üzerine bir inceleme yapmak gerekirse;
kale:
volkan demirel doğal olarak ilk seçenek olacaktır. kendisi hata yapmamakta mıdır, tartışılmaz; keza fazlasıyla yapmaktadır. ancak zaten türkiye futbolunda ezelden beri az hata yapan ve istikrarlı bir kaleci görülmemiştir. volkan, en azından fiziğinin iyi oluşu ve konsantrasyonunu sağlamayı başardığında elinden geleni layığıyla yapması nedeniyle eldeki alternatifler arasında en iyi seçim gibi durmaktadır. rüştü'ye gelince, en iyi olduğu dönemlerde bile güven vermeyen, yan toplar ve yüksekten gelen her türlü ortada yürekleri ağızlara getiren rüştü, malumunuzdur, üzerine tartışılacak pek fazla bir şey yoktur. ha, kadroda bulunmalı mıdır, bu sanırım teknik direktör tercihi, tecrübe faktörü gibi nedenlerle açıklanabilir, mazeretlendirilebilir. zira
rüştü reçber'in sezon performansının nasıl olduğunu beşiktaşlılara bir sormak, formu açısından kadroda olmayı ne kadar hakettiğini anlamaya yetecektir.
tolga zengin ise gerçekten enteresan bir karar. türkiye'de genel bir kanı vardır, genç=yetenek=gelecek vaadeden=yıldız adayı=avrupa şeklinde. bu mesnetsiz genelleme sayesinde yıllardır mahalle takımı yıldızları "hedefi avrupa'yı titretmek" diyerek damdan düşer gibi lanse ediliyor halka. tolga da bunlardan biri gibi görünüyor şu ana kadar. genç olmak dışında ısrar edilmesi gereken hiçbir niteliğe sahipmiş izlenimi vermemekte. ha, eğer ki bu karar o "denge politikası"nın, trabzonspor'dan oyuncu çağırma gereğinin sonucu ise, yazık o zaman bunca kafa yormaya.
orkun usak ve
hakan arıkan'ın bulunmamaları birer artı,
serdar kulbilge ve
aykut erçetin'in bulunmamaları birer soru işareti.
defans: milli takımın açık ara yumuşak karnı, zayıf noktası, büyük gediği.
bülent korkmaz-
alpay özalan ikilisinin 1998-2003 arasındaki iyi döneminin ardından, yıllardır bir türlü stoper istikrarına kavuşamıyor milli takım. en sıradan takımlardan bile rahatlıkla yenilen son derece basit goller zaten bu sorunun vehametini gösterdi. türkiye bu kadar fazla hata yaptığı elemeler sonucunda bir şekilde turnuvaya katılmayı başardıysa; hele ki bunu daha fazla hak edip de başaramadığı son iki büyük turnuvanın ardından yaptıysa; bunu iflah olmaz şansına, rakiplerin gerçekten insanüstü hatalar yapan kalecilerine ve grubun fikstürünün kolaylığına borçlu olduğunu unutmaması gerekiyor. zira
euro 2008'deki rakipler, eleme grubundaki gruplardan fersah fersah kaliteli, ve
malta,
moldova gibi takımlara karşı yapılan hataların çeyreği bile faciaya çanak tutacaktır. peki ne yapılmalı, seçim nasıl olmalı sorularına gelince; öncelikle
servet çetin'in yeri garanti. servet, yıllardır saç baş yolduran ve anormal hatalar yapan bir oyuncu olmasına karşın, çok iyi bir sezon geçirdi bu sene; sanki konsantrasyonu ve emeği ikiye katlanmış gibiydi. bu turnuvada da ona güvenmek ve sezondaki başarısını devam ettirmekten başka çare yok, zaten formayı ondan daha fazla hakeden de pek yok bu mevkiide. asıl soru yanında kimin oynayacağı. servet çetin son derece ağır bir oyuncu; bu nedenle hem beklere ters kademeye girmek açısından büyük görev düşüyor, hem de diğer stoperin gedik kapatacak kadar çevik olması gerekiyor; iyi bir
as roma'da ağır juan- çevik mexes,
barcelona'da ağır puyol, çevik milito,
liverpool'da ağır hyppia, çevik carragher örnekleri gibi. bu hasletlere sahip olarak akla gelen en iyi isim ise
emre güngör. hem servet ile uyum konusunda tecrübe kazandı, hem de görev adamı kimliğini iyi taşıyor. daha önce bu mevkide denenen, bazı oyunculara nasıl vurulduğu anlaşılamayan "bu adam iyi oyuncudur" yaftasının has taşıyıcılarından
ibrahim toraman'ın kesinlikle bu boşluğu dolduramadığı net biçimde görüldü; ancak kadroda bulunmalı mıydı, bu da tartışılabilir.
