|
|
- milli takım teknik direktöru fatih terim tarafından dün açıklanan ve
kaleci: volkan demirel (fenerbahçe), rüştü reçber (beşiktaş), tolga zengin (trabzonspor)
savunma: gökhan gönül (fenerbahçe), sabri sarıoğlu (galatasaray), gökhan zan (beşiktaş), ibrahim kaş (beşiktaş), servet çetin (galatasaray), emre aşık (ankaraspor), hakan balta (galatasaray)
ortasaha: uğur boral (fenerbahçe), mehmet aurelio (fenerbahçe), mehmet topal (galatasaray), emre belözoğlu (newcastle united), tümer metin (larissa), yıldıray baştürk (stuttgart), hamit altıntop (bayern münich), ayhan akman (galatasaray), arda turan (galatasaray), tuncay şanlı (middlesbrough), kazım kazım (fenerbahçe), gökdeniz karadeniz (rubin kazan)
forvet: nihat kahveci (villarreal), halil altıntop (schalke), semih şentürk (fenerbahçe), mevlüt erdinç (sochaux)
'dan oluşan kadrodur.
- kale: volkan demirel (fb), rüştü reçber (bjk), tolga zengin (ts)
defans: gökhan gönül (fb), sabri sarıoğlu (gs), gökhan zan (bjk), ibrahim kaş (bjk), servet çetin (gs), emre aşık (ankaraspor), hakan balta (gs)
orta saha: uğur boral (fb), mehmet aurelio (fb), mehmet topal (gs), emre belözoğlu (newcastle united), tümer metin (larissa), yıldıray baştürk (stuttgart), hamit altıntop (bayern münich),ayhan akman (gs), arda turan (gs), tuncay şanlı (middlesbrough), kazım kazım (fb), gökdeniz karadeniz (rubin kazan)
forvet: nihat kahveci (villarreal), halil altıntop (schalke), semih şentürk (fb), mevlüt erdinç (sochaux)
seçilenlerden çok seçilmeyenlerle tartışma konusu olan kadro.
mehmet yıldız : devre arası üç büyüklerden birine kapağı atmış olsa kesin seçilirdi.demekki verdiği emek değil oynadığı takım da önemli imiş.euro 1996 da karabüksporlu vedat inceefeyi oynatan cesaretli hocanın mehmet yıldızı da alması gerekirdi.
ümit karan :seçilmesi için daha ne gerekirdi sezonun en kritik ve en güzel gollerini attı.
fatih tekke :rusya liginde oynaması etkili olamaz çünki tümer metin gibi avrupanın ikinci sınıf liginde oynayan kontenjan furtbolcusu kadar hatırı yok demekki.ya bu akşamki uefa finalinde* gol veya goller bulursa ne olacak peki ?
emre belözoğlu : o da kontenjandan gelmiştir bu sene premier ligde onu göreniniz var mı ?
aykut erçetin : tolga zengin den daha çok haketti ve yükselen bir grafiği var.
mehmet topuz : çok büyük haksızlık yapıldı.
kazım kazım : bu sene kaç maç ilk 11 oynadı bilen var mı ?
- hepsini geçtim hadi forvet boldu da fatih tekkeyle ümit karan'ı almadın da be adam emre güngör varken erimiş bitmiş emre aşık'ın ne işi var o kadroda.
büyük takımda oynamak da yetmiyo demek ki başka işler var bunun içinde. yoksa bunca adamın kafasının yettiği şeye fatih terim'inkinin yetmeyeceğine inanmıyorum.
- fatih terim'in saçmaladığı artık iyice zıvanadan çıktığı aday kadro olmuştur. trabzon'un bile güvenmediği hatta kendileri için çok önemli fenerbahçe maçında bile forma şansı vermediği tolga zengin'i aday kadroya çağırmış, akılalmaz goller atan olmadık yerlerden gol çıkaran ümit karan'ı kadroya almamış. ilk aday kadro açıklandığında rigobert song'u bile kesen emre güngör'ü aday kadroya almayıp daha sonra saçmaladığını anlamış olacak ki servet çetin'i çıkarmadığı halde davet etmiş, ligde 38 gol yiyen ve 10. sırada bulunan ankaraspor'un 35'lik defans adamını kadroya çağırmıştır.
- şimdi bu açıklanan aday kadro.neticede daha üç dört isim bu kadrodan silinecek.muhtemel ki kazım, semih, ayhan, hatta ibrahim kaş gibi isimler asıl kadroya dahil edilmeyecek.
üçüncü kaleci tercihi pek mantıkı görünmüyor.aynı zamanda sağbek; gökhan sakatlığı devam ederse ki, hamit'te çok sağlıklı değil sabri'ye (aman allahım) kalmış gibi.muhtemel m.topuz alınabilir.zaten iki senedir gösterdiği performansın hakkıdır o şampiyonada olmak.aynı zamanda anadou takımlarında oynayan oyuncularada bir umut göstergesidir.istanbul'a gelmedende bu ekibin bir parçası olabilirsiz demek açısından.
forvet ise tuncay ve nihat'ın. ama oradada rakibe göre alternatif yaratmak açısından m. yıldız çağrılamaz mıydı sorusu akıllara geliyor.
birde şu var ki ü.karan ağzıyla kuş tutsa terim'e yaranamıyor, bu belli oldu.muhtemel aralarında bizim bilmediğimiz bir şey yaşanmış gibi duruyor.
- hakan şükür yokken yorum:
-terim çok büyük bir hata yapıyor.hakan gibi tecrübeli, takıma abilik yapabilecek,ayrıca hava toplarında da etkili bir oyuncun var mı? yok.eğer yoksa da hakan'ı alacaksın arkadaş.
hakan şükür olsaydı yorum:
-artık 35 yaşına gelmiş koşamayan ve hiçbir hırsı kalmamış bir hakan'ın bu kadroda işi ne?futbolu bırakmadıkça hakan'ı milli takıma almak zorunlu mu? sivas'ı mucizeler takımı yapan boğa gibi bir mehmet yıldız varken hakan'ı bu takımda oynatmak deliliktir.
