etkili ve çarpıcı işler yaparak; prim yapmaya, gündeme gelmeye çalışmaktır..eğer bu işler (söylemler) kendi milletini kötülemek boyutlarında ise en başta ayıptır, günahtır..sonrasını ise şuan buraya yazmak istemiyorum..
nitekim yakın geçmişte hem türkiyede hem de dünyada baya üne sahip bir yazarımız (ki kendisi türktür) böyle tarz işler yaparak, bir nevi dikkatleri üstüne çekmeye çalışmıştır..bir tarihçi edası ile uğraşı olamadığı konularda yorum yapmıştır..lakin bu tarz söylemlerde bulunmaya gerek duyan bir ünlü de değildir..böyle bir demeci niçin veya ne amaçla yaptığı hakkında en ufak bir fikrim yok..her ne kadar bu küçük bir söylem olsa da, türkiyenin imajını çok zedeleyen bir olaydır..
önüne geçilmesi gerekilen çirkin bir davranıştır..
en güzel örnekleri şu aralar size anne diyebilirmiyim de görülmektedir..
milletini kötüleyenler,dününü bilmez, yarını öylesine yaşayan şahıslardır.sürekli eleştirirler, ağızlarında sürekli:' ne olacak bu memleketin hali' nidalarıyla dolaşırlar.bilmiş ;ama özünde bir şey bilmeyen havası da cabası...bir millet tabi ki eleştirilmelidir,eksik ,noksan yönleri eleştirilerek tamamlanmalıdır. bu kişiler,kendi memleketine sahip çıkacağına onun bunun taklidi olma görevini başarıyla yerine getirirler.eleştirileri de yapıcı değil ,yıkıcı ,aşağılayıcı niteliktedir.ne kadar söverse o kadar yücelir kendi gözünde;çünkü toplum da bu hale gelmiştir, sürü gibi ki kim ne derse onun peşinde... düşünmeye gerksinim duymaz,başkaları onların yerine hep düşünür çünkü,...herkes kendi derdine düşmüştür. milletini kötüleyen ,koştuğu sokağa , bastığı toprağa ihanet eder. bu kişiler 'ben de bir şeyler yapayım' demez,... habire yorumlarıyla ortamı bulandırır.utanacaksa böyleleri ,kendinden utanmalı ,türk olduğundan değil...
(hera, 01.01.2006 22:01 ~ 28.11.2006 21:44)
kendi milliyeti sorulduğunda vereceği cevap kendini çok daha aşağılık duruma düşürecek olandır. kötülediği milliyetten olduğunu söylese sormazlar mı insana "sen ne katkıda bulundun da milletini kötüleme hakkını buluyosun kendinde" diye. eğer bunu kabullenemeyecek kadar köleleştiyse de bi siktirsin gitsindir zaten
kişinin vicdanını rahatlatmak, kendini uygar ve dürüst göstermek, farklı, aykırı olabilmek, özgüven sahibi sanılmak gibi çeşitli amaçlarla yapabildiği bir tür günah çıkarma eylemi. olmayan günahları çıkartayım derken daha büyük yıkımlara sebebiyet verebilcek kendini bilmezlik durumu.
(bkz:
seçilmiş travma)
(bkz:
aşağılık kompleksi)
(bkz:
eziklik)
(bkz:
cahillik)
nedense bu insanlar bana hep futbol eleştirmenlerini çağrıştırırlar.
televizyonda, köşe yazılarında ve çeşitli yerlerde teknik adamları yerden yere vurup, futbolcuların hepsini yeteneksiz ilan edip, yönetimleri istifaya çağıran bu kişiler aslında söz konusu işi eleştirdikleri bu insanlardan daha iyi yapacak kapasitede değillerdir, böyle olsalar eleştirmen olmak yerine bu dediklerimden biri olurlardı zaten.
yani
kıssadan hisse: konuşmak kolay , yapmak ise zordur. kolay olanı seçenlere örnekleri her pazar televizyonlarda bolca görüyoruz. ama bu milletin kötüleyene değil de kalkıp daha iyisini yapana ihtiyacı olduğunu hepmiz biliyoruz!
(bkz:
nedim gürsel)
doğu'nun meselelerini, bir mahkeme, bir hapishane, bir el kitabı ciddiyetiyle ele alan, analiz eden, yargılayan, yöneten ve acımasızca eleştiren bir
batı'nın ağzı olmak her dönem prim yapmıştır.
