|
|
- öyle bir kudret ki, haksız olsanız dahi sizi haklı çıkaran, gücünü milletten alan ama milletten aldığı gücü milletin vekiline dayak atarken de kullanmayı sağlayan, bu aralar iktidar partisi adalet ve kalkınma partisi'ne taraf olanların sık sık kullandığı politik jargon. dediğim gibi partiniz anayasa aykırı davransa bile kapatılamaz çünkü millet iradesi, milletin vekiliyken birden padişahın yeniçerileri olup adam, pardon mileltvekili dövebilirsiniz çünü millet iradesi, ihaleye fesat karıştırabilir, babanız bakansa bürokratı tehdit edebilir, istediğinizi yapmazsa onu görevinden alınması için babanıza şikayet edersiniz çünkü millet iradesi. herhangi bir şeye aykırı olsun ya da olmasın tüm eylemlerinizi haklı çıkartabileceğiniz su sızdırmayan, 3 katlı, süper emici dokulu iç tabakaya sahip hijyen pedi. tüm marketlerde.
- halkın iradesi olarak da kullanılır.
irade çok insanî bir kavram. tdk " bir şeyi yapıp yapmamaya karar verme gücü, istenç." diyor. millete (ya da halka) irade sahibi bir varlık olarak bakmak milleti kişiselleştirmek demektir. türkiye'de yaşayan insanların kümesine türk milleti diyecek olursak ortak bir iradeden bahsetmek için hepsine aynı çıkarları ve aynı beklentileri atfetmemiz gerekir. en temel sorunlarda bile tüm halkın çıkarlarının örtüştüğü düşüncesine katılmıyorum.
ben bugün halkın iradesi kavramının baskı ve siyasi güç elde etme unsuru olarak kullanıldığını gördüm. halkın iradesi kadar güçlü bir kavram ancak baskı unsuru ve dayatma olabilir benim gözümde. halkın iradesine karşı gelen halk düşmanı demektir çünkü. halk düşmanlarına ne yapıldığını iyi biliyoruz.
- yunanistan'ı önümüzdeki 24 saat içinde işgal etmeyen genelkurmay halkın iradesine karşı gelmektedir. eminim türk halkı içinde yunanistan'ın işgal edilip türk topraklarına katılmasını isteyenler çoğunluktadır. inanmıyorsanız referandum yapalım bu konuda. halkın iradesi neymiş görelim, halkın iradesini öğrenmekten korkmayalım.
eğer referandumdan "hayır işgal etmeyelim." cevabı çıkarsa ben susacağım. ama ya siz halkın iradesi üstünde tahakküm kuran elitist oligarklar, siz "evet işgal edelim." cevabına hazır mısınız?
- milletin iradesinden korkmayan sandıktan da korkmaz. sandıktan korkan milletin iradesinden korkuyor demektir. yunanistanı işgal etme konusunda sandığa gitmeden milletin iradesi nedir bilemeyiz.
ben açık açık "eğer yanılıyorsam, susacağım." diyorum. ama ya siz sandıktan "evet işgal edelim." cevabı çıkarsa ne yapacaksınız biliyor musunuz? bilmiyorsunuz. işte bu sandıktan korkmaktır. sandıktan korkan milletin iradesinden de korkuyor demektir. milletin iradesine karşı çıkıyor demektir. milletin iradesinin ne olduğunu bilmeden onun adına iş yapmaya kalkanlar suspus olsun esas. sandığa gitmeden "millet savaş istemiyor." deme cüretini kendinde bulanlar utansın esas!
- elitist oligarkların o derece korktuğu bir şeydir ki, yunanistanı işgal konusunda "millet iradesi nedir öğrenmemiz lazım." diyen bir insana hemen jakoben laikçi etiketini basmaktan çekinmiyorlar. milletin iradesiyle jakoben laikçi bir insan nasıl yanyana gelebilir düşünmüyorlar bile. bu derece korkuyorlar millet iradesinden.
