mimar sinan 

adana çık aradan

  1. dehasına hayran olunası insan. mimar ve mühendislere yüzyıllar sonra ilham kaynağı olacak düzeyde vizyona sahip bir kişidir.
    (hayyam, 24.03.2004 23:09)
  2. 8 bilinmeyenli denklem çözdüğü söylenen ayasofya'yı en iyi inceleyen mimar.
    (bkz. selimiye)
    (infoma, 24.03.2004 23:31)
  3. dünyanın en güzel manzaralı kampüsüne sahip olan üniversitenin adı.
    (sanwhere, 24.03.2004 23:33)
  4. okulum okulum canım okulum. her ne kadar küçük de olsa mükemmel bir manzaraya sahip mükemmel bir bina. helal olsun onu oraya kondurana.
    (monofaceless, 01.04.2004 00:00)
  5. selimiye camii inşa edilirken alt kadrosundaki, kendisini ukalaca eleştiren genç mimarlara minare şerefelerine çıkan çok zekice tasarlanmış bir rampa sistemiyle gereken ayarı vermiştir. hırs sahibi bir insandır zira kariyerinin(3 padişah emrinde çalışmıştır. bunlardan ikincisi kanunidir ve 46 sene tahtta kalmıştır). önemli bir bölümünü ayasofyaya karşı oturup kafa patlatarak daha büyük kubbe yapmak için çalışmakla geçirmiştir. boşa zaman harcamamış olduğu eserlerinin her köşesinde görülebilir.
    (tenement funster, 01.04.2004 00:26 ~ 00:27)
  6. kızlarıyla çıkılması tavsiye edilmeyen( tecrübeyle sabit) ama en azından öyle bir hata yapıldığında bile en azında rıhtımda oturup hiçbişey düşünmeden tadının çıkarılması gereken türkiyenin manzarası engüzel okulunun adı, güzel sanatlar akademisi, güzel ama zor kızlar mektebine ismini vermiş osmanlı dönemi mimarı.
    (12monkeys, 18.04.2004 04:04)
  7. yeri nedeniyle sözlük yazarlarından 12monkeysin kabusu olmuş üniversite.
    kişi: çukulata yermisin?fındıklı?
    12monkeys: sana bir fındıklıya iki.
    (joeykeys, 20.04.2004 20:19)
  8. irfan özfatura yazmış yollamış. mimar sinan gibi bir usta için bu kadar dönmezdi benim dilim. bunun için en iyi yöntem bir copy + paste olabilir.

    kayseri yöresi oldum olası taş ustaları ile bilinir. hele gesi, bürüngüz ve ağırnas'ta taş işlemek meslekten öte sevda gibidir. zira civar ocaklardan çıkarılan taşlar peynir kadar yumuşaktır ve rahat işlenir. ama beş on gün güneş gördü mü kemik gibi sertleşir. hele üstünden mevsim geçince taş kesilir. eh, elinizde böyle bir malzeme olduktan sonra aklınıza geleni yapabilir, evinizi raflarla, kemerlerle süsleyebilirsiniz.

    1500'lü yıllar filandır. gözlerinde ışıl ışıl zeka parlayan bir çocuk bıkıp, usanmadan kalfaları izler. her gördüğünü kapar, aynı usulle minik kubbeler, minyatür köprüler yapar. ondaki kaabiliyeti kim keşfeder bilemiyoruz, ama birileri sırtını sıvazlar, istanbul'a yollarlar. kimsin, kimdensin demez, en bilge müderrislerin önüne oturturlar. kahramanımız tedrisatını tez tamamlar, ama yerinde duramaz. içindeki çoşkunun seline kapılır, orduya katılır. kâh çaldıran'a yürür, kâh mısır'a koşar. tebriz'in, bağdat'ın, rodos'un, belgrad'ın fethini yaşar. onlarca ülke, yüzlerce belde gezer, gittiği her yerde kemerlerle kubbelere bakar. kimine hayran olur, kiminin eksiğini bulur. gemiler, silahlar, arabalar... hasılı insan elinden çıkan ne varsa ona birşeyler fısıldar. hepsinden hisse kapar, ince ince notlar tutar.

