|
|
- arada karşılaşılan genellikle sevimli insanlardır.her minibüse binen için inip yolcu binince tekrar minibüse binip "kaptan devam." repliğini kuran insandır.yaşlı insan binince "gençler bir yer verelim." ya da "hanfendi siz şöyle geçin daha rahat edersiniz." gibi cümleleri de duymanız mümkün.
- muavin
düzeltme: bir nevi muavin görevi üstlenen yolcu ..
- her indiğinde 'acaba ben tekrar binmeden minibüs hareket eder mi ki?' kaygısını taşıyan insandır.
- bahtsızdır, bedevidir, çöle düşmesindir
- (bkz: acıların çocuğu)
bu adamın yaşadıkları çekilir çile değildir.
- bodrum - milas güzergahında çalışan ekseriyetle puegot marka minibüslerde "indi-bindi" şeklinde bir olay vardır bilen bilir 750bin gibi bir ücret alınır. bahsi geçen adam bu olayı bu güzergah üzerinde yaparsa - ki yapacaktır - çok ciddi mali sıkıntılar yaşaması işten bile değildir.
- mevsimden mevsime farklı maceralara koşan insandır. ilkokulda öğrendiğimiz sırayla:
ilkbahar, rahat dönemidir. hava kuru ve ılık, çok kişi binmez otobüse. rahat kıyafetler ile sıkıntı da çekmez pek. en kötü durum şu olabilir: mart ayına kanmıştır. sabahleyin hava buz gibi diye kabanla ya da gocukla çıkmıştır evinden ancak eve dönerken hava yumuşamış, hatta abarıp yaz ayı gibi olmuştur. o sıcakta lahana gibi sarılı olup terleye terleye üstüne bir de her minibüs duruşunda in-bin rüzgarı yeyip hasta olur.
yaz, en rahat dönemidir. hatta minibüsün şanslı insanıdır. in-bin, o leş gibi sıcak minibüste havasını alır mis gibi. en kötü durum şu olabilir: sıcaktan patlayan ve konsantrasyonunu yitiren şoför, kendisini unutup yola devam edebilir, "hey ! ben !" diye minibüs arkasında bağırıp maymun olabilir. ama bu düşük bir ihtimal. zaten içerideki yolcular hemen şoförü uyarıp "kaptan adam kaldı" der ve kurtarır kahramanımızı.
sonbahar, herhalde en fena dönemidir. yağmurdan kaçıp, 100 m. lik yol için dahi olsa minibüse atlayan insanlarla birlikte iyice kalabalıklaşan minibüste eziyet olur her dakikası. her inen insanda su birikintisinin içine düşüp tekrar geri biner. sağnak yağmur varsa ara ara yediği yağmurla birlikte sucuk olur. en iyi durum şu olabilir: böyle havalarda minibüsün kapısı kapanır (bu noktada, ekleme: sıkışıklıktan dolayı kafası otomatik kapının demirine vura vura yara olur, ayağı sıkışır vs.) kapılar kapalı olduğu için ve eğer yağmurlu bir gün ise, minibüsteki, saçı yağmur yemiş ve keçe gibi kokmuş insan kokusuna bir es verir bu iniş- binişler.
kış, yine mutsuzluğuna gebe fena bir dönemidir. tam iki sn. ısındım derken, o sıcaklıkta soğuğa çıkış(iniş) ve soğuğu yiyip insan nefesi + bonkör minibüsçüye denk gelindiyse kalorifer ile birlikte bu sıcak ortama geçiş(biniş) ile metabolizması alt üst olur. sürekli üşü-ısın, histeriye bağlar. tam bu sıralarda, minibüs eğer caddeden değil de sokak arasından geçiyorsa, şakacı çocukların attığı kartopu ile ürküp iyice titreme geçirir. soğuğu yiyip yiyip öksürüğe, tıksırığa boğulmuş minibüs halkından mikrobu da alır. şifalı bir yolculuk yapmış olur. en iyi durum şu olabilir: .....iyi durum falan yok. in abicim o minibüsten. sen de insansın. sana da yazık..(alik, 17.10.2007 01:25 ~ 01:31)
- tıka basa dolmuşta, her durakta indiğinden, boşalan yere ayaktaki diğer yolcuların oturmasından dolayı, bir türlü oturamayan insandır.
- bu durumda olmaktan gurur duyanları da vardır. "ben inmesem ne hale gelir bu minbüs var ya.." gibi düşünüp inen her yolcuyu küçümser gözlerle süzerler. ulan minibüs boşalmış zaten daha ne kapının orda dikiliyosun anlamıyorumki.
(buğra, 03.11.2007 11:30)
|