emre aşık'ın bulunmasını konuşmaya değer görmüyorum,
fatih terim'in bu tavırları herkesçe bilinir, emre sezonu nerede geçirmiş olursa olsun buraya dahil edilecektir, bakanlar kurulu kontenjanından.
ibrahim kaş da kesinlikle kadroda bulunması gereken, hatta belki stoperde emre güngör'e alternatif olarak düşünülebilecek bir isim -maksat sırf
sinan engin çıldırsın diye bile alınabilir zaten kadroya-. sağ bekte
gökhan gönül açık ara ilk seçenek, ancak gökhan'ın sakatlığı bahane edilerek, fatih terim'in o pek sevdiği cazgır ve eyyamcı oyuncu tipinin örneği olarak, bakanlar kurulu kontenjanının bir başka üyesi
sabri sarıoğlu da görevlendirilebilir sağda. eğer bu yapılırsa büyük bir hata olur, quaresma- sabri kapışması fena halde acı acı güldürücü olabilir. sağ bekte bir seçenek olarak, orta saha oyuncuları arasında görünen
hamit altıntop da, gökhan gönül'ün oynayamaması durumunda düşünülebilir. sol bek, türkiye'nin en çok sıkıntı yaşadığı bölgelerin başında geliyor. bu alanda
hakan balta, iyi bir sezon geçirdi. hücum yönünün zayıf olmasına ve fiziğinin bir bekten ziyade bir stoperi andırmasına karşın, sağlam fiziği ile en azından alan savunmasında başarılı olabilir. en zor görev,
cristiano ronaldo'nun sağ açıkta oynayacağı varsayılırsa sol bekteki oyuncunun sırtında gibi görünüyor, bu nedenle o alanda bekin önünde oynayacak oyuncunun dahi sürekli olarak defansa yardım etmesi gerekiyor. işte tüm bu nedenlerden ötürü, uğur boral bana göre bu mevkiinin ilk seçeneği olamaz, zira iyi dribbling yeteneği ve etkileyici bir sol ayağı bulunmasına karşın, kafasını kaldırmadan metrelerce koşması, çalım sevdası ve kimi zaman feci halde içe kayması, bu derece yüksek müsabakalarda telafi edilebilecek hatalar değil, ve böyle bir durumda
fenerbahçe'nin ligin son haftasında yattara'dan yediği gol benzeri bir golün gelmesi işten bile değil.
ibrahim üzülmez'in ve
wederson'un bulunmaması kararının doğruluğu bir artı,
volkan yaman-
hayrettin yerlikaya ikilisinden birinin çağırılıp çağırılmaması konusu ise bir soru işaretidir. kişisel bir görüş olarak,
ümit özat oynamasa bile bir joker olarak, en azından bir "abi" olarak burada olmayı hak etmişti. son olarak, keşke
serdar kurtuluş olsaydı.