    van kuşatmasının sürdüğü yıllar... osmanlı ordusu göl cihetinde çaresiz kalınca komutanına çıkar, "isterseniz size tekneler çakabilirim" gibi ciddiye alınacak bir teklif yapar. güngörmüş paşalar sakallarını sıvazlar, vezirler kavuklarını sallarlar. bu inanılacak bir şey değildir ama, denemekte faide bulurlar. esrarengiz asker kısa bir süre sonra gelip selâm verir ki, gölün üzerinde basit ve kaba sallar değil, sülün endamlı kalyonlar dolanmaktadırlar.

    ardından karabuğdan seferinde sahneye çıkar. onlarca mimar prut nehrinin kaypak zeminine bir köprü oturtamaz, orduyu sahradan çıkaramazlar. kahramanımız münasip bir lisanla müsaade ister ve sadece 13 gün sonra "buyrun" diye fısıldar. yaptığı köprü kelebekten zarif, örsten sağlamdır. işte bu hizmet kanuni'nin dikkatini çeker ve "sen" der, "bundan böyle reis-i mimaran-ı dergâh-ı âlisin!" bizim anlayacağımız şekliyle mimarbaşısın yani.

    sinan, 40 yaşından sonra mimarlığa başlar ama kendisine güvenenleri utandırmaz. o sadece tasarımla kalmaz imparatorluk sınırları içinde satılan malzemelerin standartlarını oturtur, kontrolunü yapar. diğer devlet inşaatlarını da denetler ve hassa mimarlar ocağında geceli gündüzlü teknik-estetik tartışırlar. yani o hem bayındırlık bakanıdır hem de fen işleri müdürlüğüne, zabıta amirliğine bakar.

    sinan çok çalışır, memleketi camiler, medreseler, köprüler, imaretler, şifahaneler, hanlar, hamamlar, ambarlar, mutfaklar ve kervansaraylarla donatır. enteresandır ama hiç bir eseri diğerine benzemez. daima kalıpları kırar, sürekli kendini aşar. o kısacık mimarlık dönemine 477 eser sığdırır. hıristiyan âleminin çok öğündüğü ve benzeri yapılamaz denilen ayasofya'dan daha geniş ve yüksek bir kubbeyi selimiye'ye oturtur. üstelik daha zarif ve aydınlık bir mekân yakalar.

    mimar sinan’ın yaptığı camilerin kandillerinden çıkan isler asla tezyinatı batırmaz, havada belirli helezonlar çizerek kubbeye yükselir ve katran odacıklarında toplanırlar. hattatlar bunlardan yapılan mürekkeplere bayılırlar. zira müminleri aydınlatırken kararan katranın yazıya mânâ kattığına inanırlar. hepsi bir yana büyük ustanın akustikte vardığı nokta günümüz mühendislerini bile hayran bırakır. bakın, bunu denemenin kolay bir yolu var. şehzadebaşı, süleymaniye, selimiye gibi bir sinan camisine gidin, mihrapta hafifçe fısıldayın ya da tesbihinizi şıkırdatın. ses katlana katlana artıp, taa kapı önüne ulaşmazsa gelin yanıma. hele davudi sesli bir hocaefendinin kıraat buyurduğunu düşünebiliyor musunuz, işitmemenin imkânı mı var? "iyi de.." diyeceksiniz şimdi, "her sütuna bir cızırtılı bir kolon asıp, sesleri yankılandıra dalgalandıra birbirine karıştırmanın mantığı ne?" inanın onu ben de anlayamadım. anlayanlar bana da anlatsınlar.

    sinan, büyük bir mimar olmanın yanında bir şehircilik dehasıdır, eserini bulunduğu muhite yakıştırır. binanın oturacağı alanda uzun uzun çalışır, çevredeki mimari dokuyu dikkate alır. sonra zemini araştırır, gerekirse kuyular açtırır, kazıklar çaktırır. ona göre sağlam eser ille de kalın duvarlı, küçük camlı ve basık olmamalıdır. usta dediğin hafif malzeme, geniş kubbe ve aydınlık mekânla da mukavemeti yakalamalıdır. hani insanı gam, taşı nem öldürür derler ya mimarımız öncelikle rutubetle savaşır. yapının sağına soluna kuyular kazdırır, suyu mahalle çeşmelerine bastırır. hasılı rutubeti bir şekilde tahliye edip, zeminden uzaklaştırır. dahası taş çürümesin diye temeli dehlizlerle donatır, kanallarda sertçe esintiler dolandırır. yaz ve kış arasındaki ısı farklarını dikkate alır, bu yüzden esneyen ve nefes alan horasan harcı kullanır.

