hemşehrim olan hoş bir yazar.her ne kadar uzunca bir süre üçüncü nesil çaylak olmuşsa da şimdi yeniden aramızda.çeşitli başlık projeleri var sözlükte,bekliyoruz bakalım.
ibnenin önde gideni. hep önümden yürür, illa ki ben gidecem önden der. sınıf arkadaşımdır*.özel günlerimde hep yanımda olup beni desteklemesiyle, ondan ayrıldığım anlarda gözlerimin yaşla dolmasına sebep olmaktadır. absürd espirilerime gülen nadir insanlardandır. favori yazarı alpay erdem'dir.
kitap falan okumaz, bazı dergileri* okur, ama bazılarını. bi kaç kez sudoku çözmüşlüğü vardır desem yalan olacak, bu mal herif ne bulmaca çözer ne de zeka oyunu oynar. zeka yaşı 8'dir*. derslerden aa ile geçer ne hikmetse. sınıf birincisi olduğu zaman benim sınıf sonuncusu olmamın üzüntüsünü paylaşır; kendi sevincini abartmaz. biraz abartır aslında ama çok abartmaz. yani çok abartmaz dediysem tadında abartır*.
okula gelmediği günler içimde koca bir boşluk hissederim, yanlış anlaşılmasın, içimde dediysem çok da içimde değil, az biraz içimde. gerçi okula sadece cumartesi pazar gelmez ama zaten o günler ders yapılmıyor.
bağıra çağıra küfür etmeyi sevmez, gerçi genel anlamda sesli küfür etmeyi sevmez; herkese içinden küfreder. sessiz sakin duruyorsa bilin ki sülalenizdeki bazı şahsiyetler.. öhm ne diyorduk çok iyi şeker gibin bi insan. her ne kadar itü sözlük'e kız kaldırmak için üye oldum dese de sözlükteki geylerin birer birer uçurulmasıyla sözlükten soğuduğunu saptadım. neyse, sonuçta o da insan yani...
not: söylediklerim tamamen ironidir, biraz kinaye de var içinde. ama çok da ironik değil, kararında ironik. gey falan değil tam taşfırın erkeği, bi de sakalı bıyığı çıksa süper olacak. kendi yaşındaki insanların sözü dinlenirken*, kendisi dinlemeyi daha çok sever*.
ilk geldiğinde masum bir insan sanmıştım, öylece camel ile birlikte geldiler. sonralardan içindeki canavarı, azmanı farketmem uzun sürmedi. süper makara bir şahıs olmasıyla birlikte camel ile birlikte olduklarında ortalık kopuyor. ayrıca zirvede beni ralf schumacher'den fernando alonso'ya, michael schumacher'den kimi raikonen'e kadar bir çok f1 pilotuna benzetme başarısını yakalamıştır. lakin aynaya baktığımda hiçbirine bir damla benzemediğimi düşünüyorum *
ayrıca taksim istiklal'de yürürken ağzında kürdan ve muhteşem yürüşüyle yanıma gelip "abi çok sağlam hatunlar var" demesi beni orada bitirmiş, koparmıştır.
tam yanımda oturduğu için sık sık konuşma fırsatı bulduğum cana yakın yazar. ayrıca çok ince bir davranışla getirdiği penguen dergisini bana hediye etti. kendisini beğendik takipteyiz*
saçlarına düşen akların sebebini duvarlarda arayan insan. oysa ki bu tür gazlara gelmeyecek kadar zeki bir insan olduğunu düşünüyorum. beyefendiliği hususuna ise hiç girmeyeceğim; sözlükte ne kadar bağyan varsa bence bir asılsınlar. adamı gittigidiyor'a koysak iki günde türkiye'nin tüm dış borçlarını kapatacak rakama ulaşırız. bak ciddi diyorum.
bir de dikkatimi çekti, bana başta "abi" deyip "abi demene gerek yok gözüm" cevabını alınca "olm" demeye başladı. yarın bir gün "eksiksiz senin götüne koyim lan, yarraım" muhabbetleri de başlar. vaaay.
mezun olduktan sonra "okulu özledim aabi, dersleri özledim" yakarışlarına, alanında ustalaştığı çevre mühendisliği konularını sözlüğe girerek son vermiş, böylece takdirimi ve tebriğimi kazanmış bozuntu, yazar bozuntusu.
"bir zirvede karşılaşılan hoşsohbet arı" olmayan'dır..
yani bu kadar kuru kuru tanımlanamaz bir insan..
giderayak türkan şoray kanunlarını yıkıp beni öptü..
benden önce de "orta yuvarlagin rakip yari alana bakan dilimi" kişisine kokulu öpücük gönderdi..
korkuyorum..
şahsen..
bizzat..
en kısa zamanda tekrardan güldürmek istediğim bir yazar. gerçi kelamlarımı anlamadığını beyan etmektedir ammavelakin kendisi latife eylemektedir. çünkü kendisi fevkalade yüksek anlama kapasitesine haiz bir kişidir vesselam.
tuzla'ya varmadan önce yaptığımız telefon görüşmesinde "hadi sizinkilere selam söyle" cümleme "başüstüne......komutanım" şeklinde cevap vermesi ile asker olmadan 5 dakika önce bile güldürdü. ayrıca tuzla'da tiyatro falan varsa alsınlar bunu oraya, güldürme garantili. yetkililere sesleniyorum. allooo. başçavuşun eşşeği konuşmuyo burda.
---gayet ciddi giri---
sıkıntılar içinde boğulan yazar, müstakbel asteğmen. askerliği, hangi şartlar içerisinde olursak olalım sinirlenmeden, neşemizi bozmadan devam ettirdiğimiz hayatın bir parçası zannediyorduk. ama değilmiş. sinek bacağından espri çıkardığımız zamanlardaki gibi hayatla dalga geçme çıtasını her seferinde bir adım yükselttik ama sonunda bu askerlik meselesine takıldı kaldı. kırılmak üzere belki de. bambaşka bir boyutmuş bu askerlik denilen olay. telefonda "aman abi, tecil ettir, gençliğine yazık" dediği anda moralim sıfırlandı. telefonu, kapadıktan sonra bir köşeye fırlattım. bu mudur yani. 5 senedir önümüze çıkan "her hafta bir proje" başlıklı dersleri beraber eğlenerek, gülerek, yorularak ama her bitirişimizde dudaklarımızın kenarındaki ufak sırıtışlarla atlattık. bir yıl sürmesi gereken bitirme projesini bile 2 haftalık bir sürede tamamladık. şimdi karşımıza neresinden tutsak elimizde kalan mantıksızlıklar silsilesi var. ah askerlik ah. yaktın çıramızı. hep söyledikleri gibi "askerde mantık yok"muş demek ki. gerçi absürd mizahın temsilcisi olan bu canım arkadaşımda da mantık yok ama, absürtten absürde de fark var mk.
aranızdan vatani görevini tamamlamış olanlardan bazılarının "biz de askerlik yaptık genç, seve seve yapacaksınız" dediğini duyar gibiyim. ama bizim derdimiz askerliği yapıp yapmamayı sorgulamak değil. nasıl olması gerektiği konusunda fikir beyan etmek. zaten milwa, "abi aman diyim, git hollanda'ya, vatandaşlık al, askerliği falan siktiret" demiyor. "tecil ettir" diyor. ne biliyim mk ya, günlük gibi oldu bu giri de, idare edin. canım çok sıkkın. inşallah asteğmen olunca rahatlarız hep beraber. hayırlı tezkereler.
---gayet ciddi giri---
not: gey değiliz. (hollanda örneği de rastgeledir.)