orta saha: futbolun bu en önemli bölgesi, türkiye'nin en büyük şansı olarak en çok nitelikli alternatife sahip olduğu alan. öncelikle takımın düzeninin nasıl olacağı, taktiksel dizilişin kalıbının belirlenmesi önemli: çift ön liberolu 4-4-2 olabilir, baklava 4-4-2 olabilir, artık literatüre
fenerbahçe modeli olarak geçmesi gereken çift ön libero, bir forvet arkalı, kanatlara aşırı görev yükleyen 4-2-3-1 olabilir,
football manager oynayanların gayet iyi bileceği aml- amr tabir edilen,
barcelona ve c
helsea'de görülen aşırı derecede ofansif sol açık ve sağ açıklar üzerine kurulu, hücumda 4-3-3'e dönüşen bir 4-5-1 olabilir...hepsi ihtimal dahilinde. milli takımın en büyük sorunlarından biri olarak gösterilen oturmuş bir kadroya ve oyun planına sahip olmaması durumları nedeniyle, bu dizilişler maçtan maça, hatta maç içinde dahi değişebilir. bu nedenle bu yazı, en olası model gibi görünen, çift ön liberolu 4-4-2'ye göre devam edecektir. dmc, çapa, dinamo, ön libero olarak bilinen defansif orta saha mevkiinde türkiye şanslı. pek çok oyuncu var bu mevkiide forma giyebilecek;
aurelio,
mehmet topal,
selçuk şahin,
deniz barış,
ayhan akman, hatta
hamit altıntop gibi kalifiye oyuncular hepsi de. bu alanda en şanslı iki kişi, marco aurelio ve mehmet topal gibi görünüyor. gedik kapatıcı oyuncu, üç kişilik ciğerleri ve hücum oyunculuğu kapasitesiye aurelio, ve sezonun sürpriz yumurtası, tam anlamıyla orta saha hamalı kimliğini yansıtan, ayrıca mevkiisi için harika bir fiziği olan, hücum yönünü ve sertliğini geliştirirse
patrick vieira'nın gençliği haline gelebilecek mehmet topal ikilisi, eğer mayaları tutarsa bana göre milli takımın en büyük şansı olacaklar. defansif alanın zayıflığını da kapatmakta etkisi olacak bu ikili bence alternatifsiz, ve üzerlerinde ısrar edilmeleri gerekiyor. sol kanatta en büyük olasılık, son haftalarda form tutan ve zaten, her halükarda enerjisi ve ne zaman ne yapacağı kestirilemeyen oyunuyla her takımda bulunması gereken
tuncay şanlı. sağ kanatta ise, yine iyi bir sezon geçiren, takımın büyük eksiklerinden yaratıcılığa sahip nadir oyunculardan olan
arda turan forma yarışında galip gelmesi gereken oyuncu. buraya kadar her şey güzel; ortaya çıkan bu dörtlü gayet etkileyici, ve başarı potansiyeline sahip. maçın kötüye gitmesi durumunda da, kulübe yedekten gelip maçı değiştirebilecek
yıldıray baştürk,
tümer metin,
gökdeniz karadeniz gibi delifişek adamlara. sorunun adı:
emre belözoğlu. bakanlar kurulu kontenjanının en murahhas azası. fatih terim'in manevi oğlu. emre'nin bugüne kadarki tüm tecrübelere dayanarak, takımda her şekilde şans bulacağı söylenebilir. ki zaten kendisi, bekleneni verememek, bir türlü "olamamak", oyununu olgunlaştıramamak kavramlarının ayaklı karşılığı olmakla beraber; ara sıra, bir hayli nadir de olsa ara sıra yaptığı muazzam işlerle vazgeçilebilecek bir oyuncu da değil. bu nedenle emre'yi kullanmak milli takımın en büyük sorunu olacak. fatih terim'in onu dizilişi bozmaksızın oynatacağını varsayarsak; tuncay-aurelio-mehmet-arda dörtlüsünden birini kesmesi gerekecektir, ki bence böyle bir durumda orta sahada sözünü ettiğim verimin sağlanması mümkün olmaz. eğer ki orta sahayı forvetten bir adam eksilterek beşlemeye karar verirse de, hücum etkinliği telafi edilemez biçimde düşer, ve fenerbahçe'nin de, milli takımın da uzun süredir acısını çektiği ileride çoğalamama, pozisyon üreteme, forvetteki adama top indirememe, eninde sonunda da doldur-boşalta dönme sorunları ortaya çıkar. peki çözüm nedir? bilmiyorum. bilsem zaten, şu an oturduğum yerde bunları yazıyor, ancak menajerlik oyunlarında başarıdan başarıya koşuyor değil, bu girileri okuyup kadroda gereken oynamaları yapıyor olurdum. kadroda orta sahada tartışılması gereken en büyük adam ise,
colin kazım richards. tamam, topla çok hızlı. tamam, oyun stili gerçekten bu topraklarda fazla görülmeyen tarzda, ve kendisini savunanları zorlayan şekilde, nadir görülen bir topla oynama yöntemi var. ancak performansıyla burada bulunmayı haketti mi, fazlasıyla tartışılır.