    meşhur hikayedir, sinan süleymaniye'nin temelleri ile çok uğraşır ancak sıra duvarları yükseltmeye gelince ortadan kayboluverir. iki sene... tamı tamına iki sene kaçaklar gibi dolanır. zira padişahın gözüne gözükse "tiz camiyi bitiresin" diye ikaz olunacağının farkındadır. kanuni artık ondan ümidini kesmiştir ki kapı çalınır, karşısında mimar sinan. sultan öfkeyle sorar: "neredesin bre?" sinan, "kızacağınızı biliyordum sultanım" der: "ancak bu eseri alelacele bitirmek istemedim. temellerin üzerinden iki yaz, iki kış geçti, taşlar yerine oturdu. şimdi gönül rahatlığıyle işe başlayabilirim..."

    işte tam o günlerde iran şahından bir torba mücevher gelmesin mi? yanında iğneleyici bir not. "ey kanuni! duydum ki bir cami yaptırmaya niyetlenmişsin, inşaat yarım kalmış. şuncağızları nakde çevirip eseri tamamlayasın. adını da şah camii koyasın" kanuni bu mücevherleri gerçekten caminin yapımında kullanır. nasıl mı? önce havanda dövdürüp un ufak ettirir, sonra harca kattırır.

    1950'li yıllarda süleymaniye semtinin haliç'e doğru kaydığı anlaşılır. gerçi hareket milimler mertebesindedir ama yıllar sonra “yekûn” tutabilir ve tedbir almak için “çok geç” olabilir. devrin hükümeti konuyu ciddiye alır, japonya'dan bir heyet çağırır. bunların içinde dünyaca ünlü jeologlar, hidrologlar, inşaat mühendisleri bulunmaktadır. adamlar kırk yere sondaj atar, uzun uzun etüdler yaparlar. neticede caminin batı cihetine 18 adet payanda yapılmasına karar kılarlar. ilgili bakanlık caminin kurtarılması için hiçbir fedakârlıktan kaçmaz, kesenin ağzını açar. uzmanlar ilk noktayı belirler ve kazarlar. hayret! orada zaten mükemmel bir payanda vardır. ikinci noktayı eşerler karşılarında yine bir payanda... japonların tespit ettiği 18 noktada da aranan şartlara haiz payandalar çıkar. hatta adamlar şimdilik gerek duymadıkları bir noktada da payanda bulurlar.

    süleymaniye külliyesinin son rötuşlarını yapıldığı günlerdir... ufak bir çocuk,* gölgesine girdiği minareye bakakalır. eh o mesafeden minare her seyredenin üstüne abanır, duvarlarda sahte bir kavis yaylanır. çocuk kendine göre ölçer biçer ve "bunlar eğri" diye söylenmeye başlar. koca sinan ufaklığı ciddiye alır. "bak iyi ki ikaz ettin" der: "hemen düzeltelim yıkılmasın." sonra minarenin gövdesine bir halat bağlayıp çekmeye başlar, ta ki çocuk "şimdi oldu" deyinceye kadar. mimar sinan yardımlarından dolayı minik dostuna teşekkür eder, onu adam gibi uğurlar. görüyorsunuz değil mi? sinanımız kuru bir hesap adamı değil hâzâ insandır. belki de onu böylesi çok eser yapmaya iten şey mahlukata beslediği şefkâttir. kimbilir?

