yurt dışında herkesin saygı duyduğu bir meslek olduğu halde ülkemizde nedense sadece imzası için ihtiyaç duyulan bir meslektir. her insan kendine göre mimardır ve derler ki:
"ne olacak ki mimar işte, iki çizgi çiziyor alt tarafı".
böyle düşünen vatandaşlarımızı kınıyoruz.
latince kökeninin anlamı **teknik adamların başı olan sözcük. bu mesleği izcra eden kişiler teori ezberlemek yerine tasarım yapan teknik adam olarak da görülebilir. bu disiplinin kendisi disiplinlerin arasında düşer, o yüzden bilmeyen atar tutar, bilen açıklayamaz.
mimar, tasarım olgusunu rasyonelliğin kapalı kutusunun içinden çıkararak üzerine oturtur ve çevresindeki sonsuz sanatı ve yaratıcılığı ona hiçkimsenin gösteremediği biçimde gösterir. dengelidir. uzmanlık alanı, uzmanlıkların, bir amaç doğrultusunda biraraya gelip anlam kazanmasını sağlamaktır. felsefe ile tekniği birleştiren mimardır. sınırları belirler ve diğerleri bu yeni sınırlara yaklaşmayı mutluluk sayarken bir yenisini daha...
mimar, diğer tüm disiplinlerin desteğiyle ilerler... hepsini peşinden sürükleyerek.
hangi yemeğin yapılacağına mimar karar verir. avcılığı, çiftçiliği diğerleri yapar. mimar aşçıdır.
hangi durumda hangi silahı kullanması gerektiğini bilen mimardır. silahları yapansa diğerleri. savaşan yine mimar.
çok az gerçek "mimar" vardır. zaten insanlık daha fazlasıyla başedemez.
p.s.: kıskanıp da mimarın yerine kendi mesleğinizi koyup okursanız aradaki fark gülünç bir şekilde ortaya çıkacaktır, deneyin.
günde ortalama üç veya dört saat uyumaya alışmadan kazanılamayan sıfat. belki mühendislik kadar zor değildir fakat ondan kesinlikle bir kaç kat yorucu olduğu kesin.
sınırları sınırsızlıkla aşar, somut engelleri de soyut kavramlarla. mimar dediğin altı üstü sorun çözen insandır, zaten yapılan binaların çevreye uyumu da o kadar önemli değildir!:???!:. mimarlık öğrencisi nadir uyur, çok düşünür, bunun sonucunda kafayı sıyırır ve olaylar gelişir.
dört saatlik başarısız maket denemelerinden sonra (bu denemeden çıkanlara ithafen)'beynim bir maket kartonu (veya strafor da olabilir) üstüne peligom döktüler' şeklinde espirilere maruz bıraktıran meslek dalı.
mimarlık eğitiminin getirdiği, sağa sola bakılırken yaşanılan iç rahatsızlıklara, sürekli eleştiri yapma tikine sahip olan kişiler. mimarlık adına birşeylerin farkına vardıkça giderek daha huysuz olan kişiler.
inşaat mühendislerinin pek de barışık olmadığı insanlara verilen unvan. barışık olmamalarının sebebi mimarların statikten inşaat mühendisleri kadar anlamamalarıdır (bkz: olur öyle). buna rağmen çok gerekli bir meslek grubudur. bunlar olmazsa evlerimiz binalarımız kulelerimiz ve hatta mobilyalarımızın düzeni dahi bir şeye benzemez.
çoğu büroda çalışır. ancak şantiyeci olanları da vardır. şaniyeci olanlarından şantiye şefleri pek faydalı olmaz ama kimi proje müdürü mimarlar vardır ki işlerini gayet iyi yaparlar.
inşaat mühendislerinden pek çoğu mimarlarla evlidir. çünkü bunlar dışında bayan tanıma ihtimalleri pek azdır.
son olarak; inşaat mühendisleri ile mimarlar arasındaki iş bölümü şöyledir: mimarlar uçuk hayaller kurar; inşaat mühendisleri bunu gerçekleştirmek için ortadan ikiye yarılır. (bkz: sydney opera binası)
ayrıca, bir inşaat profesörünün mimarlar hakkındaki yorumu için (bkz: antonio trupia)
bir binanın da nefes aldığını,fonksiyonlarını kullanan insanlarla birlikte yaşayıp onlarla hayat bulduğunu diğerleri öylesine yaşarken farkedebilen,bir yapıyı sanat eseri haline getirebilen bu yüzdendir ki mimarlar sanatçıdır sözünü gerçekten hakeden,bu benim ben yaptım ben ürettim ben yarattım diyebilmenin hazzını kişiye yaşatabilen yegane mesleğin sahibidir.
hayatınızın dönüm noktası olabilecek önemli bir finale,bir sunuma ya da bunlar gibi ders içerikli hedelere müzik eşliğinde çalışıpta daha da başarılı olunabilecek tek meslektir ki abartıp sözlüğe takılanları,msn kölesi olanları da mevcuttur.
sanatın her dalını bünyesinde barındıran,cafede arkadaş beklerken karıştırdığı en kötü ergenlik çağı dergisinden bile tasarım zekasına bir şeyler katabilme yetisine sahip olabilecek kadar rahatsızlaşılabilmektedir bu insanlar.
akıbetinin ne olduğunu şu an bilmediğim bir yasa uygulamaya konduktan sonra mezunlara mimarlık eğitim almıştır diploması verilip, yüksek lisans ve belirlenen sürede onaylanan bürolarda çalıştıktan sonra verilecek ünvandır.
stabilo marka kalemlerin her renginden bir tane, en azından siyahını bulunduran insandır. taşkışlanın yüksek tavanlı salonlarında yaratıcılığının kamçılanmaya çalışıldığı insanlar grubudur. hiçbiri yeteneksiz değildir. ömür boy sanat ilkesini ilke edinebilecek insanlar grubudur.
iç olanları parayı kıracaktır ama dış olanları için aynı şeyi söylemek biraz zordur.
nedense insanların pek bi yerden yere vurduğu, hakkında atıp tutmayı pek bi sevdiği yapı tasarımcısı -zanaatkar-
insana dair her türlü mekanı kapsayan mimarlık mesleğini icra eden sanatçı+tekniker.
sanıldığı gibi büroda oturup dedikodu yapıp asmalımescitte şarap içerken form ve tasarım üzerine ukalalıklar yapmaktan ibaret değildir, ha sırf onu yapanlar da var, genelde bitirme projesi alanlar yapıyor bunu (bkz: şaka şaka)
şantiye tozu yutmadan edinilemeyecek ünvandır. statik, malzeme ve uygulama bilmeden sadece tasarımcı olunur, mimar olunmaz.
uykusuz kalmayı ama çaktırmamayı, uykusuzluktan ve çok çalışmaktan gitgide daha az şikayet etmeyi ve her zanaatta olduğu gibi, ustaya saygıyı her şeyden üstte tutmayı ve çok çalışıp az karşılık görmeyi bilen sabır-sebat insanı.