mehmet topuz, tecrübesiz olsa da orta sahanın her yerinde oynayabilmesi ile en azından bir alternatif olarak düşünülmeliydi. ayhan akman, bana göre verdiği "görürsünüz, kadroda ben olmayacağım. fatih hoca benim oyunumu sevmez" tarzı demeçlerine misilleme olarak, terim'in ego ve "büyüklüğünü" göstermesi amacıyla çağrıldı. ha, haketti o ayrı, ama bence gerçek neden bu.
serdar özkan'ın,
hüseyin cimşir'in ve
barış özbek'in bulunmaması birer artı; daha önce takıma çağırılarak denenen
selçuk inan,
selçuk şahin'in bulunmamaları birer soru işareti. son olarak: keşke alex olsaydı.
forvet: geldik en şaşaalı bölüme. "futbol goldür" deyimi doğrudur, diğerleri ne yaparsa yapsın, gol olmadıkça başarısızlığa mahkumdur. ve golü de forvetler atar, diğerleri yine ne yaparsa yapsın, övgüyü de yergiyi de önce onlar kapar. forvette kaç oyuncuya yer verileceği başlıca merak konusu. eğer ikili olacağı varsayılırsa, seçilecek oyunculardan biri mutlaka
nihat kahveci olacaktır, olmalıdır da. klasik santrfor kalıbına uymayan tarzı, topa gerçekten iyi vurması ve orta sahaya yardım da edebilmesi ile nihat, takımın anahtar adamı olabilir. ancak nihat'ın yıllardır yurtdışı liglerde neden başarılı olduğunun da irdelenmesi ve unutulmaması gerekiyor: nihat iyi besleniyor. önce sociedad'da kovacevic, karpin, de pedro ile; daha sonra villareal'de riquelme, tomasson, rossi, pires ile oynadı; ve bu oyuncuların hazırladığı pozisyonlarda doğru zamanda doğru yere giderek bulunduğu yere alnının akıyla geldi. bu nedenle aynı başarıları milli forma altında göstermesi için, forvet ekürisine, orta saha ikilisine, en önemlisi de kanatlara büyük görev düşüyor: nihat beslenmezse solar. ikinci forvet olursa kim olur; sorusunun ise iki cevabı var.
semih şentürk de
halil altıntop da düşünülebilir ilk 11'de. halil uluslararası tecrübesinin çok daha fazla oluşuyla ilk 11'e, semih de üzerine yapışan sıfatlarla ve 90 dakikayı çıkarmakta pek başarılı olamamasıyla kulübeye daha yakın.
mehmet yıldız'ın bulunmayışı en çok tartışılacak konulardan biri. mehmet yıldız, iki yıldır iyi sırtlıyor takımını, burada eleştirilecek pek bir şey yok. ancak kapasitesinin bundan ibaret olduğu konusunda derin şüphelerim var benim. fiziksel anlamda son derece güçlü olduğu doğru, ancak zaten karşısında oynayacağı stoperler de senderos, carvalho, ujfalusi olacak. daha önceki
okan yılmaz,
zafer biryol olaylarının da unutulmaması gerek. bu nedenle mehmet yıldız'ın bulunmaması anlaşılabilir. aynı şekilde
gökhan ünal da, kadroya dahil edilmemesi mantıklı isimlerden biri. ancak
fatih tekke noktasında durmak gerek. isterse hiç oynamasın, fatih gibi yirmi üzerinden yirmi bir bitiriciliğe sahip, ceza alanında bulunması dahi yarım gol eden bir gol ayağının kadroda bulunması bile yarar getirir. umarım eksikliği hissedilmez.
mevlüt erdinç konusunda en ufak bir fikrim yoktur, göreceğiz.
hakan şükür ve nobre'nin bulunmamaları birer artı,
serhat akın ve
hasan kabze'nin bulunmamaları birer soru işareti. son olarak;
ümit karan nasıl olmaz yahu?
sonuç olarak, kadro kesinlikle rakiplerden aşağı kalacak düzeyde değil. zaten bu ülke teoride hiçbir konuda asla yenilmez, sorun her alanda daima pratikte olmuştur. eğer 2002'dekine benzer bir ruh yakalanabilirse, daha önemlisi şans da bu saflarda olursa gruptan çıkmak için 3 puan dahi yeterli olabilir. sonrası mı? sonrasını zaman gösterecek.