yaptıkları yapının, şeklini, toplum standartlarına ve mekansal dokuya uyumunu, maliyetini, kullanışlılığını vs vs. düşünerek tasarlayan insanların mesleği.
(_nerde okuyorsun?
__ mimarlıkta
_iç mi dış mı?
_dış ay hayır normal işte mimarlık hepsini yapar.)
bu şekilde sizi sinr eden diyaloglara neden olan bölüm
şöyle bir gözlemlediğim kadarıyla üniversite okuduktan sonra edinilen en zor mesleklerden biri olduğunu söyleyebilirim. şöyle ki:
türkiye'de pek çok insan biraz doktor, biraz inşaat mühendisi, biraz da mimardır. öyledir derken, aslında bu mesleklerin öğretildiği mekteplerin önünden geçmemiş olmalarına rağmen, bu meslekler hususunda aklın mantığın almayacağı bilgilere sahiptirler. türlü hastalık hususunda bilgi sahibi olan bu güruh, kanserli hasta için "ölür o ölür", yığma bina için "ilk depremde yıkılır" der. yeni bir ev yaptıracağı zaman da eline kâğıdı kalemi alır ve "ahan burası tuvalet, burası banyo, hah şu camı da büyük olsun bak mis gibi oldu" diye çizim yapar.
şimdi her mesleğin derinlerine inildikçe bu insanların sustuğu gözlenir. yani bir doktor "kanserin falan safhasında falan tedavi uygulanan hastamızın bilmemne verilerine göre..." dedi mi susulur. veya bir inşaat mühendisi "hadi senin istediğin gibi olsun, kafana insin lan binan" dediği zaman susarlar (bazen). lâkin mimarlar "fonksiyonel değil, görünümü kötü, şöyle olsa gerek" dedikleri zaman çoğunlukla aldıkları cevap şudur: "size ne efendim ben böyle istiyorum"
üstelik mimarlıkta gözlemlediğim bir başka şey de bir projeye yaklaşımın mimardan mimara kimi zaman büyük ölçüde değişmesidir. doğrunun tek olmadığı hepimizin malumu olmakla beraber, kimi detaylarda büyük farklılıklar göstermesi, mesleğin aslında gözlem ve yorum gücü yüksek insanlarca icra edilmesi gerektiğini gösterir.
velhasıl zor meslekmiş mimarlık. allah evreni gözlemleyen insanların icra ettiği bu mesleğin neferlerine sabır versin.
mimarlık eğitimi almamış, oradan buradan duymuş kişilerle aşağıdaki benzer muhabbetlerin geçtiği meslek
1
-nerde okuosun?
--itü mimarlık
-ay ne güzeelll, zordur şimdi sizin bölüm
--eee kolay değil tabi
-ama bana çok zor demişlerdi
--tamam ben de kolay demedim ama itünün tüm bölümleri zor
-ama mimarlık daha zormuş
--(bunalmış bir şekilde) evet evet daha zor...
-ama mühendislik de zor şimdi hakkını yemeyelim
-- (bkz: dumur)
2 (aynen yaşanmıştır)
-sen itü mimarlıktasın dimi
-- evet
-bişi sorcam, ben bı arkadaşımdan duydum. onun da arkadaşının sevigilisinin kardeşi odtü mimarlıkta okuyomuş
--eeee
-odtüde mimarlık o kdar zormuş kiiii, intihar ediolarmış, sizde de o kadar zor mu
-- ???
-yani sizde napıolar
--biz 3400 terasına çıkıp, 3 kattan boğaza karşı balık tutuyoruz.
-nasıl yani??
-- ööle yani (bkz: ya sabır)
bir yaşam tarzı olduğunu kafanıza vura vura hisstettiren olgu.
her zaman takipte olmanız gerekir. kim ne yapmış ne düşünmüş ne söylemiş, söylediklerini neye dayandırmış, tasarım felsefesi nedir, farklı bakış açıları, insanların -öğrencilik halinde jürinin- konu hakkında ne düşüneceği, her şeyin önceden düşünüp hesaplanmış olması, tasarım sürecinde ve bu sürecin sonunda sorulabilecek muhtemel sorular nelerdir, cevaplar tatmin edici mi, mutlak doğru yoktur, temel bilgiler vardır fakat her an alt üst edilebilir.. vs gibi şeyler sürekli aklınızdadır.