(bkz: gel hakaanım gel)
- üzerine bir inceleme yapmak gerekirse;
kale: volkan demirel doğal olarak ilk seçenek olacaktır. kendisi hata yapmamakta mıdır, tartışılmaz; keza fazlasıyla yapmaktadır. ancak zaten türkiye futbolunda ezelden beri az hata yapan ve istikrarlı bir kaleci görülmemiştir. volkan, en azından fiziğinin iyi oluşu ve konsantrasyonunu sağlamayı başardığında elinden geleni layığıyla yapması nedeniyle eldeki alternatifler arasında en iyi seçim gibi durmaktadır. rüştü'ye gelince, en iyi olduğu dönemlerde bile güven vermeyen, yan toplar ve yüksekten gelen her türlü ortada yürekleri ağızlara getiren rüştü, malumunuzdur, üzerine tartışılacak pek fazla bir şey yoktur. ha, kadroda bulunmalı mıdır, bu sanırım teknik direktör tercihi, tecrübe faktörü gibi nedenlerle açıklanabilir, mazeretlendirilebilir. zira rüştü reçber'in sezon performansının nasıl olduğunu beşiktaşlılara bir sormak, formu açısından kadroda olmayı ne kadar hakettiğini anlamaya yetecektir. tolga zengin ise gerçekten enteresan bir karar. türkiye'de genel bir kanı vardır, genç=yetenek=gelecek vaadeden=yıldız adayı=avrupa şeklinde. bu mesnetsiz genelleme sayesinde yıllardır mahalle takımı yıldızları "hedefi avrupa'yı titretmek" diyerek damdan düşer gibi lanse ediliyor halka. tolga da bunlardan biri gibi görünüyor şu ana kadar. genç olmak dışında ısrar edilmesi gereken hiçbir niteliğe sahipmiş izlenimi vermemekte. ha, eğer ki bu karar o "denge politikası"nın, trabzonspor'dan oyuncu çağırma gereğinin sonucu ise, yazık o zaman bunca kafa yormaya. orkun usak ve hakan arıkan'ın bulunmamaları birer artı, serdar kulbilge ve aykut erçetin'in bulunmamaları birer soru işareti.
defans: milli takımın açık ara yumuşak karnı, zayıf noktası, büyük gediği. bülent korkmaz- alpay özalan ikilisinin 1998-2003 arasındaki iyi döneminin ardından, yıllardır bir türlü stoper istikrarına kavuşamıyor milli takım. en sıradan takımlardan bile rahatlıkla yenilen son derece basit goller zaten bu sorunun vehametini gösterdi. türkiye bu kadar fazla hata yaptığı elemeler sonucunda bir şekilde turnuvaya katılmayı başardıysa; hele ki bunu daha fazla hak edip de başaramadığı son iki büyük turnuvanın ardından yaptıysa; bunu iflah olmaz şansına, rakiplerin gerçekten insanüstü hatalar yapan kalecilerine ve grubun fikstürünün kolaylığına borçlu olduğunu unutmaması gerekiyor. zira euro 2008'deki rakipler, eleme grubundaki gruplardan fersah fersah kaliteli, ve malta, moldova gibi takımlara karşı yapılan hataların çeyreği bile faciaya çanak tutacaktır. peki ne yapılmalı, seçim nasıl olmalı sorularına gelince; öncelikle servet çetin'in yeri garanti. servet, yıllardır saç baş yolduran ve anormal hatalar yapan bir oyuncu olmasına karşın, çok iyi bir sezon geçirdi bu sene; sanki konsantrasyonu ve emeği ikiye katlanmış gibiydi. bu turnuvada da ona güvenmek ve sezondaki başarısını devam ettirmekten başka çare yok, zaten formayı ondan daha fazla hakeden de pek yok bu mevkiide. asıl soru yanında kimin oynayacağı. servet çetin son derece ağır bir oyuncu; bu nedenle hem beklere ters kademeye girmek açısından büyük görev düşüyor, hem de diğer stoperin gedik kapatacak kadar çevik olması gerekiyor; iyi bir as roma'da ağır juan- çevik mexes, barcelona'da ağır puyol, çevik milito, liverpool'da ağır hyppia, çevik carragher örnekleri gibi. bu hasletlere sahip olarak akla gelen en iyi isim ise emre güngör. hem servet ile uyum konusunda tecrübe kazandı, hem de görev adamı kimliğini iyi taşıyor. daha önce bu mevkide denenen, bazı oyunculara nasıl vurulduğu anlaşılamayan "bu adam iyi oyuncudur" yaftasının has taşıyıcılarından ibrahim toraman'ın kesinlikle bu boşluğu dolduramadığı net biçimde görüldü; ancak kadroda bulunmalı mıydı, bu da tartışılabilir. emre aşık'ın bulunmasını konuşmaya değer görmüyorum, fatih terim'in bu tavırları herkesçe bilinir, emre sezonu nerede geçirmiş olursa olsun buraya dahil edilecektir, bakanlar kurulu kontenjanından. ibrahim kaş da kesinlikle kadroda bulunması gereken, hatta belki stoperde emre güngör'e alternatif olarak düşünülebilecek bir isim -maksat sırf sinan engin çıldırsın diye bile alınabilir zaten kadroya-. sağ bekte gökhan gönül açık ara ilk seçenek, ancak gökhan'ın sakatlığı bahane edilerek, fatih terim'in o pek sevdiği cazgır ve eyyamcı oyuncu tipinin örneği olarak, bakanlar kurulu kontenjanının bir başka üyesi sabri sarıoğlu da görevlendirilebilir sağda. eğer bu yapılırsa büyük bir hata olur, quaresma- sabri kapışması fena halde acı acı güldürücü olabilir. sağ bekte bir seçenek olarak, orta saha oyuncuları arasında