıcak ortama geçiş(biniş) ile metabolizması alt üst olur. sürekli üşü-ısın, histeriye bağlar. tam bu sıralarda, minibüs eğer caddeden değil de sokak arasından geçiyorsa, şakacı çocukların attığı kartopu ile ürküp iyice titreme geçirir. soğuğu yiyip yiyip öksürüğe, tıksırığa boğulmuş minibüs halkından mikrobu da alır. şifalı bir yolculuk yapmış olur. en iyi durum şu olabilir: .....iyi durum falan yok. in abicim o minibüsten. sen de insansın. sana da yazık..
bu durumda olmaktan gurur duyanları da vardır. "ben inmesem ne hale gelir bu minbüs var ya.." gibi düşünüp inen her yolcuyu küçümser gözlerle süzerler. ulan minibüs boşalmış zaten daha ne kapının orda dikiliyosun anlamıyorumki.
azcık kenara çekilip yanındakinin inmeye çalışmasını beklemek yerine her seferinde yer veren fedakar bir insandır kendisi. 100 de 100 çok yakın bir oranla erkektir bu, bayan bunu bayana yapmaz pek, erkeğe hiç yapmaz. aynı kişi uzatılması istenen paraları da kendi göreviymiş gibi büyük bir aşkla uzatır, geri alır, 5 milyondan 1 miydiiii? diye bağırır ara sıra. (cevap hep 2'dir) indiğinde minibüse çöken hüzünse benzersizdir