    edirne’ye girdiniz, nereden bakarsanız bakın karşınıza selimiye çıkar. şehre istanbul yolundan sokulanlar, yanına yaklaşıncaya kadar camiyi iki minareli sanırlar. selimiye o kadar zariftir ki bibloyu andırır, belki de bu sebeble olduğundan sevimli ve küçük görünür, gözü aldatır. lâkin içine gireni azameti ile sarar, mühendisleri bile şaşırtır. selimiye'nin saç örgüsü gibi birbirine dolanan minare merdivenleri akıllara ziyan bir tasarımdır. her yol, ayrı şerefeye çıkar. şimdi gelelim şekildeki sırlara. caminin 4 minaresi dört kitaba, dört meleğe, dört halifeye işarettir; dört hak mezhep için dört ayrı kürsü vardır. selimiye’nin 999 tane penceresi, 5 sıra halinde dizilir islâm'ın 5 şartını hatırlatır. arka minarelerdeki 6 yol iman edilecek 6 şartı, külliyenin kapıları, 32 farzı fısıldar. müezzin mahfilindeki lâle öylesine bir motif gibi görünse de tasavvufçular onda ince işaretler bulurlar. zira laleh kelimesi allah lafzı ile aynı harflerle yazılır ve ikisi de ebcet hesabında 66 rakamına çıkar. onlar 66'ya bağlanmak deyiminden tevekkül etmeyi ve işi allah'a havale etmeyi anlarlar.
    (aqua, 16.07.2004 23:53)
  9. mimar sinan,kayseri'nin gesi bucağına bağlı ağırnas köyü'nde doğmuştur.bir taş ocağı köyü olan bu yerde sinan'ın daha çocukluğunda inşaat konusunda bilgi sahibi olduğu analşılmaktadır.belli bir yaşa gelince kayseriden alınıp istanbul'a getirilen sinan,acemi oğlanlar okuluna verilmiş,burada okuma yazma öğrenmiştir.uygulamalı sanatların da öğretildiği bu okulda sinan neccarlığı seçilmiş,ünlü ustaların yanında cami,han,çeşme,hamam yapımında işçi olarak çalışmıştır.
    (yalnızlık senfonisi, 06.12.2004 16:02 ~ 16:04)
  10. leonardo da vinci ile aynı gün doğmuş şahsiyettir.

    kaynakça:
    (bkz: http://en.wikipedia.org/...)
    (lethromar, 22.07.2006 03:17 ~ 19.07.2007 13:49)
  11. yaptığı binaların harcına özel olarak yumurta akı katan ünlü osmanlı mimarı...
    (kibarfeyzo, 21.08.2006 02:48)
  12. osmanlı imparatorluğunun başmimarıdır.bin dört yüz doksanda kayseri'de doğmuş,bin beş yüz seksen sekizde istanbul'da ölmüştür.türk mimarlık sanatının bu en büyük dahisi,osmanlının her köşesini eserleriyle süslemiştir.
    (değiştir bu ne ya, 07.01.2007 10:55)
  13. lakabı koca sinan'dır.

    sanıldığının aksine bu lakabı şöhretli olduktan sonra değil, çaylaklık zamanında almıştır. bunun nedeni hiç korkmadan büyük yapıların altına imzasını atabilecek kadar bilgili, kimin yanında konuşup kimin yanında susacağını bilecek kadar usturuplu oluşundandı.
    (ben yengenden boşancam, 07.01.2007 15:36)
  14. insanlık tarihinin yetiştiridiği en büyük mimari dehası.

    fakat bu mimari ustasının mezarı, 20 yy türkçülük akımından etkilenen şahsiyetlerin oluşturduğu heyet tarafından açılmıştır ve kafatasının türk ırkına uyup uymadığına bakılmıştır. türk ırkının özelliklerine uyduğu anlaşılınca memnuniyetle mezar kapatılır. ancak kafatası kurulacak antropoloji müzesinde muhafaza edilmek üzere heyet tarafından alıkonulur.

    ve bilin bakalım ne olur. 1940 'larda bu hadiseden habersiz olarak türbeyi restore edenler mezarı açtıklarında mimar sinan’ın iskeletinde kafatasının olmadığını görünce telaşe kapılırlar. araştırma yapılır ama nerede muhafaza edildiği tespit edilemez.

    evet maalesef şuan mimar sinan' ın kafatası kayıptır.
    (blueye, 11.01.2007 21:49 ~ 21:50)
  15. " dünya durdukça, eserlerimi gören aklı selim sahiplerinin, çabamın ciddiyetini göz önünde bulundurarak bana insaf ile bakacaklarını ve beni hayırlı dualarla anacaklarını umarım, inşallah. " diyen büyük usta.

    http://www.sinanasaygi.com/...
    (soldier in the army, 07.02.2007 09:53)
  16. yaptığı eserlerin günümüze kadar kalıcılığını yitirmediği göz önüne alındığında kendisini mühendis sinan olarak nitelendirmenin daha doğru olacağı görülmektedir.dokuz eylül üniversitesi inşaat mühendisliği bölümü emekli profesörlerinden ünal öziş'in aşağıdaki makalesini okuduğumuzda onun mühendislik dehası görülmektedir.

    sinan'ın yaşamı
    sinan 1490'lı bir yılda kayseri'nin ağırnas köyünde dünyaya gelmiş, 1512/13'de yavuz sultan selim döneminde
    devşirilmiş, osmanlı ordusunun haseki rütbesine kadar yükselen bir mensubu olarak 25 yılda on "sefer-i hümayun"da görev yapmış, bu dönemde bağdat'tan pulya'ya, rodos'tan viyana'ya kadar pek çok yer görmüştür.
    osmanlı imparatorluğunun tüm inşaat işlerinden sorumlu hassa mimarlar ocağının başına, 1538'de kanuni sultan süleyman döneminde mimarbaşı ünvanıyla getirilen sinan, bu görevini ıı.selim ve ııı.murat dönemlerinde de, 9 nisan 1588'deki ölümüne kadar 50 yıl sürdürmüştür.

    yaşam öyküsünü ve eserlerinin listesini, sinan 1583'te hacca gitmeden önce çalışma arkadaşı, nakkaş, şair sai
    mustafa çelebi'ye beyan ederek yazdırmıştır. "tezkiret'ül-bünyan", "tezkiret'ül-ebniye", "tuhfet'ül-mimarîn" adlarını taşıyan farklı biçimleri bulunan, topluca tezkereler olarak anılan bu kitapçıklara göre, 150'yi aşkın cami ve mescit, 70'i aşkın medrese, 50'yi aşkın hamam, 40'ı aşkın türbe, çok sayıda saray, kervansaray, imaret, darüşşifa, köşk, mahzen,köprü, su kemeri olmak üzere, toplam 500'e yakın eser inşa etmiştir.
    tezkerelerde abdullah oğlu yusuf, abdülmennan oğlu sinan olarak anılan, büyük türk mühendisi ve mimarı
    sinan'ın, bu eserlerinden 200 kadarı özgün biçimini koruyarak günümüze gelmiş olup, pek çoğu bugün de
    kullanılmaktadır.
    sinan'ın dehasının ve eserlerinin mimarlık ile güzel sanatlar alanlarındaki evrensel önemi gerek ulusal, gerekse
    uluslararası ortamlarda uzun yıllardan beri ele alınıp ortaya konulduğu halde, inşaat mühendisliği alanındaki evrensel önemi üzerinde ancak son birkaç onyılda ciddiyetle durulmağa başlanılmıştır.
    tuhfet'ül-mimarin'de yeralan, kendi beyanı hayat hikayesinde, "mi'marı akil" (akıllı mimar) tanımlamasının hemen
    ardından, kendisinden "mühendis zufünun" (fenni bilen mühendis) olarak sözeden sinan'ın çalışmaları içinde, inşaat mühendisliği yönü belki mimarlık yönünden de önce yeralmaktadır.

    sinan'ın yüksek yapıları
    mimar sinan'ın yüksek yapıları, özellikle mimari dehasının doruğa ulaştığı camiler, ancak "mühendis" sinan'ın
    dehasıyla günümüze kadar özgün biçimini koruyarak gelmişlerdir.
    o dönemde büyük açıklıklı mekânları örtmede tek etkin çözüm olan kargir kubbenin altında, dörtgen, altıgen, veya sekizgen plana oturan taşıyıcı sistem, kubbenin oluşturduğu yatay mesnet reaksiyonlarını payandalar, yarım kubbeler,küresel bingiler (tromplar), küresel üçgenler (pandantifler) gibi üç eksenli geçiş ögeleri, kemerler gibi iki eksenli düşey taşıyıcılarla sönümleyerek, ayaklara (filpayelere) aktarmaktadır.
    mesnet reaksiyonlarının eksantrisitesini azaltmak ve çekme gerilmelerini gidermek amacıyla ayaklar yükseltilerek,normal kuvvet bileşenini arttırıcı ağırlık kuleleri biçiminde, tek eksenli düşey taşıyıcı unsurlarla yapının mukavemeti arttırılmaktadır.
    sinan camilerinin yüksek minareleri de, gerek mukavemet, gerekse merdiven düzeni açısından çok ilginç
    yapılardır.
    sinan'ın tezkiret'ül-bünyan'da inşa öyküsüne yer verdiği en önemli altı eseri arasında yüksek yapılarının üçü,
    istanbul'daki şehzade ve süleymaniye camileri ile edirne'deki selimiye camisi yeralmaktadır.
    bazı kubbelerde zati yükü azaltıcı ve/veya akustiği geliştirici boşluklu elemanların kullanımı, duvar kaplamalarının
    akustiğe etkisi, kandil islerinin hava akımlarıyla bir kesimde toplanması ve bu islerin mürekkep yapımında
    değerlendirilmesi gibi hususlar, sinan'ın akustik ve aerodinamik mühendisliği alanlarında da dikkate değer katkıları niteliğindedir.