görünen hamit altıntop da, gökhan gönül'ün oynayamaması durumunda düşünülebilir. sol bek, türkiye'nin en çok sıkıntı yaşadığı bölgelerin başında geliyor. bu alanda hakan balta, iyi bir sezon geçirdi. hücum yönünün zayıf olmasına ve fiziğinin bir bekten ziyade bir stoperi andırmasına karşın, sağlam fiziği ile en azından alan savunmasında başarılı olabilir. en zor görev, cristiano ronaldo'nun sağ açıkta oynayacağı varsayılırsa sol bekteki oyuncunun sırtında gibi görünüyor, bu nedenle o alanda bekin önünde oynayacak oyuncunun dahi sürekli olarak defansa yardım etmesi gerekiyor. işte tüm bu nedenlerden ötürü, uğur boral bana göre bu mevkiinin ilk seçeneği olamaz, zira iyi dribbling yeteneği ve etkileyici bir sol ayağı bulunmasına karşın, kafasını kaldırmadan metrelerce koşması, çalım sevdası ve kimi zaman feci halde içe kayması, bu derece yüksek müsabakalarda telafi edilebilecek hatalar değil, ve böyle bir durumda fenerbahçe'nin ligin son haftasında yattara'dan yediği gol benzeri bir golün gelmesi işten bile değil. ibrahim üzülmez'in ve wederson'un bulunmaması kararının doğruluğu bir artı, volkan yaman- hayrettin yerlikaya ikilisinden birinin çağırılıp çağırılmaması konusu ise bir soru işaretidir. kişisel bir görüş olarak, ümit özat oynamasa bile bir joker olarak, en azından bir "abi" olarak burada olmayı hak etmişti. son olarak, keşke serdar kurtuluş olsaydı.
orta saha: futbolun bu en önemli bölgesi, türkiye'nin en büyük şansı olarak en çok nitelikli alternatife sahip olduğu alan. öncelikle takımın düzeninin nasıl olacağı, taktiksel dizilişin kalıbının belirlenmesi önemli: çift ön liberolu 4-4-2 olabilir, baklava 4-4-2 olabilir, artık literatüre fenerbahçe modeli olarak geçmesi gereken çift ön libero, bir forvet arkalı, kanatlara aşırı görev yükleyen 4-2-3-1 olabilir, football manager oynayanların gayet iyi bileceği aml- amr tabir edilen, barcelona ve chelsea'de görülen aşırı derecede ofansif sol açık ve sağ açıklar üzerine kurulu, hücumda 4-3-3'e dönüşen bir 4-5-1 olabilir...hepsi ihtimal dahilinde. milli takımın en büyük sorunlarından biri olarak gösterilen oturmuş bir kadroya ve oyun planına sahip olmaması durumları nedeniyle, bu dizilişler maçtan maça, hatta maç içinde dahi değişebilir. bu nedenle bu yazı, en olası model gibi görünen, çift ön liberolu 4-4-2'ye göre devam edecektir. dmc, çapa, dinamo, ön libero olarak bilinen defansif orta saha mevkiinde türkiye şanslı. pek çok oyuncu var bu mevkiide forma giyebilecek; aurelio, mehmet topal, selçuk şahin, deniz barış, ayhan akman, hatta hamit altıntop gibi kalifiye oyuncular hepsi de. bu alanda en şanslı iki kişi, marco aurelio ve mehmet topal gibi görünüyor. gedik kapatıcı oyuncu, üç kişilik ciğerleri ve hücum oyunculuğu kapasitesiye aurelio, ve sezonun sürpriz yumurtası, tam anlamıyla orta saha hamalı kimliğini yansıtan, ayrıca mevkiisi için harika bir fiziği olan, hücum yönünü ve sertliğini geliştirirse patrick vieira'nın gençliği haline gelebilecek mehmet topal ikilisi, eğer mayaları tutarsa bana göre milli takımın en büyük şansı olacaklar. defansif alanın zayıflığını da kapatmakta etkisi olacak bu ikili bence alternatifsiz, ve üzerlerinde ısrar edilmeleri gerekiyor. sol kanatta en büyük olasılık, son haftalarda form tutan ve zaten, her halükarda enerjisi ve ne zaman ne yapacağı kestirilemeyen oyunuyla her takımda bulunması gereken tuncay şanlı. sağ kanatta ise, yine iyi bir sezon geçiren, takımın büyük eksiklerinden yaratıcılığa sahip nadir oyunculardan olan arda turan forma yarışında galip gelmesi gereken oyuncu. buraya kadar her şey güzel; ortaya çıkan bu dörtlü gayet etkileyici, ve başarı potansiyeline sahip. maçın kötüye gitmesi durumunda da, kulübe yedekten gelip maçı değiştirebilecek yıldıray baştürk, tümer metin, gökdeniz karadeniz gibi delifişek adamlara. sorunun adı: emre belözoğlu. bakanlar kurulu kontenjanının en murahhas azası. fatih terim'in manevi oğlu. emre'nin bugüne kadarki tüm tecrübelere dayanarak, takımda her şekilde şans bulacağı söylenebilir. ki zaten kendisi, bekleneni verememek, bir türlü "olamamak", oyununu olgunlaştıramamak kavramlarının ayaklı karşılığı olmakla beraber; ara sıra, bir hayli nadir de olsa ara sıra yaptığı muazzam işlerle vazgeçilebilecek bir oyuncu da değil. bu nedenle emre'yi kullanmak milli takımın en büyük sorunu olacak. fatih terim'in onu dizilişi bozmaksızın oynatacağını varsayarsak; tuncay-aurelio-mehmet-arda dörtlüsünden birini kesmesi gerekecektir, ki bence böyle bir durumda orta sahada sözünü ettiğim verimin sağlanması mümkün olmaz. eğer ki orta sahayı