- millet iradesini görmenin yolu kolay. cumhurbaşkanlığı seçimleri ile ilgili referandumda gördük zaten. sandık kuruldu, millet oy verdi, milletin iradesi tecelli etti.
şimdi mesele antik yunan, ilerici burjuva, profesör ve çoban masalları arasında gargaraya getiriliyor ama bir türlü neden yunanistan'a açılacak savaş konusunda sandıkların ortaya konmadığı ve sandıktan evet cevabı çıkarsa ne yapılacağı konusunda açık ve net bir cevap verilmiyor. yok önce zincirler kırılacakmış da ondan sonra gerçek millet iradesini görecekmişiz.
milletin iradesi sopayla, sokaktaki anarşiyle görülmez beyler. sandıkla görülür. elitist oligarklar %47 ile geldikleri iktidarı yeterli bulmuyor, kendi seçtikleri ve milletin iradesiyle seçecekleri cumhurbaşkanlarını yeterli bulmuyor milletin iradesinin tecellisini engellemek için bahane üstüne bahane buluyor.
ha yok, "%47 ile iktidara gelen bir parti hâlâ mazlumdur, hâlâ iktidarsızdır." diyorsanız bu işin %70 ile de olmayacağını anlamış olmalısınız. bu işin seçimlerle olmayacağını anlamış olmalısınız. memlekette sopa bol. alın elinize sopayı, millet iradesini gerçekleştirmek için kimin kafasına vurmanız gerekiyorsa vurun. hem milletin iradesinin tecellisine izin vermeyen bu sistemi kabul edecek ve onun kuralları ile oynamaya çalışacaksanız, hem de oturduğunuz yerden ağlamaya devam edecekseniz. bu kafayla daha çok ağlarsınız. sopayı eline almayanın kuralları değiştirmeye de hakkı yoktur.
kısaca, yunanistan'ın işgali ile ilgili bir referandumun önünde duran herkes benim gözümde millet iradesinin önüne barikat çeken elitist oligarktır. bu konuda daha açık ne söylenebilir bilemiyorum.
- millet ile halk arasındaki ayrım hukuki açıdan bakılacak olursa,
genel olarak halk, bir ülke içinde; o ülkenin toprakları üzerinde yaşayan ve o ülkeyi oluşturan insan topluluğudur ,
millet ise, bir ülkede birbirine manevi bağlarla bağlanmış; belirli bir geçmişi, dili, kültürü vs. olan insan topluluğudur.
millet kavramı, halk kavramına göre daha geniş bir kahvamdır. zira halk egemenliğinden ziyade, millet egemenliğinden bahsedilir ve demokratik sistemler gereği, egemenlik, millete aittir. yani egemenliğin kullanma yetkisi aslen millette olup, bunu bir vekil / temsilci aracılığı ile (çok küçük topluluklar açısından direk - doğrudan demokrasi) kullandırmasıdır. işte bu egemenliğin asıl kaynağının milletin kendisi olması ve bu egemenliği kullanabilmeleri millet iradesidir. millet iradesindeki amaç, milletinin tümünün siyasi hayata istekleri doğrultusunda yön verilmesini sağlamaktır. burada araç olarak kullanılan temsilcilerdir. ancak günümüzde millet egemenliği yerine, bir şekilde temsilcilik sıfatına haiz kimselerin çoğunluk sağlayarak belirli bir kesimin çıkarlarını millet iradesi olarak göstermeleri ve sanki egemenlik kendilerine münhasırmış, hatta millet (o da belirli bir kısmı) yalnızca sandık zamanı hatırlanan, ara sıra gönülleri alınan araçlarmış gibi algılamakta ve bu durum uygulamaya yansımaktadır. millet iradesi tamamen tersine dönmüş, egemenlik taraf değiştirmiştir.
- (bkz: @2462987)
yıllar sonra kendi girime bir bkz geliyor. onun sağrısında batubey geliyor. son 100'e girildiğinde insan hakları demohrasi tehlikede lelelelele.