    sinan'ın köprüleri
    sayıları çok fazla olmamakla birlikte, bugün hepsi ayakta duran, ana taşıyıcı unsuru kemerler olan yol
    köprüleri de başlıca yollardan kritik geçişleri sağlayan, bazılarının temellerinin inşaatı önemli özellikler gösteren,
    bütünüyle inşaat mühendisliğinin yapı, ulaşım ve geoteknik alanlarının tarihi gelişiminde özel yeri olan eserlerdir.
    sinan'ın köprüleri yapısal biçimleri açısından incelendiğinde, köprü inşaatında da sinan'ın "çoğulcu" olduğu ifade
    edilebilir.
    meriç çoban mustafa paşa, silivri ıı.selim, drina sokollu mehmet paşa köprüleri gibi, sürekli benzer kemerli
    köprüler daha ziyade roma köprüleri çizgisine yakındır.
    dilderesi kanuni s.süleyman, haramidere kapuağası, büyükçekmece kanuni s.süleyman, alpullu sokollu
    mehmet paşa köprüleri gibi, tek sayıda kemerli yükselen ve alçalan köprüler daha ziyade ilhanlı-selçuklu köprüleri çizgisine yakınsamaktadır.
    çorlu ve lüleburgaz sokollu mehmet paşa, trebişniça arslanağa köprüleri gibi, çift sayıda kemerli yükselen ve
    alçalan köprülerin ise her iki grubun kesişme alanı niteliğini taşımaktadır.
    sinan'ın tezkiret'ül-bünyan'da inşa öyküsüne yer verdiği en önemli altı eseri arasında büyükçekmece'deki kanuni sultan süleyman köprüsü yeralmaktadır. ayrıca, bazı kaynaklar, vişegrad yakınında drina üstündeki,
    ıvo andriç'in nobel edebiyat ödülü kazanan romanına konu olan, sokollu mehmet paşa köprüsünü de yedinci en
    önemli eseri olarak belirtmektedir.

    sinan'ın suyolları
    sinan'ın suyolları ise, gerek suyolunu vadi geçişlerinde taşıyan kemerlerinin yapısal özellikleri, gerekse suyolu
    genel geçgisinde hidrolik esasların uygulanmasındaki mahareti ile, su inşaatı mühendisliği tarihinin en önemli örnekleri arasında yeralmaktadır.
    herbiri toplam 50'şer km mertebesinde uzunluğa sahip olan, halen kısmen çalışır durumdaki edirne-taşlımüsellim,halen devre dışı bulunan istanbul-süleymaniye, halen büyük kısmı çalışır durumdaki istanbul-kırkçeşme suyolları,roma imparatorluğu döneminden sonra 20.yüzyıla gelene kadar inşa edilmiş en önemli üç su iletim sistemi olarak sayılabilecek niteliktedir.

    günümüzde varlığı bilinmeyen, iskender çelebi bahçesine komşu arazideki kuyu ve su dolabı ile, geçgisinde uzun,eğri, mağlova, güzelce gibi dört muhteşem su kemerini bulunduran kırkçeşme suyolu da ,sinan'ın tezkiret'ül-bünyan'da ayrıntılı olarak sözettiği en önemli altı eserinin ikisi olmaktadır.
    görüldüğü üzere, inşaat mühendisliği alanında evrensel önemde çalışmaları olan sinan'ı, osmanlı devlet örgütünde hassa mimarlarının başı olarak taşıdığı geleneksel "mimar" sıfatının ötesinde, "mühendis ve mimar" olarak tanımlamak fevkalade yerinde sayılmalıdır.

