niçin, boyumu geçen bu minareler niçin?
sanki
günahlarımı semaya yazmakiçin
yontulmuş kalemlerdir upuzun minareler
üstünde uçanlara düşmek korkusu verir
bir kirpi sırtı gibi dikenli duran şehir.
bambaşka alemlerdir upuzun minareler.
ramazanda, bayramda, kandil gecelerinde
sanki şehrin ruhudur yükselir nur içinde;
sönük bir minarenin azabını bana sor:
-böyle bir minaredir, ruhum
ışıklı değil,
ah o ne bayram bilir, ne ramazan, ne kandil,
sonu yok bir
günahtır, devam edip gidiyor.
cahit sıtkı tarancı
(mayıs, 1931)