forvetten bir adam eksilterek beşlemeye karar verirse de, hücum etkinliği telafi edilemez biçimde düşer, ve fenerbahçe'nin de, milli takımın da uzun süredir acısını çektiği ileride çoğalamama, pozisyon üreteme, forvetteki adama top indirememe, eninde sonunda da doldur-boşalta dönme sorunları ortaya çıkar. peki çözüm nedir? bilmiyorum. bilsem zaten, şu an oturduğum yerde bunları yazıyor, ancak menajerlik oyunlarında başarıdan başarıya koşuyor değil, bu girileri okuyup kadroda gereken oynamaları yapıyor olurdum. kadroda orta sahada tartışılması gereken en büyük adam ise, colin kazım richards. tamam, topla çok hızlı. tamam, oyun stili gerçekten bu topraklarda fazla görülmeyen tarzda, ve kendisini savunanları zorlayan şekilde, nadir görülen bir topla oynama yöntemi var. ancak performansıyla burada bulunmayı haketti mi, fazlasıyla tartışılır. mehmet topuz, tecrübesiz olsa da orta sahanın her yerinde oynayabilmesi ile en azından bir alternatif olarak düşünülmeliydi. ayhan akman, bana göre verdiği "görürsünüz, kadroda ben olmayacağım. fatih hoca benim oyunumu sevmez" tarzı demeçlerine misilleme olarak, terim'in ego ve "büyüklüğünü" göstermesi amacıyla çağrıldı. ha, haketti o ayrı, ama bence gerçek neden bu. serdar özkan'ın, hüseyin cimşir'in ve barış özbek'in bulunmaması birer artı; daha önce takıma çağırılarak denenen selçuk inan, selçuk şahin'in bulunmamaları birer soru işareti. son olarak: keşke alex olsaydı.
forvet: geldik en şaşaalı bölüme. "futbol goldür" deyimi doğrudur, diğerleri ne yaparsa yapsın, gol olmadıkça başarısızlığa mahkumdur. ve golü de forvetler atar, diğerleri yine ne yaparsa yapsın, övgüyü de yergiyi de önce onlar kapar. forvette kaç oyuncuya yer verileceği başlıca merak konusu. eğer ikili olacağı varsayılırsa, seçilecek oyunculardan biri mutlaka nihat kahveci olacaktır, olmalıdır da. klasik santrfor kalıbına uymayan tarzı, topa gerçekten iyi vurması ve orta sahaya yardım da edebilmesi ile nihat, takımın anahtar adamı olabilir. ancak nihat'ın yıllardır yurtdışı liglerde neden başarılı olduğunun da irdelenmesi ve unutulmaması gerekiyor: nihat iyi besleniyor. önce sociedad'da kovacevic, karpin, de pedro ile; daha sonra villareal'de riquelme, tomasson, rossi, pires ile oynadı; ve bu oyuncuların hazırladığı pozisyonlarda doğru zamanda doğru yere giderek bulunduğu yere alnının akıyla geldi. bu nedenle aynı başarıları milli forma altında göstermesi için, forvet ekürisine, orta saha ikilisine, en önemlisi de kanatlara büyük görev düşüyor: nihat beslenmezse solar. ikinci forvet olursa kim olur; sorusunun ise iki cevabı var. semih şentürk de halil altıntop da düşünülebilir ilk 11'de. halil uluslararası tecrübesinin çok daha fazla oluşuyla ilk 11'e, semih de üzerine yapışan sıfatlarla ve 90 dakikayı çıkarmakta pek başarılı olamamasıyla kulübeye daha yakın. mehmet yıldız'ın bulunmayışı en çok tartışılacak konulardan biri. mehmet yıldız, iki yıldır iyi sırtlıyor takımını, burada eleştirilecek pek bir şey yok. ancak kapasitesinin bundan ibaret olduğu konusunda derin şüphelerim var benim. fiziksel anlamda son derece güçlü olduğu doğru, ancak zaten karşısında oynayacağı stoperler de senderos, carvalho, ujfalusi olacak. daha önceki okan yılmaz, zafer biryol olaylarının da unutulmaması gerek. bu nedenle mehmet yıldız'ın bulunmaması anlaşılabilir. aynı şekilde gökhan ünal da, kadroya dahil edilmemesi mantıklı isimlerden biri. ancak fatih tekke noktasında durmak gerek. isterse hiç oynamasın, fatih gibi yirmi üzerinden yirmi bir bitiriciliğe sahip, ceza alanında bulunması dahi yarım gol eden bir gol ayağının kadroda bulunması bile yarar getirir. umarım eksikliği hissedilmez. mevlüt erdinç konusunda en ufak bir fikrim yoktur, göreceğiz. hakan şükür ve nobre'nin bulunmamaları birer artı, serhat akın ve hasan kabze'nin bulunmamaları birer soru işareti. son olarak; ümit karan nasıl olmaz yahu?
sonuç olarak, kadro kesinlikle rakiplerden aşağı kalacak düzeyde değil. zaten bu ülke teoride hiçbir konuda asla yenilmez, sorun her alanda daima pratikte olmuştur. eğer 2002'dekine benzer bir ruh yakalanabilirse, daha önemlisi şans da bu saflarda olursa gruptan çıkmak için 3 puan dahi yeterli olabilir. sonrası mı? sonrasını zaman gösterecek.
- kadro 30 kişilik değil. halı sahaya adam toplamıyoruz. şunu da çağırsaydı bunu da çağırsaydı gibi -se ile biten cümleler gereksiz kaçıyor. şahsi fikrim ümit karan ve mehmet topuz dışında kadroya alınmayan futbolculardan hiçbiri şu an kadroda bulunanlardan daha iyi değil. ama yine de söylemeden edemeyceğim: fatih terim'le bu iş olmaz...
- fatih terim'in bu sezon beşiktaş'ta çok iyi bir performans sergileyen delgado'yu almayarak büyük bir hata ile kurduğu kadrodur.
- fatih terim in beni de çağırmadığı kadro.
ayrıca bu ülkede ne kadar çok futbol yorumcusunun da olduğunu bize tekrar gösteren kadro. herşeyi anlıyorum da ümit karan nasıl olmaz yahu? ben hadi neyse, zaten ben ağzımla kuş tutsam beni kadroya çağırmazdı.
tek derdimiz futbol kaldı. süperiz biz.
- tolga zengin yerine aykut colin kazım yerine mehmet topuz ayrıca ümit karan kadroya dahil edilmeliydi , hakan şükürün kadroda olmamasına ne kadar destek veriyorsam rüştünün kadro olmasını da bir o kadar yanlış buluyorum serdar kulbilge alınabilir yada 2 kaleci ile devam edilebilir naçizane görüşlerim böyledir.
(seroo, 14.05.2008 15:48)
- daha futbolcuların hangi pozisyonda oynadıklarını dahi bilmeyenlerin, kahve muhabbetleri kıvamında fütürsuzca eleştirdikleri kadro. mesela bunlardan birisi, 40 yıllık sol bek hayrettin'i "kaya gibi stoper" sanır. öyle saçma sapan argümanlarla, türk insanı tarafından eleştirilmekte her zamanki gibi.
başarılı olacaktır. başarı nedir? bence gruptan çıkmak ile final oynamak arasında pek bir fark yok zira gruptan çıkan takımların hemen hepsi 1. sınıf takımlar oluyor. o yüzden, bu takım, gruptan çıkıp çeyrek final oynarsa bence başarılı olur ki olacaktır da.
fatih terim'e güvenim tam.
- türkiye spor eleştirmenliği '' şu olsaydı, bu olsaydı'' o ''şu'' ve ''bu'' kötü oyun sergilediğinde keşke ''o'' olsaydı sistemine dayalı olduğu için boşuna konuşuluyor gibi hissediyorum.
örneğin: hakan şükür maçlara alınmaz küfür edilir. diğer maça alınır kötü oynar yine küfür edilir.
hatırlayamadığım bir maçta; gökhan ünal, ümit karan ikilisi için yine benzer olaylar gerçekleşti, yok o niye çıktı, o niye girdi.
daha çok gider bu.
orta saha ve forvet mevkilerine söylecek sözüm yok ama defans harbiden koridor olur korkuyorum o defanstan. portekiz milli takım takım kadrosunun forvetlerine bakınca umutsuzluğa düşüyor insan.
yaaa hepsine koyim. al defansa hido'yu memo'yu bak nasıl kaldırıyoruz kupayı. ama yok o zihniyet işte. illaha kendisine yakın kişileri alacak fatih hoca
- donna karan nasıl olmaz bu kadroda anlamak mümkün değil. milli takımda demokrasinin mok'u olmadığı, yönetimin keyfi, bacakların kıllı, çayların karbonatlı olduğu gün gibi aşikar. ben şu sözlük yazarı halimle alternatif bir kadro kursam, orta sahanın göbeğine kaptan tsubasa'yı, defansın gıdısına şimşek santrfor eric castel'i, hücumun kıç çatalına da bizim mahallenin kırklık delikanlısı bahtiyar ağabey'i koysam inanın bütün maçları yenerim, şöbiyete şöbiyet demem ekmek çarpsın. bilmiyollar işi abicim.
- türkiyenin en iyi defans oyuncusu ibrahim toramanın yanısıra,gökhan ünal,mehmet yıldız ve mehmet topal ında alınmadığı kadrodur.(serdar özkanı falan saymıyorum bile artık)tam bir fiyaskodur.
- fatih terim'den daha engin bi futbol bilgisine sahip olduğumu ispatlayan kadrodur. emre aşık var emre güngör yok, oldu olacak alpay'ı da alsaydı. ne demişler atalarımız eskiye rağbet olsaydı bit pazarına nur yağardı.
- fatih terim'in kimi alırsa alsın eleştirileceği kadrodur.
bence her ne kadar spor kültürü denen şeyden mahrum da olsak klasik olacak ama teknik direktörün tercihlerine saygı duymalıyız.kadro tabiki eleştirilebilir ama dikkatimi çeken husus eleştirilerin sadece şu niye alınmadı bu niye alındı tarzı olması.halbuki fatih terim'in oynatacağı veya oynatmayı düşündüğü sistem üzerine eleştiri yapılsa bu daha yapıcı olur.
kadroya gelirsek.
anadolu takımlarında parlayan yıldızların iki üç maç üst üste iyi oynayıp hemen milli takıma alınması son yıllarda milli takımı kadro ve ilk onbir istikrarı bakımından mahvetmiştir.bugün fransa milli takımının veya italya ve isveç milli takımlarının ilk onbirleri birkaç oyuncu hariç yıllardan beri aynıdır.ama bizim milli takımımız nerdeyse hemen hemen her maça en az 6-7 oyuncu değiştirerek çıkmaktadır.bu ise neden milli takımımızın bir sisteminin olmadığını gözler önüne sermektedir.bundan dolayı ben milli takım kadrosunun sadece avrupa'da üst düzey liglerde oynayan lejyonerlerden ve 3 büyükler ile avrupa maçlarına çıkıp kendini göstermiş oyunculardan oluşturulması taraftarıyım ve anadolu takımlarından oyuncu alınmasına da şiddetle karşıyım.
bugün mehmet topuz,mehmet yıldız ve gökhan ünal'ın kadroya alınmamasını eleştirenler bu oyuncuların futbol kalitesi olarak berbat bir ligde sıradan anadolu takımlarına karşı yaptıkları maçlarda iyi futbol sergilemesine aldanmakta ve bu oyuncuların hayatları boyu bir tane bile üst düzey maç oynamamış olmalarını gözardı etmektedirler.eleştiri yapan bu kişiler şuna eminim birkaç sene önce de ersen martin gibi sıradan bir futbolcunun neden devamlı milli takıma alınmadığını da eleştiriyorlardı.ama bugün ersen martin'den bahseden kimse yok.emin olun gene birkaç sene sonra kimse bunlardan bahsetmeyecek bile. ikinci bir husus ise bu adamlar daha önce şu an milli takımın başında olan hoca tarafından hazırlık maçlarına alındılar.demekki onlara hiç şans verilmedi diye bir durum sözkonusu değil.
sonuç olarak açıklanan bu kadro bir teknik direktör tercihidir ve umarım ne kadar doğru olduğu da turnuvada ispatlanır.