    sinan ve mimarlık
    mimarlık konusunda da, sinan kendinden önceki doğu ve batı yapı sanat ve tekniğini çok iyi özümlemiş, klasik
    dönem olarak anılan 16.yüzyıl osmanlı mimarisini çoğulcu bir yaklaşımla evrensel bir doruğa ulaştırmıştır. sinan'ın bu çoğulculuğu, en büyük anıtsal yapıları olan camilerin mimarisinde açıkça görülmektedir.
    islam dininin geleneği doğrultusunda, geniş kıble cepheli yayvan dikdörtgen plan bağlamında: (a) çok kubbeli
    ulucami türünde kasımpaşa'da piyale paşa; (b) altıgen taşıma sistemi türünde beşiktaş'ta sinan paşa, topkapı'da kara ahmet paşa, babaeski'de semiz ali paşa, kadırga'da sokollu mehmet paşa, üsküdar'da atik valide; (c) üç yarım kubbeli dörtgen taşıma sistemi türünde üsküdar'da mihrimah sultan, manisa'da muradiye camileri bulunmaktadır.
    evrensel yapı teknolojisi bağlamında: (d) tek kubbeli dörtgen taşıma sistemi türünde edirnekapı'da mihrimah
    sultan, silivrikapı'da hadım ibrahim paşa, üsküdar'da şemsi ahmet paşa, eyüp'te zal mahmut paşa; (e) iki yarım
    kubbeli dörtgen taşıma sistemi türünde istanbul'da süleymaniye, topkane'de kılıç ali paşa; (f) dört yarım kubbeli dörtgen taşıma sistemi türünde istanbul'da şehzade; (g) sekizgen taşıma sistemi türünde tahtakale'de rüstem paşa, edirne'de selimiye, azapkapı'da sokollu mehmet paşa camileri yeralmaktadır.


    sinan ve süsleme sanatı
    sinan'ın yapıları, özellikle cami ve türbeleri, süsleme/bezeme sanatı açısından da son derece ilgi çekici ögelere
    sahiptir. günümüze en iyi durumda gelen öge olan çini sanatı açısından, iznik'in harikulâde çinilerini başlıca sinan yapılarında görmek mümkün olup, topkapı sarayında ııı.murat köşkü, süleymaniye haziresinde hürrem sultantürbesi, kadırga'da sokollu mehmet paşa camisi ve özellikle tahtakale'de rüstem paşa camileri birer çini müzesi niteliğindedir.

    sinan'ın önde gelen dinsel yapılarında, gerek çini üzerine, gerekse kalem işi olarak, hat sanatının fevkalâde güzel örnekleri bulunmaktadır. bazıları arada geçen sürede çok uyumsuz motiflerle örtülmüş olmakla birlikte, selimiye, süleymaniye gibi, son yıllarda en alttaki özgün sinan dönemi motiflerine göre restore edilmiş nakışlar da, türk bezeme sanatının en güzel örnekleri arasındadır.

    sonuç

    mühendislik, mimarlık, süsleme sanatı açısından dünyada müstesna bir yeri bulunan, bir yüzyıla yakın süren
    ömrünün çeyrek yüzyılını türk ordusunun mensubu olarak seferlerde, yarım yüzyılını üç padişah döneminde başmimar olarak geçirmiş ve 500 kadar eser gerçekleştirmiş olan, tezkiret'ül-ebniye'de kendi beyanıyla bu yapıların "ila intihaizzaman ve inkırazıddevran" (zaman tükenene ve dünya durana dek) ayakta kalacaklarına inancını dolaylı biçimde dile getiren, büyük türk "mühendis ve mimarı" sinan'ın eserleri bugün evrensel birer kültür anıtı niteliğini taşımaktadır.
    (etranger, 21.04.2007 01:30)
  17. kendi yaptığı yapıya heykeliyle götünü dönmesi başartılmış yüce şahsiyet.
    (mark denver, 11.06.2007 14:54)
  18. çıraklık eseri: şehzade cami
    kalfalık eseri: süleymaniye cami
    ustalık eseri: selimiye cami
    (kerrigan, 30.08.2007 19:11)
  19. ölümü kendi gibi bir dehaya yakışmayacak derecede hazin olmuş dünyanın gelmiş geçmiş en iyi mimarı.

    kanuni sultan süleyman zamanında istanbul'da su sıkıntısı çekiliyormuş. bu nedenle kanuni sultan süleyman, mimar sinan'a, ''öyle bir su getiresin ki, istanbul'un mahallelerinde çocuklar ve ihtiyarlar testileriyle gelip su doldurabilsinler ve benim devletimin yaşaması için bana dua etsinler'' diye emir buyurmuştur. mimar sinan da yaptığı incelemeler sonucu belgrad ormanlarından suyu getirmenin uygun olduğunu ancak çok maliyetli olacağını söyler. "sultan'ım suyu getirmek için buradan felanca yere kadar (aklıma gelmedi sıkmayayım şimdi) altınları yan yana dizmemiz gerekir suyu getirmek için" der. kanuni sultan süleyman da "sen yeter ki suyu getir, paraları yan yana değil dik dik bile koyarız" diyerek bu meselenin ehemmiyetini anlatır. nihayet mimar sinan 33 tane su kemerini birleştirerek istanbul'un sokaklarına çeşmeler yapar. bu esnda padişah'tan da bir ricada bulunur. "padişahım müsade ederseniz sokakların yanı sıra iki tane de eve su getirmek istiyorum. birisi sizin eviniz birisi de benim fakirhane". padişah peki diyerek müsade eder. böylece hem mimar sinan'ın evinde (süleymaniye'nin olduğu muhitte) hem de kanuni sultan süleyman'ın evinde (topkapı sarayı) sular akar.