kendinizi sağlama almanız için verilen tasarım problemi hakkında en ince detayları dahi hesaplamanız, çok okumanız, araştırmanız, özellikle hocaların kullandığı entellektüel bağlamda söylenmiş kelimeleri dağarcığınıza katmış olmanız beklenir.
her ne kadar bilgisayar destekli tasarım çok pirim yapıp göz boyasa da, eskizlerle tasarımı açıklamak artı puan getirir. iyi eskiz yapmak, fikirleri analiz etmek için en iyi yöntemdir.
ayrıca çoğu yaygın görüşe göre tasarımın sürdürülebilir olması su götürmez bir gerçektir. verilen tasarım probleminin üstünde yeteri kadar düşünmek ve bu düşünme sürecinin ürüne dönüşmesi olarak bakıldığında, tasarımın son halini alması; evet işte bu! denmesi günümüz mimarlığı kapsamında çok kesin yargılara varılması her zaman, hatta çoğu zaman beklenmez. bir hocamızın* söylediğine göre, tasarımın sonuca varmasından çok, üzerinde yeteri kadar düşünülmesi, analiz edilmesi ve de geliştirilmesi daha önemlidir.
mimarlık eğitimi ilk yıllarında eğlenceli gibi görünse de, 3. ve 4. senelerde işin ciddiyet boyutu, hayatınızın son derce içine girmesi, önem sırasını kendi belirleyerek yavaş yavaş bir yaşam tarzı haline gelmesi kaçınılmazdır.
görüldüğü üzre; gecenin bir yarısı maket yapan bünyenin düşüncelerini paylaşma arzusu buradan gelmektedir.
son olarak; "mimari düşünce fikirle başlatılan olgusal bir çalışmadır. yaparken, fikrin aslında olgunun genişletilmesi için tohum olduğunun farkına varırız. deneysel duyumlarımız, mimarlığa özgü çıkarımlara dönüşürler. sonuçta alacağı biçim ne olursa olsun; beklenen bütünleşmiş entellektüel düşünce ve duygunun ruhla entegrasyonunun sağlanmısıdır." (bkz: steven holl)
"bir italyan modern mimarisiyle, bir alman modern mimarisi arasında çok değişiklikler vardır. bu modern mimariler bütün görünüşleriyle de 'hangi milletin malı olduğu'nu anlatmaktadır. bizde de asrın bütün düşünce ve ihtiyaçlarına cevap verecek, ruhlarımızı okşayacak bir modern mimari lazımdır. fakat bu modern mimari diğer milletlerin taklitçiliği değil, yurdumuza has, türklüğe özgü bir mimari olmalıdır... bize orijinal bir modern türk mimarisi lazımdır."
mustafa kemal atatürk
ilk sene okulu bırakma düşüncelerine sürükleyen,ikinci sene alıştım galiba dedirten,üçüncü sene sonunda başka bi bölümde yapamayacagınızı hissettirendir.böylede birsey işte bölümümdür
eğer türkiye'de okunacaksa, bu okuma işinin bir yanda ülkenin en tarihi binalarını, bir yanda da en modern binalarını barındıran istanbul'da yapılması gereken meslek dalı...
estetik, para ve emniyet sıralamasına göre hareket eden, mümkün olduğunca kolon uygulamasına karşı çıkan fakat kolonsuz binanın nasıl ayakta duracağını çok düşünmeyen sanatsal insanlardır.
mimarlık=uykusuzluk diyolar hep.kuzenimden de biliyorum, doğru.ne diyelim allah yardımcıları olsun.her bölümün kendine göre zorlukları var.mimarlık da zorlukları çok olanlardan.
mimarlık okunmaz yaşanır ... evet . o da okulda değil çıkınca olur . ama yine de allahın şanslı kullarındansa kişi tuvaletleri deniz ve tarih manzaralı itü taşkışlada okur! sonra özlemese de iş hayatında itü deyince hoş bir damgayla taçlandırılan alnıyla işsizlik nedir bilmez. halen okuyanlar sıkın dişinizi hiçbir güzellik kolayca elde edilmiyor. epey bir cepten yeseniz yine de idare edeceksiniz .girmesi de çıkması da zor , yaşaması güzel .