- colin ve semih üzerine getirilen eleştiriler, bu oyuncuların ideal bir tertipte yeri olmadığı ve onların yerine ilk onbir oynayabilecek daha yeterli oyuncular olduğu ön kabulune dayanıyor (anladığım kadarıyla). eğer eleştiri bu yönde ise sonuna kadar katılıyorum ve hatta şöyle bir ek de yapabilirim. bu iki oyuncu sadece ideal bir ilk onbirde değil, o onbire alternatif ideal bir ikinci onbirde dahi bulunmayabilir. bununla birlikte türkiye'de oyuna sonradan girdiğinde etkili olabilecek ve kilitlenen oyunu açabilecek tipte kaç oyuncu var diye düşündüğümde ilk aklıma gelen semih, sonra da colin. yani ümit karan kurulabilecek her onbirde semihi kızağa alabilir, ama elimde bir son on dakika varsa ve gole ihtiyacım varsa, kulübede henry olsa dahi ben semihi tercih ederim. muhtemelen terim de böyle düşünmüş olmalı. takımın asli forvetleri nihat ve halil olarak düşünülmüş ve onlara yedek olarak semih tercih edilmiş gibi duruyor. ve bu, yıllardır koyduğu performansla semihin taşıyabileceği bir pozisyon. yine 15-25 dakikalık bir oyuncu imajı çizen colin'i, bir ilk onbir oyuncusu değil, kilit açıcı sınıfa almak daha makul olacaktır. üstelik bu oyuncu en iyi performansını daha üzerinden bir ay geçmiş chelsea ve beşiktaş maçlarında göstermişse (ve gerçekten de şahane performanslar göstermişse), bu oyuncuya her takıma karşı güvenebilirim diye düşünülebilir. bu takım oluşuturulurken turnuvaya gidecek oyuncuların belki üçte birinin hiç maç yapmadan dönme ihtimali olduğu hesaba katılmalıdır. yani total anlamda en iyiler değil, turnuva boyunca, süre aldığı ve almadığı dakikalarda takıma en çok katkı yapacak oyuncular üzerinden planlamaya gidilmelidir. üstelik bu younculardan en azından colinin de üç dört kişinin gönderileceği ilk eleminasyondan geçemeyeceğini düşünüyorum.
benim de alınmasına anlam veremediğim oyuncular bulunuyor. bunlar arasında elbette sabri ve emre belözoğlunu saymayacağım. çünkü terimin hayata bakışındaki etik değerleri sike sallayan makyavelist tutumu kanıksanmış bir durumdur. yetenekli olduğunu düşündüğü oyuncunun adı banker kastelli olsa terim alır onu takımın kaptanı yapar.
bununla birlikte, garion'un da belirttiği gibi sırf trabzon kontenjanını doldurmak için tolga'nın alınması (aykut ve serdar dururken); nuri şahin ve serdar özkan dururken hala tümerden medet umulması (ki o pozisyonda zaten yıldıray ve hatta arda ve hatta hatta gökdeniz varken), bir vefa (???) hamlesi midir? rüştü ve emre aşığa yapılan kesinlikle budur. antrenör terimin, futbol hayatı biten oyunculara karşı gösterdiği hassasiyetin gerisinde, kendi jübile dönemlerinde gördüğü adaletsizliklerin olduğunu (çocukluğuna dönelim, çocukluğunu anlat bana!) düşünmekteyim.
bunlar dışında alınmayan oyuncular içinde bir tek mehmet topuz, "keşke" dedirtecek türden bir eksiklik yaratıyor. bununla birlikte şunu da hesaba katmak lazım ki oynadığı sağ kanatta (yani asıl mevkisi olan kanatta), savunmada: gökhan ve sabri; ortada: hamit ve açıkta: gökdeniz ve colin varken, bir takıma daha kaç tane sağ kanat oyuncusu alınabilir ki.
takımın genel yapısına bakınca en büyük yetersizlik sol kanadın savunmasında (uğur ve hakan balta ve belki ibrahim kaş ile ofansif arda ve tuncayın tuttuğu kanat) gibi gözüküyor ve ne talihsizlik ki, dünyanın en iyi sağ içi ronaldo ile bir başlangıç yapacak bu kanat.
açıkça turnuva yaklaştıkça niye insanların bu kadar gaza geldiğini ve terimin niye "kendimizi hatırlatmaya gidiyoruz, yukarıları hedefliyoruz" gibi gazlara ihtiyaç duyduğunu anlamıyorum. avrupanın şu an en iyi defans-orta saha bloğuna sahip takımı (portekiz) ve en takım takım duran takımları ile (çekler ve isviçre) oynamaya gidiyor türkiye. ve tipik az gelişmiş ülke insanı profilini en üst düzeyde sergileyen oyunculardan kurulu bir takımla gidiyor türkiye. yani "takım" ve "ekip" çalışmasını değil, büyük bir kısmı kendi egolarını doyurmaya çalışan insan topluluğu ile. bu söylenenler spor kültürünü avrupada almış ve orada yetişmiş gençler ile gökhan zan, tuncay ve gökhan gönül gibi az sayıdaki örneği kapsamıyor. fakat ne kadar yetenekli de olsa emre, arda, tümer, sabri ve (ispanya'da ne kadar kabuk değiştirse bile türklerin arasına dönünce anında türkleşen) nihat gibi oyuncularla ne kadar takım ruhu yaratılabilecek. egolar ne kadar törpülenebilecek. bu oyunculara bakarken gördüğüm, daha çok üçüncü dünya ülkeleri oyuncularında kendini belli eden, küçük dünyaları ben yarattım, benden kralı yok bu alemde, bu takımın yıldızı da benim zaten gibisinden pozlar.