    gel zaman git zaman istanbul'un nufüsu arttığı için sokaklardaki çeşmeler yetmez olur. insanlar kuyruk oluşturarak sularının doldurmaya çalışırlar. ayrıca su da az gelmektedir. bu nedenle çevre halkın aklı mimar sinan'ın evindeki çeşmelere takılır. ve padişah'ın yanına çıkarlar. padişah 'a durumu anlatırlar. padişah da halkı haklı bularak mimar sinan'ın suyunu kestirir.

    mimar sinan yaşlılığının da verdiği sıkıntılar nedeniyle iyice bitap düşer. hastalığı iyice artar. yalnız yaşadığı için bakacak kimsesi de yoktur. hasta olduğu için de sularını doldurmaya gidemez. bu nedenle suları tükenir. günlerce susuz kalır. neden sonra komşularındna birisi mimar sinan'ı merak eder. ne zamandır ortalarda yok gidip bir bakayım der. eve gidince bir de ne görsün. mimar sinan ölmek üzere. hemen bir su vereyim der bir bakar ki evde su yok. sonra çeşmeye su almaya gider. suyu doldurur ve eve döner fakat artık çok geçtir. mimar sinan hakkın rahmetine kavuşmuştur.
    (karizmatik, 03.10.2007 13:16)
  20. ermenidir.
    (grace, 03.10.2007 13:40)
  21. "...edirne'deki selimiye camii'nin minarelerinde üç merdiven minarenin gövdesi içinde helis şeklinde dolaşarak birbirini kesmeden yukarı çıkarlar.
    önemli iş: edirne selimiye cemii inşaatı sırasında genç mimarlar artık yaşı epey ilerlemiş bulunan mimar sinan'ın hala baş mimar sıfatıyla ortalarda dolaşmasını eleştirmeye başlarlar.
    kendisi sadece iki minarenin inşaatıyla uğraşacak, kendini fazla yormayacaktır.bu durum aleyhindeki söylentilerini arttırır. minarelerin inşaası bitince mimar sinan diğer mimarlara "gidin bakalım olmuş mu?" der. ihtiyar adamın kusurlarını bulma umuduyla minarelerre giden diğer mimarlar mimar sinan'ın gerçek bir baş mimar olduğuna inanmış olarak dönerler.
    mimar sinan inşaa ettiği her bir minarede şerefelere çıkan üç merdiven yapmıştır. bu merdivenler sarmal şekilde yukarıya doğru çıkarlar. birinci merdivenden çıkan birinci ve üçünçü şerefeye ikinci merdivenden çıkan yalnız ikinci ve üçüncü şerefeye ve üçüncü merdivenden çıkan dadoğrudan üçüncü şerefeye çıkar. bu merdivenlerden aynı anda yukarıya çıkmaya başlayacak üç kişi yukarıya varıncaya kadar birbirini göremez. belki birbirinin sesini duyar fakat birbirini göremez.
    ...ve en önemlisi böyle bir projeyi düşünmeye curet edebilmek. işte o da sinan gibilerle sıradan olanlar arasındaki fark..."
    (bkz: matematiğin aydınlık dünyası)
    (sophia, 03.12.2007 17:16)
  22. altın oransüleymaniye ve selimiye camiilerinin minarelerinde ve kubbelerinde başarıyla kullanan yüce mimar.
    (guanoapes, 03.12.2007 17:23 ~ 17:24)
  23. cemal süreya ne güzel demiş...

    teknokratlar

    bütün mimarlar yüksek, mühendisler de
    bir sen kaldın alçak mimar ey sinan usta!
    (ben ruhi bey nasılım, 14.04.2008 14:17)
  24. (bkz: üç kapılı hamam)
    (bkz: ali paşa kervansarayı)
    (bkz: büyükçekmece köprüsü)
    (üç kilo reçellik vişne, 23.04.2008 01:02)