(bkz:
oryantalizm)
(atropos, 21.01.2006 00:17 ~ 00:18)
milleti kötülemek kavramı bana hep tck 301 i hatırlatır.
neye göre kime göre diye de eklerim düşünürken.
kimimiz kendini seçilmiş, yüce , tüm ırkların onun soyundan türediği, yenilmez, süper kahraman bir millet olduğuna inanıyor, kimimiz de tam aksine. ezik,zavallı kendi kimliğini kaybetmişlikle suçluyor. yüceltene abartana pek bir şey olmuyor da suçlayana çok şeyler oluyor.
elbette ki her düşüncenin aşırısı nahoşlaşıyor. milleti aşağılamak , kötülemek de çok izafi kavramlar. hrant dink ne yapmıştı mesela evrensel bir görüş birliği var mı ? yok. bana göre eleştirmişti başkasına göre küfür etmişti.demek ki zaman gibi göreceliymiş kötülemek,eleştirmek kavramları . o küfür etmemişti sadece ona eminim,ama öldü.demek ki aşk gibi ,nefret gibi şiddeti değişebiliyormuş eleştirinin. ama öldü
ben hrant dink i olaylı yazılarına kadar takip etmezdim.ermeni katliamına da inanmıyorum tamamen siyasal olduğunu düşünüyorum ama benim ülkem hakkında, benim milletim hakkında farklı bir kaç kelam ediyor diye öldürüldüğünde ağladım. hazmetmektir aslolan.kabul etmektir.ve farklı bakış açılarından görmeye çalışmaktır zor olsa da.
milleti yüceltelim,pohpohlayalım mantığı yerinde saymayı getirir.e nasılsa mükemmeliz neyi değiştirelim niye değiştirelim der insan.ama eleştirilmek ve bunun üzerine gerçekliği olabilir mi diye kafa yormak değişime iter insanı.acaba mı der halklar.acaba şöyle mi olsa,yoksa bu şekilde iyi mi...en azından düşünme yeteneğini beynini kullandırtır eleştiri.
ve her ne kadar tck 301, eleştiri amaçlı görüşler suç sayılmaz dese de eleştiri ile kötülemenin bir ayırımı yoktur bu topraklarda ve cezası aynıdır.eleştirmeniz engellenmez aslında, hrant dink engellenmemişti,eleştirmişti ve öldü.
akbilim bittiğinde yaptığım iştir.
iett şoförleri de hala yiyor bunu. binip otobüse yanında dikilerek "abi şimdi bi alman, bi ingiliz bi de bizim saf türk..." diye başlayınca bilet falan sormayı unutuyolar.
yalnız halk otobüsünde indirilme, minibüste de "amma kafa siktin lan" diye dayak yeme nedenidir.
*
işin kolayına kaçmaktır.sorumluluk almamak ve vurdumduymazlıktır.çaba göstermeden, beklenti içinde olmak, hayalperestliktir.bu tip insan çocuğu eğitimde başarısız olduğunda, o kadar para verdim, özel hoca tuttum ama kazanamadı, karıma evler arabalar aldım ama beni boşadı, ben önüme gelen tüm evrakları imzaladım ama şirket battı diye, işin içinden de sıyrılır.
işler iyi gitmeyince birilerini ya da geniş bir kitleyi hedef gösterip işin içinden sıyrlmak ya da ebn görevimi layıkıyla yaptım diyerek kendini yüceltmek denyoların işidir.önemli olan işler kötü giderken kendi yararın dışında olayın daha iyi olması için neler yaptığındır.
millet ya da topluluk kötü ise bunda mutlaka herkesin sorumluluğu vardır.
aklını diğer akıllardan üstün tutan ve başkalarının doğrularına tahammül edemeyen,kimse tarafından
aydın statüsüne konulmadığı halde kendini
aydın zanneden,kimi zaman gerçekten bilgili ama asla edepli olmayan insanların davranış biçimi.
her toplumun içinde cahil insanlar pekala mevcuttur.cahil olmayanlara düşen ise onları itip kakmak değil sadece anlatmaktır.en önemlisi amaçtır.milletini kötüleyenlerin amaçlarının genelde milletiyle hiç alakası olmamaktadır. niyeyse artık.
zamanında thomas bernhard da yapmıştır aynı şeyi. hatta vasiyetinde kitaplarının avusturya da yayınlanmamasını isteyecek kadar ileri gitmiştir. e adam insansevmez olunca milletini de sevmemesi doğal tabi. sanki insanın milletini sevmesi gibi bi zorunluluk var. var mı yoksa? neyse şöyle bir bakınızla bitsin o zaman;
(bkz:
millete koyayım size bir şey olmasın)
seçimler sırasında ve sonrasında çok gördük bunları. kala kala muhalefette kaldılar daha ilerisi de olmayacak gibi görünüyor. neymiş? bi boka yaramıyor.
bunun sadece türklere özgü bir özellik olduğunu söylemeye çalışmak milletini kötülemeye çalışmak değil midir peki? değildir diyen varsa şöyle geçsin beklesin, geliyorum ben.
gereksiz eylemdir ancak arada espri niyetine illa kullanışmılığı olur da lafım bokunu çıkartanlara. bir de şu var;
konuya tek gözünü kapatıp gelen kişileri görünce duygulanmamak elde olmuyor. karşı teoriye göre artık eleştiri de yapamayacak mıyız? özgürlükleri kısıtlamaya çalıştığının farkında mısın? bekliyorum gel hadi.
milleti olduğuna inanmayanlara, milliyetçilik yaparak bölücülüğün hasını yapmakta olanlar tarafından yapıştırılmış etiket olabilir pekala. dursunlar öyle, yakıştılar oraya.
"milleti"ni kötülediği iddia edilen yazarlar , isimler, onlar bunlar, her kim iseler milletleri ile değil devletleri ile problemli olanlardır.
ne orhan pamuk ne bir diğeri "türk milleti" ne yönelik menfi bir söz sarf etmemiştir.
bakın tane tane anlatayım. onların derdi devlettir. millet değil. aslında kendi milletini aşağılayan veya kötüleyenlerin kim olduğu bellidir.
seçimlerden önce türklük aşkı ile kavrulan dimağlar, 22 temmuz sonrasında darbeyi yedikten sonra "göbeğini kaşıyan, aptal, bidon kafalı" yakıştırmaları ile bu çok sevdikleri ve her biri teker teker tc vatandaşı olan halkının ağzına sıçmaya yetlenmekte beis görmemiştir.
ne orhan ne yaşar ne nedim ne de bir başka yazar alenen millete, halka, türk oğlu türk insan topluluğuna , türk ve islam menşeili isimler seçilerek adlandırılmış papağan, balık, kedi vb mahlukâta hakaret etmiştir.
ha sen devlet ve milletin aynı varlıklar olduğunu zannediyorsan bunca yıldır geçen cahil ömürüne yan, derim.
siyaset biliminde , sosyolojide ve her nevi beşeri bilimde satır satır, cilt cilt ele alınan konuları , politik çevrelere yakınlığı ile bilien bilgi fakiri pinpon gazeteci edasıyla yorumlamayınız. bilmiyorsanız susunuz.
ben kalkıp dinamodan , vektörden, fizikten ahkâm kesiyor muyum? şu ana kadar sadece erke dönergeci hakkında konuştum onda da hala tedirginim, adamlar ya yaptıysa diye... bak bu derece. yok lan o kadar değil.
(altlejant, 27.12.2007 15:35 ~ 28.12.2007 09:41)
saçma bir eylem.
milliyetçiliğin tanıma bakarak işe soyunalım önce. tdk'yı kaynak alıyor ve linki gösteriyorum
http://www.tdk.gov.tr/...
neymiş milliyetçilik öcü değilmiş, algılama tahtası olmayanların kafasına bunları sokuyor ve devam ediyoruz. eklemeden geçemem; nifak sokma çabasına
etnik kökene dayalı bölücülük denir.
en az bunun kadar saçma bir eylemde uyuşturucu kullandığını hava atarak belli etmektir. ne demiş şair;
- pıtlan da kendine gel.
milliyetçilik tdk sözlüğünün "verecek cevabımız olsun" türünden yazdığı iki satırlık yazı ile tanımlanamayacağı için destekli atmak gerekir. misal bu bilgi, ernest gellner, benedict anderson, tanıl bora, yusuf akçura, namık kemal (bir defada akla gelenler...seçmece yok) ve bir çoğunu okuyarak elde edilebilir. ama onların referansı için link değil kitap önermek lazımdır. hadi bakalım.
varılmak istenen yere göre anlamlı ya da anlamsızdır.
bunu uygulayan insanlar, milliyetçiliğin tanımını kendi düşünceleri doğrultusunda değilde tdk nın verdiği şekilde alıp, milliyetçiliğin insanoğlunu bölmek için ne kadar güzel bir araç olduğunu göremeyenler tarafından sürekli olarak eleştirilirler. ama bu insanların sadece yaşadıkları coğrafyadaki değil, tüm dünya insanlarını aşağıladıklarını pek göremezler bu milliyetçi arkadaşlar. ya da işlerine gelmez. bir de çarpıtmaya bayılırlar. çünkü hiçbir konuda derinlemesine düşünemezler. olayları başka yönlere çekip düşünsel sakatlıklarını gizlemeye çalışırlar.