ve son olarak top yuvarlaktır ve ahmet çakara bikini giydirir. ama naçizane tahminim türkiye'nin bu grupta üçüncü veya dördüncülükle yetineceğidir. olabilecek en kötü olaslık ise isviçreye bir dayak da orada atmak olabilir. oyuncu ve teknik kadro da bilenerek hazırlanıyor gibidir zaten. ama olsun, gün gelecek, futbolu seven, rakiplerine saygı duyan ve bu oyundan keyif alan nesiller de yetişecek, uluslararası maçlar milli hezeyanlar şeklinde değil, sembolik ve sevimli eğlencelere dönüşecektir. henüz o güne çok var, ama biz de umudumuzu kaybetmedik; boşuna demiyoruz bir gün herkes fenerli olacak diye.
- "fatih terim'in bugüne kadar kurduğu hangi kadro doğru olmuş ki bu olsun" mantığı baz alınırsa kendisini eleştirmeye pek de gerek yok. kendisi baba, amca, üvey evlat gibi torpil kategorileri ile kadroyu dolduruyor. orada bir sorun yok. sorun eldeki kadro ile ilk 11'in nasıl olacağı. öncelikle dünyada 4-4-2 oynayan takım kalmadı neredeyse. kalanlar da malta, faroe adaları, lüksemburg gibi mahalle takımları. eğer hedefin euro 2008'deki yunanistan gibi 11 kişi savunma yapın mottosunu benimseyerek izleyenlerden küfür, turnuvadan kupa almak değil ise farklı bir sistemle oynayacaksın. olması gereken sistem ise kanaatimce şu:
kalede üç alternatif var. tolga denilen arkadaş yetenekli olabilir, pek tanımam etmem. o yüzden hakkında olumsuz görüş bildirmem foyamı bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak başlığı altına bu girim bkz verilerek ortaya çıkarabilir. ama tanımadığım için kendisini pas geçip seçeneği ikiye indiriyorum. tecrübe söz konusu olduğunda turnuvanın en tecrübeli kalecilerinden biri olan rüştü'yü tercih edeceğim. her ne kadar aklımda portekiz'deki porto-beşiktaş maçında ofsayt itirazı yaparken yediği gol gözümün önüne gelse de, volkan'dan tecrübe konusunda çok daha üstün. üstelik volkan'da hata konusunda rüştü'den geri kalmıyor, hatta önüne geçiyor. bu yüzden kaleci tercihim: rüştü reçber.
savunma ise düşündürücü. savunmanın sağında gökhan gönül alternatifsiz durumda. ancak oynamama ihtimalinin yüksek oluşu istemeye istemeye sabri tercihini yaptırıyor. kadroyu kuran ben olsam elbet tabii kendisini kadroya almayacaktım. fakat gökhan'ın sakatlığı ve hamit'in de bayern münchen'de orta sahada bir yıldıza dönüşen performansı savunmanın sağında sabri'yle idare etmek zorunda bırakıyor. savunmanın solunda ise iki isim var: hakan ve uğur. ancak uğur'un savunma yönünün ne kadar zayıf olduğunu görüyoruz. hakan balta çok iyi bir bek olmasa da elimizde heinze, ashley cole gibi isimler olmadığından tek çare hakan balta. savunmanın göbeği tartışılıyor olsa da tartışmanın pek manası yok kanaatimce. galatasaray'ın rambosu servet ve onun açıklarını çok iyi kapatan emre güngör en iyi ikili. kapı açarken kolu çıkan cam adam gökhan zan, 35 yaşına gelmiş emre aşık ve tecrübesiz ibrahim kaş gibi isimleri oynatmak risk olur. bu nedenle 4'lü savunma tercihim sabri sarıoğlu-emre güngör-servet çetin-hakan balta.
farklı bir diziliş düşündüğümden orta saha ile forvet'i aynı başlık altında inceleyeceğim. düşüncem barcelona dizilişi şeklinde. duruma göre 4-5-1 ve 4-3-3 arasında değişen bir taktik düşünüyorum. tabii bunlar şahsi fikirlerim. 5'li orta sahanın kanatları hem forvet hem orta saha şeklinde hareket edecek isimler olacak bu dizilişte. orta sahada sabit üçlü olarak emre belözoğlu, aurelio, hamit altıntop üçlüsünü düşünüyorum. "nerede mehmet topal?" seslerini duyar gibiyim. ben de bir türk olarak mehmet topal'ın aurelio'dan hiçbir eksiği olmadığını düşünen ve mehmet topal'ı tercih edecek olan bir kişiyim aslında. ancak mehmet topal'ın tecrübesi oldukça az. onun aksine aurelio yeterince tecrübe kazandı milli takım ve fenerbahçe'de. fatih terim'in emre belözoğlu'nu kesmeyeceğini bildiğimden gerçekçi olup mehmet topal'ı joker bir yedek olarak düşündüm. öne geçilen bir maçta oyuna sokulup topun bizde kalmasını sağlayabilir. diğer oyuncuları pek tartışmıyorum. kaliteleri tartışılmaz ama en fazla 11 kişi olabiliyor kadroda sonuçta. bu nedenle orta saha üçlüsü tercihim emre belözoğlu-marco aurelio-hamit altıntop.
