belki ilginizi çeker
  1. · chp mhp koalisyonu
  2. · süleyman demirel
  3. · uğur mumcu
  4. · ağır sanayi hamlesi
  5. · muhteşem üçlü
  6. · mc
  7. · front national
gündem
  1. · 22 kasım 2009 galatasaray manisaspor maçı
  2. · darwin i bitiren balık
  3. · itü sözlük yazarlarının aslında içmek istedikleri
  4. · gece yarısını geçtiği halde sözlükte dolaşan kız
  5. · hayatında hiç star wars izlememiş insan modeli
  6. · 25 kasım 2009 manchester united beşiktaş maçı
  7. · mutsuzluk veren küçük şeyler
  8. · fizyolojik olarak imkansız olan şeyler
  9. · affan dede

milliyetçi cephe  

  1. türk siyasi tarihinde 70'lerde iki sefer kurulan sağ koalisyonlara verilen ad.
    1974 kıbrıs barış harekatı sonrasında chp-mspkoalisyonu başbakanı bülent ecevit'in yıldızı parlamış ve büyük destek görmüştür. bülent ecevitbu koalisyondan kurtulup yeni bir seçime giderek tek başına gelmek istemiş, bu yüzden de istifa ederek koalisyonu bozmuştur. fakat işler hesapladığı gibi gitmedi ve dönemin cumhurbaşkanı fahri korutürkseçime gitmek yerine hükümet kurma görevini adalet partisi'nin başındaki süleyman demirel'e verdi. 1975'te süleyman demirelde milli selamet partisi, milliyetçi hareket partisive cumhuriyetçi güven partisiile birlikte kendilerine milliyetçi cephe adını verdikleri koalisyonu kurdular.
    sonraki seçimlerde chpbirinci parti olmasına rağmen yine gerçekleşemeyen koalisyon denemelerinden sonra 1977'de ap-msp-mhpkoalisyonu kurulmuştur.
    bu iki milliyetçi cephe koalisyonu dönemi ülkedeki mevcut gergin ortamı iyice gerdi. özellikle sol uç olan işçi partisi yasaklanmışken sağ uç olan mhpve msp'nin iktidarda olması sokak olaylarını, anarşiyi artırdı ve ülkeyi darbeye götüren sürecin en büyük etkenlerinden biri oldu.
    allah türkiye'yi bir üçüncü milliyetçi cephe hükümetinden korusun. halihazırda adalet partisi'nin mirasçısı olan demokrat parti, milliyetçi hareket partisi ve milli selamet partisi lideri necmettin erbakan'ınöğrencisi olan recep tayyip erdoğan'ın partisi olan akp'nin koalisyon yapma olasılığı beni oldukça korkutmaktadır.
    (big bang, 25.06.2007 12:18 ~ 13:10)
  2. biz televizyonlardan gördük bilmeyiz tüp sıralarını, karneyle ekmek almaları, abd'nin istediği zaman elimize verdiğini. elde döviz olmadığı için petrol alamadığımızı, devlet tahvillerinin avrupada karşılıksız çıktığını. isviçre'de bulunan, merkez bankasının altınlarını alacaklılar el koymasın diye kendi malını bir hırsız gibi kaçıran maliye bakanının zorluklarını.

    ama bildiğimiz gerçekler var elbette. 70'lere kadar sağır ve yürüyemeyen inönünün koltuk sevdasını belki görmedik ama karısının vefatından sonra köşesine çekilmesi beklenen necmettin erbakan'ın 2007 seçimlerinde tekrar boy göstermesi, yaşlı kurt süleyman demirel'in hala gel sülo diyen birilerini arayıp atlamaya hazır olması dolayısıyla koltuk sevdasını pek iyi biliriz.

    meclise giren 5 partiden biri dışında (chp) kalan 4 partiyle iktidara gelirsen ve dışarıda bıraktığın kısım tek sol partiyse üstüne üstlük onları sindirmek ya da missilleme yapmak adına hükümete "milliyetçi cephe" adını koyarsan o dediğin mahalle baskısı süper hayat bulur. peki neden zorlama bir hükümet, 5 kere başbakan olmuş demirel baba'nın bir altıncı kez olma sevdası, 3 milletvekili olan türkeş'in yine koltuk sevdası, erbakan hoca'nın bir koltuk kapma sevdası...

    keşke olmasaydı birinci ve ikinci milletçi cephe. o zaman ne 1 mayısta üzerinden tanklar geçen ve birbirini ezen 34 insanı kaybederdik taksim'de ne maraş olayını yaşardık ne deülkedeki karışıklıklardan yararlanıp apocuların oluşmasına fırsat verirdik.

    herşeyi anlıyorum da zor güç tahttan devirdiği inönü'yü örnek alıp şaşl şişeyi açamasıyla daşşak geçilen ecevit'in neden zamanında siyaseti bıraktığını anlamam. koltuk sevdasının nelere yol açtığını gören ecevit'in neden hala devam ettiğini, son nefesini çok sevdiği rahşan ecevit'le bol muhabbet etmektense seçim otobusunde verdiğini anlamam.