- kavramın kullanılmasında ve varlığında şüpheye düşmemek için tüzel kişilik kavramı yeterlidir. halk ya da millet tüzel kişiliğinin belirli bir amaç uğruna*, belli sınırlarla* oluşturduğu ve sahibi olduğu "devlet" tüzel kişiliğinin yönetilmesi olayında halkın/milletin istekleri rol oynuyorsa millet iradesi güçlüdür denilebilir.
- çoğunluğa, güçlüye boyun eğme, bir daha ki hesaplaşma gelene kadar her şeyi karşılıksız o gücün hizmetine verme. demokrasi gerçekten bu mu? mortal combat mı yani? kazananın dünyaya hükmettiği bir kadim savaş mı? bir şeyler ters. ama ne?
- e millet iradesi iyi güzel, tamam. çoğunluğun istediği olması da mantıklı gibi ilk başta. o da tamam haydi diyeceğim, diyemiyorum.
öyle bir düşünceye sahip olabiliriz ki, her daim azınlıkta kalmaya mahkum olabiliriz belli coğrafyada. şimdi çoğunluğun istediği şey iyi mi diye bakarsanız, dünyada ne saçmalık varsa hepsinin milyon tane taraftarı olabilir. olmayadabilir ama, bir şeyi çoğunluk istiyorsa iyi midir, değil midir... tartışılabilir. bu olayın milletin eğitim seviyesiyle de ilgisi olduğunu pek düşünmüyorum. yani 10 tane köyde enstitüye de gitse bu adam, hala gelip britney spears'ın iyi bir şarkıcı olduğunu ya da mahsun kırmızıgül'ün iyi bir yönetmen olduğunu iddia edebilir. yani bence bunlar doğru değil, ama bunları savunan çok kişi varsa doğru mu olacak yani? ne bileyim...
tamam ilgisi yok pek, ama şimdi benim oyumla seçip meclise gönderdiğim adam benim düşüncemi paylaşmıyor ki. yani sözde ben seçtiysem benim düşüncemi savunmalı ama yok, olmuyor. her zaman çoğunluk üstün oluyor da, belki benim düşüncem orada yer almıyor. bu ayrı bir mevzu. yani bu çoğulculuk garip bir mefhum. düşünce iyi ama uygulamada biraz patlıyor.
yani, teoride ben azınlıktaki gruba dahilsem her zaman ezilen oluyorum(düşünce bazında konuşuyorum, elbette diğer konular da var da yeri değil) ve düşüncem asla gerçekleşmiyor. referandumla belirlersek her şeyi, o zaman da belli bir zümre yönetmiş olmuyor mu yani? tamam, diyeceksiniz en ideali bu. haklı da olabilirsiniz. şimdi bir adam %51 oy alıp geldi diye, her dediği doğru olacak mı? ya da bir olayın referandumunda %51 oy alıyor diye, koşa koşa yapmamız mı lazım? %49'u hiçe saymak değil midir bu?
demokrasi çoğulculuk mu, çoğunluğun azınlık üzerindeki baskısı mı, yoksa yeri gelince herkesin söz sahibi olabildiği bir düzen mi? yani benim düşüncem ülkem adına gerçekleşmeyecekse ve hatta bırakın gerçekleşmeyi kaale bile alınmayacaksa; ülkenin başında kral olmuş, halife olmuş, prenses olmuş, hugo olmuş ya da bana muhalif görüşlü bir %51 sahibi olmuş, ne fark eder ki? anlamıyorum ben. gerçi demokrasi olmasın da ne olsun başka? boş.
lan, yoksa bizi mi yiyorsunuz demokrasi iyi bir şey diye?
- iki saattir ben bi yerden hatırlıyorum diyorum bu kavramı, yeni çıkardım; demokrasiden başka bir şey değil işte millet iradesi.
demos + krates = millet + irade
- (bkz: tbmm)
(gaara, 10.06.2008 16:50)
|