5'li orta sahanın kanatları ve 3'lü forvetin kenar adamları olarak sağ tarafta iyi bir sezon geçiren arda turan, sol tarafta ise bitmek bilmeyen enerjisi ile tuncay şanlı tercihlerim. ihtiyaç olduğunda gökdeniz de tercih edilebilir. arda ve tuncay hem orta sahada birer kanat oyuncusu gibi oynayacak, hem forvette aynı barcelona'daki gibi sürekli yer değiştiren 3 forvet olarak konumlandırılacak. buradan da anlaşılacağı gibi forvet tercihim tabii ki nihat olacak. bu üçlü birebirde adam eksiltme özelliğine sahip yetenekli oyuncular. bu özellikleri sayesinde hem forveti besleyebilirler hem de sürekli yer değiştirerek rakibi şaşırtabilirler. mücadeleci bir üçlü orta sahayla da kafaları geride değil ileride olacak. belirttiğim gibi 5'li orta sahanın veya 3'lü forvetin kanatlarında düşündüğüm isimler arda turan-tuncay şanlı, forvet de nihat kahveci.
modern futbol anlayışında olması gereken taktik tamamen bu olmayabilir. ama kısmen bu şekilde olmalı. artık 4-4-2 kullanan kalmadı. biz oraya çift ön libero ile gol yememeye gitmiyoruz. gol atıp kazanmaya gidiyoruz. yunanistan gibi iyi savunma yapmadığımız için savunma yaparak kazanma gibi bir şansımız da yok. öyleyse öncelikle hücum düşünülmeli. kaybedilecekse hücum yaparak kaybedilmeli. pısarak değil.
- eğer uruguay maçındaki gibi ofansif çıkacaksak ve kanatlardan orta yapacaksak yıldıray ve halil ne sikime çıktı kadrodan o zaman dedirten kadrodur.
- halil altıntop ve yıldıray baştürkün çıkartılmaları karşısında ne yapıyorsun sen fatih terim demekten kendimi alamadağım kadro. tümer metin dururken neden yıldıray çıkartılır, nihat semih ve mevlüt 3 forvetle nasıl gidilir ( ki mevlüt daha kaç yaşında) turnuvaya, sakatlık olursa ne olacak. nihatın yanına en ideal adam halildir, almanyada top oynayan, o bölgeye alışık adamı nasıl çıkarırsın kadrodan hocam.
(seroo, 28.05.2008 13:37 ~ 13:43)
- salim kafayla düşününce aslında çıkan oyuncuların halil hariç çok garip karşılanmaması gereken kadro.
ibrahim kaş:terim sağ bekte sabri ve hamit'i düşündüğünü söyledi.stoper olarak şansı zaten yok.mantıklı bir karar
yıldıray baştürk:4-3-3 4-5-1 varyasyonlu sistemde hiç uymayan oyuncuydu.eğer 4-3-1-2 tarzı veya 4-4-1-1 gibi yani 10 numara oyunculu bir sistem olsaydı yıldıray biçilmiş kaftan olurdu.uruguay maçında istekliydi belki ama orta saha göbekteki 3'lünün çizgiye yakın kısmında oynarken sırıttı.savunmaya da yardımcı olamıyor pek.bu yüzden bu tercihde doğru gibi gözüküyor
halil altıntop:tek yanlış karar bence.bu takımda forvetin ortasında da 4-3-3'ün kanatlarında da oyanayabilecek yegane 2 adam var.nihat ve halil.terim niye böyle bir seçim yaptı anlamadım.ki mevlüt'ün son iki maçta pek etkili olmadığını gördük.belki terim'in düşündüğü forvette semih-nihat-halil olsaydı yedek kalacak oyuncunun sorun çıkarma potansiyeli.bence mevlüt gitmeliydi sonuç olarak.
bide emre belözoğlu'na takılmış millet.bence emre son iki hazırlık maçında takım içindeki en üretken oyuncuydu.hep dikine oynamaya çalıştı.sağlıklı bir emre belözoğlu'nun bu takımda her zaman olmasını düşünüyorum diyor ve sözlerimi noktalıyorum efendim.
- fenerbahçe'nin yedeklerinin (colin kazım, semih şentürk), bundesliga'da ilk 11 oynayanlara(halil altıntop, yıldıray baştürk) tercih edildiği bir kadrodur.
neticede bir tercihdir.maçlara, kadrolara, dizilişlere bakarız, aklımıza yatmadığı yerde eleştirimizi yaparız.
ama tabi baştan şunu söylemek lazım ki, bu bir turnuva bu kadroyu bildirdikten sonra, yaşanabilecek herhangi beklenmedik bir durumda değiştirme şansınız yok.böyle bir terslikte(sakatlık, ceza v.b.) tümer, semih ya da colin gibi isimler bir maçın 90 dakikalık sorumluluğunu kaldırabilecek düzeydeler mi acaba?
- eleştirilerin kadrodan çıkarılanlardan çok kadroda kalan futbolcular üzerinden yapılması gerektiğini düşündüğüm kadro. yani substance'ın dediği gibi yıldıray baştürk fatih terim'in oyun taktiğine uygun olmayabilir, savunmaya yardımcı da olmayabilir ama kardeşim tümer metin bunları yapabiliyor mu ki kadroda?
sabri hakkında galatasaraylı dostlarımızın sezon boyunca neler söylediklerini hatırlıyorum, gökhan gönül de sakatlandıktan sonra sağ bek mevkiini sadece ona teslim etmek pek de hayırlı olmazmış gibi görünüyor. tabi bir de hamit altıntop var ama sanki orta sahada oynasa çok daha iyi olurdu.
mevlüt'ün yerine halil altıntop'un çıkarılmasını ise yorumlayamıyorum bile. herhalde fatih terim'in kafası iyiydi.
|