    80 darbesini meşrulaştırmıştır bu cepheler. ap ile chp zamanında bir büyüklük yapıp koalisyon kursalardı ne kutuplaşma olurdu, ne günahkar insanlarımız, zamanın geleceği olan öğrencilerimiz ölmezdi, mazgallara akan kanları belgesel olmazdı. siyasetin s'sinden anlamaz bir gençlik doğmazdı.

    allah bir üçüncü milliyetçi cepheyi inşallah yaşatmaz memleketime...
    (mys, 27.09.2007 00:31 ~ 00:34)
  3. emre kongar'ın, resmi sitesinde (http://www.kongar.org/) yayınlanan "aydınlanma" yazılarından konu hakkındaki makalesi şu şekildedir:

    "üçüncü milliyetçi cephe geliyor

    aslında olası seçim sonuçları üzerindeki bu yazıyı biraz daha ilerde, seçimlere daha yakın bir tarihte yazmak istiyordum.

    fakat değerli dostum ali sirmen geçen cuma günkü köşe yazısında, bana gönderme yaparak, seçim sonuçları açısından üçüncü milliyetçi cephe tehlikesine işaret edince, artık bu konudaki düşüncelerimi siz okurlarımla paylaşmayı daha fazla geciktirmek istemedim.

    ama daha önce ali sirmen'in, cumhuriyet'teki tartışmalarımızda dile getirdiğim bir olasılığı, yazısında, adımı anarak belirtmiş olmasına teşekkür etmek istiyorum.

    çünkü biliyorsunuz, hem akademik çevrelerde, hem de yazılı ve görsel basında insanlar, ilk kez başkasından da duymuş olsalar, benimsedikleri düşünceleri, kaynak belirtmeden kendi fikirleri diye yazar ve söylerler.

    oysa gerek akademik nezaket ve ahlak, gerekse basın ahlakı ve nezaketi, başkasının ortaya attığı bir görüşten sözederken, onu ortaya atanın adını anmayı gerektirir.

    tabii "genel ahlak yozlaşması" medya ile birlikte akademik çevreleri de egemenliğine aldığı için artık kimse böyle inceliklere dikkat etmiyor.

    doğrusu ben de, adımın anılmasından çok düşüncelerimin tartışılmasına önem verdiğim için, kendi ürettiğim kavramlar açısından yıllardır işin bu yönüne hiç dikkat etmiyordum.

    sevgili okurlarım, biz cumhuriyet'te genellikle, nadir nadi'den miras kalan ve şimdi ilhan selçuk'un oturduğu odada sık sık biraraya gelir, türkiye'nin genel durumu ile güncel olaylar hakkında değerlendirme ve tartışmalar yaparız.

    işte önümüzdeki seçimlerin, sonuç olarak, büyük bir olasılıkla üçüncü milliyetçi cephe'yi gündeme getireceğini böyle bir toplantıda söylemiştim.

    sevgili ali sirmen'in bu olasılığa dikkat çekerken, benim adımı anması, bu bilimsel nezaketi veduyarlılığı beni hem çok şaşırttı hem de (onun adına) çok sevindirdi.

    demek yazarlar ve hocalar arasında hâlâ ahlak ve nezaket kurallarına dikkat eden böyle dinozorlar var. (ali sirmen aynı zamanda galatasaray üniversitesi'nde hocalık yapmaktadır.)

    evet şimdi gelelim esas konuya:

    bütün seçim araştırmaları tayyip erdoğan'ın adalet ve kalkınma partisi'ni birinci sırada gösteriyor.

    bu partinin, birinci olmasa bile, seçimlerde önemli oranda oy alacağı anlaşılıyor.

    öte yandan, milliyetçi hareket partisi, avrupa birliği ve türkiye'nin gündemindeki temel sorunlar açısından, öteki partilerin üzerinde uzlaşmış göründükleri genel çözüm önerilerine aykırı bir muhalefet sergiliyor.

    türkiye'deki avrupa birliği karşıtlarının oranı yüzde 20-30 bile olsa, bu oyların tek adresi olarak, ortaya mhp çıkıyor.

    bugünkü oy oranları açısından yüzde yirmiyi yakalayan bir partinin birinci parti olma olasılığı dahi var.

    demek ki akp ile mhp birinci ve ikinci parti bile olabilirler.

    bunlara, bir de dyp ve anap'tan, barajı aşacak bir orta sağ partiyi eklediniz mi, alın size üçüncü milliyetçi cephe hükümeti.

    birinci ve ikinci milliyetçi cephe hükümetlerinin türkiye'yi 12 eylül darbesine götüren kargaşa sürecindeki önemli rollerini düşünürseniz, orta sağla desteklenen bir "şeriatçı-ırkçı-milliyetçi" sentezi simgeleyen üçüncü milliyetçi cephe olasılığının ne kadar korkutucu olduğunu derhal görürsünüz.

    bu oluşumu engelleyebilecek olan tek süreç, kendilerini solda ya da merkezde gören, "demokratik", "sol" ve "liberal" eğilimleri ağır basan partilerin biraraya gelmesidir.

    yani bir üçüncü milliyetçi cephe felaketinin önlenmesi ancak, ecevit, baykal, cem, derviş, bayar, tantan, karayalçın, inönü gibi politikacıların biraraya gelerek ortak bir hareket oluşturmalarıyla olanaklı kılınabilir.

    bugüne dek, değil biraraya gelmek, amip gibi bölünmeleri yetmiyormuş gibi, birbirlerinin önünü kesmek uğruna büyük kentlerin yönetimlerini dinci görüşleri ağır basan politikacılara armağan eden bu liderlerin bir bölümü, işaret ettiğim tehlikeye karşı birleşir mi?

    yoksa zamkla yapıştıkları oligarşik koltuklarını yitirme korkusuyla, bugüne kadar yaptıkları gibi, kendi çıkarlarını türkiye'nin çıkarlarının önünde görmeye devam mı ederler?

    tarih, kendisinden ders almayanları bağışlamıyor! "


    bu yazının tarihi 5 ağustos 2002. demek ki olacakları tahmin edebilmek için nostradamus olmaya gerek yokmuş.
    (closer, 14.02.2008 13:59 ~ 14:00)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil